4-6 yaş arası çocukların dini eğitime değil oyun oynamaya ihtiyacı var!

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, 20’nci Milli Eğitim Şûrası'nda alınan 128 tavsiye kararından biri olan okulöncesi eğitimdeki çocuklara din eğitimi verilmesini meclis gündemine taşıdı.Eğitim sistemi için tavsiye kararları almak üzere 7 yıl aradan sonra toplanan 20’nci Milli Eğitim Şûrası'nda alınan 128 tavsiye kararından biri, okulöncesi eğitimdeki çocuklara din eğitimi verilmesi olmuştur.  Şûra’da oy çokluğuyla 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kabul edilmiş ancak 5 yaş okullaşma oranının yüzde 100’e ulaşması için okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması önerisi ise kabul edilmediğini söyleyen Ersoy, okullarda bilimsel laik eğitim yerine dine dayalı bir sistemin veli ve öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dayatıldığını söyledi.

4-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARIN DİNİ EĞİTİME DEĞİL OYUN OYNAMAYA İHTİYACI VAR!

Ersoy, Çocuk Psikoloğu uzmanların alınan bu karara ilişkin açıklamalarına değinerek, dinde bahsedilen temaların 4-6 yaş arası çocukların anlayabilecekleri, değerlendirebilecekleri bir dönem olmadığını, çocukların sadece dinin cezalandırıcı ve zarar veren yönünü öğrendiklerini söyleyerek; Çocukların yaşları gereği zaten doğal korkularının olduğunu ve üstüne bir de dinin yasakları ve sonunda cezalandırma vurgusu çocuklar için korkutucu olduğunu ifade etti.

OKULLARDA DİNİ TARİKAT VE CEMAATİN ÖNÜNÜ AÇAN TÜM PROTOKOLLER DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR!

Son olarak Ersoy; ayrıca “Eğitim Sisteminin Kalitesinin İzlenmesi" başlığı altında tartışılan maddeye, dini vakıf ve derneklerin eğitim alanında önünü açan düzenlemeler eklenmiş, buna göre dezavantajlı çocuklarının eğitiminin katılımının sağlanması için kamu kurumlarının yanı sıra "ilgili" kuruluş ve STK'ler ile de iş birliği yapılması öngörülmüştür. Milli Eğitim Şûrası'nda henüz somut düşünsel aşamada olmayan çocuklara verilecek dini eğitimin yanı sıra, dini tarikat ve cemaatlerin de eğitim sisteminde yer almasını sağlayacak kararların alınması nitelikli, bilimsel, laik eğitimin karşındadır” dedi.

Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e yanıtlanması istemi ile şu soruları yöneltti;

Bu bağlamda;

1.Milli Eğitim Şûrası'nda alınan 128 tavsiye kararından biri olan; “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır”. Okulöncesi dönemde hiçbir çocuğun gelişimi birbirine benzememektedir. Bu ayrım neye göre yapılacaktır? Bu ayrım dini eğitim veren kişiler tarafından mı yapacaktır?

2.7 yıl aradan sonra toplanan 20’nci Milli Eğitim Şûrası'nda öncelikli olarak eğitim sorunları olarak tespit edilen, 4-6 yaş arası çocukların dini eğitim eksikliği midir? Pandemi nedeni ile kalabalık sınıflarda eğitim gören çocukların eğitim hakkı, şura toplantısında neden ele alınmamıştır?

3.Milli Eğitim Şûrası'nda, inşaatı bitmiş olup eğitime açılmayan okulların sorunu ele alınmış mıdır? 

4.Millî Eğitim Bakanlığı olarak, okullarda dini eğitim verilmesi bilimsel ve laik eğitime aykırı olduğundan, bu karardan derhal vazgeçilmesi için bir talimat verecek misiniz?

5.“Dini eğitim çocuğun gelişim düzeyi ele alınarak verilecektir” kararı pedagojik bir süreç dahilinde mi saptanmıştır? Bu kararlar alınırken çocuk psikologlarından görüş alınmış mıdır?

6.Milli Eğitim Şûrası'nda alınan, 128 tavsiye kararında eğitim bileşenlerinin fikri neden alınmamıştır? Neden katılımı sağlanmamıştır?

7.Uzmanlar, 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitiminin dahil edilmesinin çocuğun üstün yararının gözetilmediği görüşündedir. Bu kararın alınmasında ısrarcı olunmasının nedeni nedir?

8.Eğitim Sisteminin Kalitesinin İzlenmesi, başlığı altında dezavantajlı çocuklarının eğitiminin katılımının sağlanması için kamu kurumlarının yanı sıra "ilgili" kuruluş ve STK'ler ile de iş birliği yapılması kararında, “ilgili” kuruluş ve STK’lar hangi kurum ve kuruluşlardır? Dezavantajlı çocuklar ibaresinin açılımı nedir? Ne kast edilmektedir?

9.Milli Eğitim Şûrası'nda, 5 yaş okullaşma oranının yüzde 100’e ulaşması için okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması önerisi kabul edilmemiştir. Bakanlığın, bu karar karşısında nasıl bir tutumu olacaktır?