Washıngton’da "gece baskını": Trump’dan ordu ve yargıya neşter!

ABD Başkanı Donald Trump, yönetimindeki "uyumsuz" sesleri tek tek ayıklıyor. Kara Kuvvetleri Komutanı’nın şok emekliliği ve Adalet Bakanı’nın görevden alınmasıyla sarsılan başkentte tek bir soru var: "Sıradaki isim kim?"

Beyaz Saray’da sular durulmuyor. Başkan Donald Trump, "ikinci dönem" vizyonuna tam uyum sağlamayan üst düzey isimlere karşı kapsamlı bir tasfiye süreci başlattı. Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve Adalet Bakanlığı’nda art arda yaşanan depremler, Washington’da kartların yeniden karıldığını gösteriyor.

Pentagon’da "Woke" Temizliği mi?

Haftanın en büyük bombası, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı General Randy George’un "derhal" emekliye ayrılması oldu. 2027’ye kadar görev süresi bulunan George’un ani vedası, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in orduyu yeniden yapılandırma planının ilk büyük adımı olarak görülüyor. İddialara göre Hegseth, Trump’ın askeri doktrinine mesafeli duran generalleri tasfiye ederek, "sadakat" eksenli bir komuta kademesi kuruyor.

Adalet Bakanı "Epstein Dosyası"na mı Takıldı?

Siyasi çevreleri asıl sarsan gelişme ise Adalet Bakanı Pam Bondi’nin görevden alınması oldu. Trump, her ne kadar Bondi’den "vatansever" olarak bahsetse de, perde arkasında büyük bir öfke olduğu konuşuluyor.

Sızan Bilgilere göre Trump’ın, milyarder Jeffrey Epstein’in fuhuş ağına dair dosyaların açıklanmasındaki gecikmeden Bondi’yi sorumlu tuttuğu ve bu "yavaşlığın" faturasını görevden alarak kestiği öne sürülüyor.

Gözler Tulsi Gabbard’da: İstihbaratın Başı Gidici mi?

Tasfiye listesinin en üstünde şimdi tanıdık bir isim var: Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard. Trump’ın, Gabbard’ın İran konusundaki "yumuşak" tutumundan ve nükleer savaş karşıtı açıklamalarının halkta korku yaratmasından rahatsız olduğu bizzat kendi ifadelerine yansımış durumda. Trump’ın Gabbard için kullandığı, "Düşünce tarzı benimkinden biraz farklı" cümlesi, Washington koridorlarında "ayrılık yakın" şeklinde yorumlanıyor.

"Tam Sadakat" Dönemi

Bu hamleler, Trump’ın sadece dış politikada değil, devletin en kritik kurumlarında kendisine %100 uyumlu bir "savaş kabinesi" kurmak istediğini kanıtlıyor. Washington şimdi şu sorunun cevabını bekliyor: Bu bir yeniden yapılanma mı, yoksa eşi benzeri görülmemiş bir siyasi tasfiye mi?