TKP’den 9 Maddelik Rest: "Madenler Halkındır, Yağma Durdurulmalıdır!"

Türkiye Komünist Partisi (TKP), madencilik sektöründeki denetimsizliğe, iş cinayetlerine ve doğa talanına karşı bayrak açtı. "Ülkemiz de halkımız da satılık değil" diyen TKP, çözümün tek yolunun madenlerin "bedelsiz devletleştirilmesi" olduğunu vurgulayan 9 maddelik bir deklerasyon yayımladı.

Türkiye’nin dört bir yanında ormanların, zeytinliklerin ve tarım alanlarının maden ruhsatlarıyla "ipotek altına alınmasına" karşı TKP’den sert bir açıklama geldi. Serbest piyasa düzeninin "akılsızlık ve plansızlık" getirdiğini savunan parti, Etibank ve Türkiye Kömür İşletmeleri gibi Cumhuriyet mirası kurumların işlevsizleştirilmesinin faturasının halka kesildiğini belirtti.

"Paragöz Holdinglerin Elindeki Madenler Milli Güvenlik Sorunudur"

TKP’nin açıklamasında, madencilik faaliyetlerinin milli gelir içindeki payının yalnızca %1 civarında kaldığına dikkat çekilerek, ruhsatların sermayedarlar için birer "rant kapısı" haline geldiği ifade edildi. İşçi hayatlarının maliyet hesaplarına kurban edildiğini vurgulayan parti, doğanın yıkıma uğratılmasını "açıktan bir yağma" olarak nitelendirdi.

İşte TKP’nin 9 Maddelik Acil Eylem Planı:

TKP tarafından sunulan ve madencilik sektörünü kökten değiştirmeyi hedefleyen çözüm önerileri şu başlıklar altında toplandı:

Bedelsiz İptal ve El Koyma: Tüm özel şirketlere ve holdinglere verilen maden ruhsatları iptal edilmeli, işletmelere bedelsiz el konulmalıdır.

Merkezi Planlama: Madencilik faaliyetleri, hammadde arz güvenliğini sağlayacak şekilde devlet eliyle ve merkezi bir planla yönetilmelidir.

Halk Sağlığı ve Çevre: Maden havzaları; su kaynakları, ormanlar ve halk sağlığı gözetilerek bilimsel veriler ışığında işletilmelidir.

İnsanca Çalışma Koşulları: Maden işçilerinin sendikal hakları ve iş güvenliği eksiksiz sağlanmalı, mesleki eğitimler zorunlu tutulmalıdır.

Katma Değerli Üretim: Madenlerin hammadde olarak ihraç edilmesine son verilmeli; uç ürün üretecek bir sanayi hamlesi başlatılmalıdır.

Doğa Rehabilitasyonu: Faaliyeti biten sahaların ekolojik dengeye uygun şekilde doğaya kazandırılması (rekültivasyon) zorunlu hale getirilmelidir.

İşçi ve Oda Denetimi: Devletleştirme süreci, işçi sendikaları ve meslek odalarının aktif katılımı ve denetimiyle yürütülmelidir.

"Ülke Kaynakları Satılık Değil"

Açıklamanın sonunda, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı için yerli sanayiye düşük maliyetli girdi sağlanmasının şart olduğu belirtilerek şu çağrı yapıldı: "Halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza ve emeğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz!"