AB, Türkiye ile Suriyelilerden sonra şimdi de Afgan mülteciler için ayrı bir anlaşmanın peşinde

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; ”Haziran ayındaki Liderler Zirvesi’nde Türkiye ile mülteci anlaşmasını 3 yıl süreyle ve 3,5 milyar Euro tutarında mali destekle yenileme konusunda mutabakata varan AB, şimdi de Türkiye ile Afgan mülteciler için ayrı bir anlaşma yapmayı gündemine aldı. Afgan mültecilerin Türkiye’de tutulması, Avrupa’ya geçişlerinin önlenmesi karşılığında Pakistan, İran ve Türkiye’ye mali destek önermeye hazırlanan AB, henüz tutar belirlemedi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “ABD ve NATO güçlerinin Afganistan’dan askerlerin çekilmesini kararlaştırmaları ve bu ülkedeki 20 yıllık askeri varlığı sona erdirme kararları sonrasında Afganistan’dan yoğun bir göç dalgası başladı. ABD, daha önce 11 Eylül olarak açıkladığı çekiliş tarihini öne alarak 30 Ağustos’a çekerken, ABD-NATO destekli Kabil yönetiminin ilerleyişini sürdüren Taliban karşısında ayakta kalması güç görünüyor. Milyonlarca Afgan, ülkelerini terk ediyor. Taliban’dan kaçanlar komşu ülkeler Pakistan, İran, Özbekistan, Tacikistan sınırlarına yığılırken nihai hedefleri ise Türkiye’ye gelmek ve Türkiye üzerinden de Avrupa’ya geçmek. Dolayısıyla ülkemiz yeni bir göç dalgası ihtimaliyle karşı karşıya. AB, Türkiye üzerinden gelebilecek olası Afgan mülteci akınına karşı önlem arayışına girerek harekete geçti. Para ödeyerek diğer ülkeleri mültecilere ev sahipliği yapmaya ve Avrupa’ya geçişlerini önlemeye ikna etme çabasında” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın açıklamasının satırbaşları şöyle:

3,5 MİLYAR EURO KARŞILIĞINDA ANLAŞMAYI ÜÇ YIL DAHA UZATMAYI ONAYLADILAR.

Türkiye ile AB arasında Suriyeliler için imzalanan mülteci anlaşmasının süresi geçtiğimiz Mart ayında dolunca AB Liderleri Haziran ayındaki zirvede AB komisyonunun önerisi doğrultusunda Türkiye’ye 3,5 milyar Euro tutarında mali yardım karşılığında anlaşmayı üç yıl daha uzatmayı onayladılar.

Şimdi de AB, bu mülteci anlaşması dışında Türkiye, Pakistan ve İran ile Afgan mülteciler için bir anlaşma yapmayı planlıyor. Hazırlık aşamasında olduğu ve AB komisyonunda oluşturulduktan sonra liderlere sunulacağı kaydedilen planın Afganistan, Pakistan, İran ve diğer bölge ülkelerine mali yardımların artırılması yanında ‘Avrupa’ya geçiş ülkesi’ olarak Türkiye ile de yeni bir anlaşma yapılmasını içerdiği kaydediliyor. Halen en büyük Afgan mülteci kitlesi toplamı 6,5 milyona varan Afgan mülteciyle Pakistan ve İran’da bulunuyor. İran, daha önce de dile getirdiğim gibi Türkiye sınırından kaçak geçişlere göz yumuyor hatta teşvik ediyor. Son günlerde TIR’lara doldurulan Afgan kaçak göçmenlerin İran üzerinden gelerek ülkemizin farklı illerinde indirildiklerine ilişkin haberler yaygın şekilde gündemde yer alıyor.

SURİYELİ SIĞINMACILARDAN SONRA AFGAN SIĞINMACILAR...

AB yetkilileri, Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye'nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da önemli rol oynayabileceği üzerinde durdukları, bu çerçevede Afgan göçmenler için Suriyelilere ilişkin mevcut mali paketten ayrı yeni bir mali yardımın hazırlandığı kaydediliyor.

Hazırlanan ‘Afgan Mültecilerin Avrupa’ya Geçişini Önleme Planı’ çerçevesinde AB Komisyonu'nun Afganistan'a bu yıl 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü, belirtiliyor. Önümüzdeki yıllar için yapılacak mali yardım miktarı yılsonuna doğru belirlenecek.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Özbekistan’ın başkenti Taşkent'te düzenlenen konferansta Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ve Pakistan Başbakanı İmran Han ile bir araya geldi. Afganistan ve bölge ülkelerine mülteci akını konusunda destek olacaklarını belirten Borrell, Afganistan'a yönelik gelecekteki yardımların demokratik süreçlerin korunması koşuluna bağlı olacağını ifade etti. Taliban, yönetimi ele geçirdiği takdirde AB mali paketinin Afganistan’a iletilmesi büyük ihtimalle söz konusu olmayacak. Benzer şekilde İran’a sağlanacak destek de AB içinde tartışmalara yol açabilecek

AB’nin Suriyelileri ülkede tutması konusunda iktidar ile yaptığı anlaşmanın bir benzerini de Afgan göçmenler için yapmayı planlaması ülkemizin ‘AB’nin sınır bekçisi’ olarak görüldüğünü bir kez daha ortaya koyuyor.

MERKEL’İN SURİYELİ MÜLTECİLERE EV SAHİPLİĞİ YAPILMASI NEDENİYLE TÜRKİYE’Yİ ÖVMESİ:

Göreve veda turları yapan Almanya Başbakanı Merkel’in de Türkiye konusundaki açıklamalarında sadece Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapılması nedeniyle Türkiye’yi övmesi, tam üyelik, gümrük birliği, vize serbestisi konularına hiç değinmemesi AB liderlerinin zihniyetini ve ülkemize bakışlarını yansıtması açısından somut bir örnek.

Merkel’in Türkiye’nin AB üyesi olamayacağını, böyle bir şeyin söz konusu dahi olmadığını ifade etmesi ise tam anlamıyla samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük. Bu noktada iktidarı bir kez daha uyarmak isterim. Suriyelilerden sonra muhtemelen önümüzdeki dönemde sayıları hızla artacak Afgan sığınmacıya ev sahipliği karşılığında AB ile birkaç milyar euro için anlaşma imzalamaları kabul edilemez.

Bir yandan ‘Türkiye ensar ülke’ diyerek milyonlarca mülteciye ev sahipliğini dini inanç kisvesi altında savunurken diğer yandan zor durumdaki bu insanlar üzerinden AB ile para anlaşması yapmak üzere masaya oturmak, bu çaresiz insanları pazarlık masasında koz olarak kullanmak da dini ve siyasi samimiyetsizlik, ilkesizliktir.

PARASAL DESTEĞİN ARTIRILMASINDA ‘KAPILARI AÇARIM’ TEHDİDİ!

Türkiye’ye Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu, Vize Serbestisi, tam üyelik müzakerelerinde yeni fasıllar açılması sözü vermesine karşılık, bunların hiç birisini tutmayan AB, Afganlar konusunda da iktidarı yine aldatabileceğini düşünüyor olmalı. İktidar da sığınmacıları AB ile anlaşmazlıklarda, parasal desteğin artırılmasında ‘kapıları açarım’ tehdidiyle koz olarak kullanmayı amaçladığını daha önce bazı adımlarıyla gösterdi. Bunların hiç birisi devlet ciddiyeti ve saygınlığıyla bağdaşan tutumlar değildir.

O nedenle AB’den böyle bir talep veya teklif geldiği takdirde peşinen ret edilmelidir. Türkiye, öncelikle AB’nin değil kendi sınırlarının güvenliğini ve kontrolünü tam olarak sağlamak, kaçak girişleri, insan ticaretini önlemek zorundadır. İktidar bugüne kadar sınır güvenliği konusunda beceriksiz bir tutum sergilemiş, sınırlarımızı ‘yolgeçen hanına’ çevirmiştir. Bu da Türkiye’yi ağır bir sığınmacı sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır!

“ÖYLEYSE İSE İKNA ETSİN”

Erdoğan’ın “Türkiye'nin Taliban'ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok, bunun için anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum” sözleri büyük talihsizliktir. Aksine Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Türk askerini Afganistan'da istemediklerini bir kez daha vurguladığı açıklamasında; “NATO'nun ülkeden çekilmesi sonrasında ülkede hiçbir yabancı askere müsamaha göstermeyeceğiz. Türkiye de buna dahil. Türkiye'nin teklifini hâlihazırda reddettik. ABD'nin çekilmesinin ardından diğer yabancı güçlerin her ne bahaneyle olursa olsun ülkede kalmasına izin vermeyeceğiz” demektedir.

İktidar Taliban ile inanç birliğine, Taliban üzerinde gerçekten bir güç ve etkinliğe sahip olduğu iddiasında ise o zaman, Taliban’ı ülkesindeki insanlara zulmetmekten, şiddet ve terör uygulamaktan, onları göçe zorlamaktan, askerlerimize tehdit ve saldırıdan vazgeçmeye ikna etmelidir.