TKP’den Suriye açıklaması: 'Ülkemiz şimdi daha güvenli değil'

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Suriye’deki gelişmeler üzerine bir açıklama yayımladı. “Ülkemiz şimdi daha güvenli değil” başlıklı açıklamada ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye’nin başında olduğu geniş koalisyonun HTŞ’ye teslim ettiği Suriye’de etnik kimlik ve mezhep temelli kanlı hesaplaşmaların yeni bir evresinin başladığı vurgulandı. 

Suriye’nin birlik ve bütünlüğünün cihatçılar eliyle sağlanamayacağının bir kez daha görüldüğü, emperyalistlerin her durumda kendi çıkarlarına hizmet edecek bir iklim yaratmayı hedeflediği belirtildi. AKP iktidarının da Suriye’nin birliğini değil Yeni-Osmanlı projesine dayanak yaratmayı hedeflediği ifade edildi. “Emperyalizm çözüm istemez, sorunları derinleştirir ve sadece kendisinin yön verebileceği noktada tutar. Emperyalist sistem içindeki derin krize rağmen en azından bizim coğrafyamızda ABD ve İngiltere’nin bu yeteneğinde bir azalma olmadığı da bir kez daha görülmüştür” denildi.

Açıklamada iktidarın ilan ettiği erken “zafer” karşısında ABD’ye verdiği ödünler hatırlatılarak “Bu ödünlerin faturası çok ağır şekilde halkımıza ödetilmek istenecektir” ifadelerine yer verildi. 

“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin duygusal kopuşunda yeni bir sayfaya imza atıldığı” kaydedilen açıklamada cihatçıların ilerleyişi konusunda sözde “laik” kesimlerin desteğini alan iktidarın ve Türkiye’deki çözüm sürecinin bu durumdan etkilenmeyeceğini savunan DEM Parti yöneticilerinin yaklaşımlarına karşın “kardeşliğin” büyük bir yara aldığına dikkat çekildi, “Ortada zarar görecek bir çözüm süreci yoktur çünkü önümüze konan süreç hiçbir zaman bir çözüm süreci olmamıştır” diye belirtildi.

Cihatçı koalisyonun güç kazanmasının Türkiye için kaynağında sömürü düzeninin olduğu tehdidi büyüttüğüne işaret edilen açıklamada iki “çözüm süreci” ve Suriye’de iktidar değişikliğinin ardından Türkiye’nin güvenliğinin sağlanmadığı vurgulandı. “Türkiye’nin güvenliği, halkımızın ve yurttaşlarımızın güvenliğidir. Türkiye paranın egemen olduğu bu düzenden derhal kurtulmalıdır. Emperyalizme ve sömürüye karşı eşitlikçi bir Cumhuriyet için, laiklik için hep birlikte ayağa kalkmaktan başka çıkış yolu yoktur. Irkçılara, NATO’culara, TÜSİAD’çılara karşı birleşelim. Bu aynı zamanda kardeşliğin, gerçek bir birliğin de yolunu açacaktır. TKP bunun için üzerine düşeni yapacaktır” ifadelerine yer verildi.

 

TKP açıklamasının tamamı şu şekilde:

ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye başta olmak üzere, geniş bir koalisyonun katıldığı bir uluslararası operasyonla iç savaşa sürüklenen, ardından HTŞ denen çeteye teslim edilen Suriye’de etnik kimlik ve mezhep temelli kanlı hesaplaşmaların yeni bir evresi başlamıştır.

1.Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü İngiliz ve ABD istihbaratı tarafından yetiştirilmiş birinin şefliğindeki cihatçı koalisyonun sağlaması imkansızdı. Bu artık açıkça kanıtlanmıştır.

2.İsrail, İngiltere ve ABD’nin Suriye’nin bütünlüğünden anladıkları, kendi çıkarlarına hizmet edecek bir iklimin yaratılmasıdır. Bu iklim çatışma ve ülkeyi dağıtma dinamiklerini her durumda barındırır. Emperyalizm budur.



3.Dünyanın dört bir yanından gelen cihatçıları bünyesinde toplayan, içinde birçok IŞİD kökenli unsurun da bulunduğu HTŞ iktidarını kayıtsız şartsız destekleyen AKP’nin Suriye’nin birliği ve istikrarı için değil, kendi Yeni-Osmanlı projesine dayanak aramak için hareket ettiği zaten ortadadır.

4.HTŞ’nin yönetimindeki Suriye’nin birliğini sağlamanın ancak Kürt, Alevi, Dürzi nüfusa dönük katliamlarla mümkün olacağını söylemiştik. Şimdi bu noktaya gelmiş durumdayız. HTŞ’nin arkasında duran emperyalist güçlerin istediği de buydu. Suriye İsrail için bir engel olmaktan çıkarılmış, ülkenin kaynaklarına çökülmüş ve bütün aktörlerle ilişkilenilerek düşmanlıklar pekiştirilmiştir.



5.Herkes birbirini Amerikancılık ve İsrailcilikle suçlamaktadır. Emperyalizmin büyük başarısı tam olarak budur. SDG’yi silahlandıran da, HTŞ’yi SDG’nin üzerine süren de, AKP’ye cesaret veren de aynı odaktır. Emperyalizm çözüm istemez, sorunları derinleştirir ve sadece kendisinin yön verebileceği noktada tutar. Emperyalist sistem içindeki derin krize rağmen en azından bizim coğrafyamızda ABD ve İngiltere’nin bu yeteneğinde bir azalma olmadığı da bir kez daha görülmüştür.



6.AKP iktidarı Suriye’de dün erken ilan ettiği “zafer” için Filistin ve Ukrayna başta olmak üzere, ABD’ye siyasi, askeri, ekonomik bir dizi yeni ödün vermiştir. Bu ödünlerin faturası çok ağır şekilde halkımıza ödetilmek istenecektir.

7.Önümüze konan başka faturalar da mevcuttur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin duygusal kopuşunda yeni bir sayfaya imza atılmıştır. Cihatçı toplulukların Suriye’deki ilerleyişinden derin haz duyan sözde “laik” kesimlerin de desteğini alan AKP ve hâlâ “umarız Türkiye’deki çözüm süreci zarar görmez” diyebilen DEM yöneticileri ne yaparlarsa yapsınlar “kardeşlik” büyük yara almıştır.



8.Ortada zarar görecek bir çözüm süreci yoktur çünkü önümüze konan süreç hiçbir zaman bir çözüm süreci olmamıştır. Bu süreç Suriye’de yaşanan iktidar değişikliğine paralel olarak başlatılmıştı. Suriye’de sorun üreten bir sürecin Türkiye’de çözüm üretmesi mümkün değildi. Bu süreç Cumhuriyete, laikliğe karşıt ve piyasacı bir zeminde oluşmuş; ABD ve İngiltere’nin yönlendirmesi ve İsrail’in tehditleriyle gelişmiştir. Bütün bunlar herhangi bir sorunu çözmeyeceği gibi yeni sorunlar yaratacaktır ve yaratmıştır.



9.Suriye’de giderek güçlenen cihatçı koalisyon halkımıza yönelen bir başka büyük tehdittir. Bu koalisyonun Türkiye’nin toplumsal, siyasal, ideolojik dengelerini etkilemesi kaçınılmazdır. Ne acıdır ki, Türkiye’de “laik”, Suriye’de “cihatçı” olanlar, Türkiye’de Şeyh Said ve Saidi Nursici olup Suriye’de laikliği savunanlar el birliği ile AKP iktidarına yardım etmektedir.



10.Unutmayalım, bütün bu belaların kaynağında Türkiye’yi, bölgeyi ve bütün dünyayı yaşanmaz hale getiren sömürü düzeni vardır. İnsanlar birbirini boğazlarken “Suriye’ye Amerikan petrol şirketleri yatırım yapacak” diye açıklama yapanlar ve bunu marifet gibi haberleştirenler emperyalist-kapitalist sistemin yol açtığı çürümeyi simgelemektedirler.



11.İki “çözüm” sürecinin ve Suriye’de iktidar değişikliğinin ardından Türkiye daha güvenli bir ülke haline gelmemiştir. Türkiye’nin güvenliği, halkımızın ve yurttaşlarımızın güvenliğidir. Türkiye paranın egemen olduğu bu düzenden derhal kurtulmalıdır. Emperyalizme ve sömürüye karşı eşitlikçi bir Cumhuriyet için, laiklik için hep birlikte ayağa kalkmaktan başka çıkış yolu yoktur. Irkçılara, NATO’culara, TÜSİAD’çılara karşı birleşelim. Bu aynı zamanda kardeşliğin, gerçek bir birliğin de yolunu açacaktır. TKP bunun için üzerine düşeni yapacaktır.