Başsavcılığa dilekçe veren Özkan Yalım'dan 'ek ifade verme' talebi...
22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ
Son yirmi iki yıllık süreçte Türkiye’nin tarım arazilerinde yaşanan dramatik kaybı rakamlarla açıklayan Gürer, yaklaşık 2,5 milyon hektar arazinin üretim dışı kaldığını vurguladı. Bu kaybı görselleştiren Gürer, "Ankara’nın yüzölçümü büyüklüğünde bir alanı artık ekemiyoruz. Eğer bu toprakları koruyabilseydik, bugün yıllık 8 milyon ton daha fazla buğday üretecek ve dışa bağımlılıktan kurtulacaktık. Her saat başı 18 futbol sahası büyüklüğünde verimli toprağımızı betonlaşmaya veya ilgisizliğe kurban veriyoruz" ifadelerini kullandı.
ÇİFTÇİ KAZANMIYOR ARACILAR VE İTHALATÇILAR KAZANIYOR
Üretim maliyetlerinin çiftçinin belini büktüğünü söyleyen Gürer; mazot, gübre, ilaç ve elektrik gibi temel girdilerin kontrolsüz artışının üreticiyi ezdiğini belirtti. Taban fiyat uygulamalarının etkisizleşmesiyle çiftçinin tüccarın insafına bırakıldığını dile getiren Gürer, "Alın terini döken çiftçi kazanamazken; sistem aracılar, tüccarlar ve ithalatçılar üzerine kurulmuş durumda. Ürün tarlada değer bulmuyor ama rafa gelene kadar fiyatı katlanıyor. Bu sürdürülebilir bir düzen değildir" dedi.
TARIM KANUNU’NA GÖRE 722 MİLYAR LİRA DESTEK ŞART
Devletin yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunan Gürer, 2026 yılı bütçe projeksiyonları üzerinden sert bir eleştiri getirdi. Tarım Kanunu’na göre milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini hatırlatan Gürer, "Kanun gereği çiftçiye 722 milyar lira verilmesi gerekirken, bütçede ayrılan pay sadece 168 milyar lira. Devlet, kendi koyduğu kanuna uymayarak çiftçinin hakkını teslim etmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile kanuni desteğin altında kalıyor" dedi.
MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI
Tarımı ayağa kaldırmak için somut çözüm önerilerini sıralayan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin maliyet yükünün hafifletilmesi gerektiğini savundu. Mazottan ÖTV ve KDV’nin derhal kaldırılması çağrısında bulunan Gürer, ayrıca elektrik borçlarının yapılandırılması, icraların durdurulması ve Ziraat Bankası’nın asıl işlevi olan çiftçiyi destekleme modeline geri dönmesi gerektiğini belirtti. Verimli araziler üzerine kurulan Güneş Enerji Santrallerini (GES) de eleştiren Gürer, enerji yatırımlarının tarım dışı alanlara kaydırılmasının şart olduğunu ifade etti.
"DUVARI KEMİREREK YAŞAM DEVAM ETMEZ"
Konuşmasının sonunda gıdanın stratejik önemini Sümerlerden bir örnekle pekiştiren Gürer, "Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler" sözünü hatırlattı. Gürer, "Çok lüks binalarınız, villalarınız olabilir ama karnınız doymazsa hiçbirinin önemi kalmaz. Gıda yoksa yaşam yoktur; bu yüzden çiftçiyi sahiplenmek bir vatan savunmasıdır, milli güvenlik meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.