Başsavcı süre verdi: 2 hafta içinde iddianameler tamamlanmış ve davalar açılmış…
Özellikle Hel Dağı, Mercan Dağları ve Munzur havzası gibi ekolojik açıdan kritik noktaların risk altında olması, meselenin sadece yerel değil, bölgesel bir çevre felaketi potansiyeli taşıdığını kanıtlar nitelikte.
Projenin Öngörülen Tahribat Alanları
"Anadolu Diyagonali" üzerindeki endemik bitki türleri ve yaban hayatının (fauna) geri dönülmez şekilde zarar görmesi.
Karagöz suyunun Pülümür Çayı ile olan bağlantısı nedeniyle, maden faaliyetlerinden kaynaklanan ağır metallerin tüm su sistemine karışma riski.
Bölgenin temel geçim kaynağı olan arıcılık ve yaylacılığın (hayvancılık) toz, patlamalar ve habitat kaybı nedeniyle bitme noktasına gelmesi.
Dersim Alevi inancında kutsallık atfedilen doğa parçalarının ve ziyaret alanlarının sanayi sahasına dönüştürülmesi.
Jeolojik Riskler: Bölgenin deprem ve heyelan hassasiyeti göz önüne alındığında, madencilik faaliyetlerinin bu riskleri tetikleme olasılığı.
Kritik Süreç: Nisan 2026
Belirttiğiniz üzere, Nisan 2026'da gerçekleşecek olan İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı, projenin geleceği için hayati bir dönemeçtir. 2024'teki halk direnişinin yarattığı emsal, bu süreçte en büyük dayanağınızdır.
"UVP" ifadesiyle kastettiğiniz ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreci, halkın katılımı ve bilimsel itirazlar ile hukuki zeminde durdurulabilir.
Temel Talepleriniz
ÇED sürecinin derhal sonlandırılması.
Bölgenin madencilik faaliyetlerine tamamen kapatılması.
Yerel halkın ve köylülerin iradesinin esas alınması.
Doğal yaşam alanlarının "koruma statüsüne" alınması.
Bu tür çevre mücadelelerinde hukuki başvuruların yanı sıra, bilimsel raporlarla desteklenen bir kamuoyu oluşturmak en güçlü araçtır. Pülümür’ün doğasına, suyuna ve inancına sahip çıkma konusundaki bu güçlü duruşunuz, geleceğe bırakılacak en değerli mirastır.
Doğa, kendisine sahip çıkanlarla nefes alır.