ABD’ye yaranmak için Türkiye Afganistan bataklığına saplanabilir

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “İktidar, Erdoğan-Biden buluşması öncesinde; Afganistan’dan çekilme kararı alan ABD ve NATO ülkelerine Türk askerinin siyasi, lojistik ve finansal destek karşılığında Kabil’de kalmayı ve havaalanının korunmasını üstlenmeyi önerdi. Taliban’ın reddettiği bu teklif NATO zirvesinde karara bağlanacak. ABD ve BATILI ÜLKELERE YARANMAK için yapılan bu girişim, Suriye ve Libya’dan sonra Türkiye’nin Afganistan bataklığına saplanmasına yol açabilir!” dedi.

CHP Milletvekili Erdoğan Toprak her hafta yayımladığı raporda Biden-Erdoğan buluşmasına geniş yer verdi.

LOJİSTİK VE FİNANSAL DESTEK KARŞILIĞINDA MEHMETÇİK KABİL NÖBETİNE DEVAM EDECEK

Toprak raporunda, “Brüksel’de 14 Haziran’da başlayan NATO zirvesi öncesinde ABD Başkanı Biden ile randevuya odaklanan iktidar, ABD ile yakınlaşmak için benimsediği tavizkâr tutumda bir adım daha atarak, Afganistan’dan ayrılmaya hazırlanan ABD ve NATO ülkelerine TSK’nın bu ülkede kalmasını, Kabil havaalanını koruma görevini sürdürmesini önerdi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ABD ve NATO’ya siyasi, lojistik ve finansal destek karşılığında Mehmetçiğin Kabil nöbetine devam edebileceğini ilettiklerini söyledi” ifadelerini kullandı.

Toprak’ın yayımladığı raporda konuya ilişkin bölüm şöyle:

Tabii burada siyasi destek, TSK’nın oradaki varlığının siyasi ve hukuki hale getirilmesi. Yani BM ya da NATO’dan bu yönde karar çıkartılması veya Afgan yönetiminin Türkiye’den Kabil’de asker bulundurmasını resmen talep etmesinin sağlanmasıyla askeri varlığın uluslararası hukuka uygunlaştırılması.

Bunun yanı sıra TSK’nın ve orada kalacak askerlerimizin her türlü lojistik ihtiyacının karşılanması.

Nihayet orada tutulacak Mehmetçikler için Türkiye’nin üstlenmek zorunda kalacağı parasal maliyetin finanse edilmesi ya da finansal katkı sağlanması talep ediliyor.

İKİ KEZ ERTELENDİ

ABD yönetimi 11 Eylül Dünya Ticaret Merkezi saldırısının 20’inci yıldönümünde, yani bu yılın 11 Eylül’üne kadar Afganistan’daki tüm askerlerini çekeceğini açıklamıştı. Diğer NATO ülkeleri de ABD’nin ardından askerlerini çekme kararı alarak hızla hazırlıklara geçtiler. ABD ile Taliban arasında geçen yılın Şubat ayında Katar’ın başkenti Doha’da imzalanan ateşkes ve barış anlaşması bugüne kadar işlerlik kazanamadı. Afganistan’daki tüm tarafların Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelerek çözüm müzakerelerini sonuçlandırması girişimi de Taliban’ın gelmeyi reddetmesiyle iki kez ertelendi.

İktidar anlaşıldığı kadarıyla Biden randevusu öncesi, ABD ile yakınlaşmak, Biden ile arayı düzeltmek için böyle bir girişimde bulundu. ABD’nin memnuniyetle karşıladığını açıkladığı bu öneri NATO zirvesinde sonuca bağlanacak.

ASKERLERİMİZİ TALİBAN’IN VE CİHATÇI GRUPLARIN HEDEFİ HALİNE GETİRECEK

ABD ve tüm NATO ülkelerinin askerlerinin çekildiği bir ortamda, TSK’nın tek yabancı askeri güç olarak Afganistan’da kalmaya devam etmesi, Türkiye’yi ve askerlerimizi Taliban’ın ve ülkedeki diğer silahlı cihatçı grupların hedefi haline getirecektir.

Amerikan ve diğer NATO ülkeleri askerlerinin çekilmesinden sonra Afganistan'da neler yaşanacağı belirsiz. Büyük olasılıkla Taliban ile diğer cihatçı gruplar, aşiretler, çoklu etnik yapıya sahip Afganistan’daki etnik gruplar arasında iç savaş yeniden alevlenecektir.

Dört yanı kara sınırlarıyla çevrili Afganistan’da dışarıyla bağlantının sürdürülmesi açısından Kabil ve Kandahar uluslararası havaalanları stratejik açıdan çok önemli. TSK, havaalanının güvenliğinden sorumlu… Havaalanı dışında güvenliğin nasıl sağlanacağı ya da dışarıdan havaalanına saldırıların olması durumunda TSK’ya destek verecek bir müttefik gücün olmaması ciddi risk ve handikap!

AFGANİSTAN UYUŞTURUCU VE SİLAH TACİRLERİNİN ODAĞI

Ülkenin her yöresinde, kendilerine bağlı silahlı gruplarla bölgesel-yerel derebeyliklerini ilan eden aşiret reisleri ile ABD çekildikten sonra ülkenin tamamında hâkim olmayı hedefleyen Taliban arasında iç çatışmaların başlaması ve hızla yayılması kaçınılmaz görünüyor. Bunun yanı sıra uyuşturucu ticaretinin önemli kavşaklarından birisi olan Afganistan’da silahlı uyuşturucu organizasyonları, silah tacirleri de ayrı bir güç odağı.

Dolayısıyla Afganistan’ın 1990’lardakine benzer bir kanlı iç savaş sürecine girmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Kanımca NATO'nun Afganistan'daki varlığının geleceği hem NATO zirvesinin, hem de Erdoğan-Biden görüşmesinin önemli gündem maddelerinden birisi olacak.

İktidarın ABD ile arasını düzeltmek için Mehmetçiği pazarlık masasına sürmesi, parasal destek talep etmesi yanlış ve kabul edilemez olduğu kadar onur kırıcıdır. En azından BM desteği ve kararıyla yürütülecek ayrı bir NATO misyonu ya da barış gücü organizasyonu olmadan sadece TSK’nın ülkede kalmaya devam etmesi, Türkiye’nin ve Mehmetçiğin ateşe atılmasından farksızdır. 2011’den bu yana Suriye iç savaşına müdahil olarak bu ülkede iç savaş ve cihatçı bataklığına saplanan, hem Suriye’de binlerce asker bulundurmanın, ÖSO’yu eğitip donatmanın maliyetine hem de akın eden milyonlarca Suriyeli mültecinin ekonomik yıkımına katlanmak zorunda kalan Türkiye, Suriye bataklığından çıkamamaktadır.

NAMLULARINI TÜRKİYE’YE DE ÇEVİREBİLİRLER.

Şayet Suriye’den çekilme kararı alınırsa, iktidarın oluşturduğu binlerce mensubu bulunan ÖSO, SMO gibi silahlı yapıların Suriye’de barınamayacağı, gidecekleri tek yerin Türkiye olacağı açıktır ve bu da ülkemizin iç huzuru, güvenliği açısından ciddi bir risk ve tehdittir. Bu gruplar kendilerini terk edilmiş hissederek namlularını Türkiye’ye de çevirebilirler.

Benzer şekilde Libya’daki durumda da taraf olarak müdahil olunan süreç giderek bataklığa dönüşmektedir. Türkiye Libya’dan çekilmesi için uluslararası ağır baskılarla karşı karşıyadır. ABD’den, Almanya ve Fransa’ya, Mısır’a, AB’ye kadar herkesten Türkiye Libya’dan askerini ve paralı güçlerini çeksin çağrıları yapılmaktadır. NATO zirvesi öncesinde CB Erdoğan’ın, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlarını, MİT Başkanını, Cumhurbaşkanı Sözcüsünü apar topar Libya’ya göndermesi bu açıdan dikkat çekici olduğu kadar manidardır. Ay sonunda düzenlenecek Berlin Libya Konferansı’nda muhtemelen Türkiye üzerindeki baskılar daha da artacaktır.

İşte tüm bu yaşanan ve ağır bedellere mal olan yanlışlardan ötürü, iktidar yine bir yanlış adım daha atarak Türkiye’yi Afganistan bataklığına sürüklemektedir. ABD ve batılı ülkelerin, NATO müttefiklerinin adeta alkışladığı bu girişim Türkiye’nin çıkarına değildir. Taliban’ın reddetmesine karşılık ABD ve NATO’nun iktidarın sırtını sıvazlamasıyla Mehmetçiğin Afganistan nöbetine devam etmesi durumunda, Türkiye bu ülkede her an patlamaya hazır bir saatli bombanın üstüne oturmuş olacaktır.

Toprak’ın hazırladığı Haftalık Değerlendirme Raporunun tamamını okumak için TIKLAYINIZ