Okuyan: 1 Mayıs'ta işçi sınıfının düzen değişikliği talebi hissedilmeli

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış programında 1 Mayıs’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Kemal Okuyan, Ankara'da hakkını arayan işçilere ve onları destekleyenlere saldırıları protesto ederek programa başladı. "Her şeyin sınıfsal olduğunu unuttuğumuz andan itibaren emeği sahiplenme şansımız yok. Siyasetin merkezinde sınıf çelişkileri yatıyor ama bize bu yokmuş gibi anlatıyorlar" dedi.

Türkiye'de kâr üzerine kurulu bir sistem olduğunu hatırlatan Okuyan, böyle sistemlerde emekçi sınıfın haklarının ayaklar altına alınacağını söyledi. Ve ekledi: "Girdiği her yerde rant üreten bir sistemden bahsediyoruz."

'Tüm sorunların kaynağında toplumsal sistem var ve işçi sınıfı burada sömürüldüğü için taraf'

Okuyan, emek meselelerinin yalnızca 1 Mayıs'ta anılmasının yanlış olduğunun altını çizerek, işçi sınıfının siyasetin merkez konusu haline gelmesi gerektiğini vurguladı. TKP Genel Sekreteri şöyle devam etti:

“Dar anlamıyla emek meselelerinden ibaret bir 1 Mayıs olmaz. Türkiye'de de dünyada da işçi sınıfının her şeyi istemesi lazım. Bu bencilce değil. Emeğiyle geçinen insanlar yaratıyor ve yoksullaşıyorlar. Bu durumun sona ermesi için emek meselesinin dar anlamıyla algılanmasından çıkarılması gerekiyor. Tüm sorunların kaynağında toplumsal sistem var ve işçi sınıfı burada sömürüldüğü için taraf. İşçi sınıfının sopası üretimden gelen gücüdür. Bu gücü de bütün üretim araçlarının, fabrikaların, zenginliklerin emeğin olması talebiyle gösterebilir. Hak arama mücadelesinin âlâsı siyasi iktidarın ele geçirilmesidir."

'1 Mayıs'ın Türkiye'de sınıfın yeniden karakter kazanması için kullanılması lazım'

Sorunların kaynağının "tek adam rejimi" değil, holdinglerin iktidarı olduğuna dikkat çeken Okuyan, bu sorgulamayı ancak emekçi halkın yapabileceğini belirtti. Dolayısıyla 1 Mayıslar'da en ileri taleplerde bulunulması gerektiğini vurgulayarak "1 Mayıs'a sınıfsal bir bakış damga vurmalı" dedi.

Kemal Okuyan şunları söyledi:

1 Mayıs'ın Türkiye'de sınıfın yeniden karakter kazanması, kimlik bulması, ağırlık koyması için kullanılması lazım. Buna yaramayan her 1 Mayıs lüzumsuz harcanan enerjidir. İşçi sınıfının artık soluk alacak hali kalmadı. Bunu tersine çevirmek için farklı bir toplumsal sistem talebinin işçi sınıfının her eylemine damga vurması gerekir."

'Emekten yanaysan kapitalist sömürüye cepheden karşı duracaksın'

Kemal Okuyan, Nevzat Evrim Önal'ın "1 Mayıslar son yıllarda böyle görünmüyor. Nedir yanlış yapılan?" sorusunu da yanıtladı.

Eylemleri düzenleyen sendikaların eksikliklerine dikkat çeken Okuyan, "1 Mayıslar sınıfın heyecan topladığı, ileri doğru atılım yaptığı bir gün olacaksa daha az hata yapılmalıydı, bu hatalarda da ısrar edilmemeliydi" dedi. Okuyan şu değerlendirmeyi yaptı:

“Emekten yanaysan kapitalist sömürüye cepheden karşı duracaksın. DİSK ve KESK bu devrimci değerlerle çok ilgisi olmayan CHP ve HDP çizgisinden, gölgesinden çıkamıyorlar. Bu partilerdeki devrimcileri tenzih ediyorum. Bu partilerin başka misyonları var, o misyonlarla 1 Mayıs'ı yan yana getirdiğiniz zaman ortaya çıkan sonuç kaçınılmaz olarak bu olur.

Herkes 1 Mayıslar'a katılmalı ama kürsü bu partiler tarafından sürekli domine ediliyor. Ayrıca tüm katılanlara eşit mesafe konulmalı, işin protokolü gereği. Defalarca uyardık, yapılmıyor. TKP bu sistemi içine sindirmiyor. Belediye başkanları, vekiller kürsüye çıkartılıyor. Neden? Hakkını arayan işçilere hakaret yağdıranlar, 1 Mayıs'ta 'emekten yanayım' diye sahneye çıkarılıyor."

'Bu yanlışların parçası olmayacağız artık, bunu ilan etme hakkımız var'

Taksim'de 1 Mayıs kutlamanın önemine de işaret eden Okuyan, "'Taksim'e çıkıyoruz' büyük bir laftır. Biz bunu her söylediğimizde yaptık" diye konuştu. Düzenlemeyi yapan sendikaların, siyasi partilerin büyük bölümünün görüşünü de almadığını vurguladı. Okuyan, "CHP ağırlık koyacaksa kendi mitingini düzenlesin. Sendikaların adını kullanmaya ihtiyaç mı var?" dedi. 1 Mayıslar'ın kürsünün dinlenmediği, ne konuşulduğunun belli olmadığı, kortejler alana girmeden kutlamaların başlatıldığı günler olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti. "Bu yanlışların parçası olmayacağız artık, bunu ilan etme hakkımız var" şeklinde konuştu.

‘Tüm mitingler kalabalık olsun’

Ayrı 1 Mayıs kutlamanın "işçi sınıfının birliğine zarar verebileceği" eleştirisini ise TKP Genel Sekreteri, "Şuna bakılsın, toplam kaç kişi toplandı, enerji arttı mı, buna odaklanılmalı. Sınıfın birliği adına CHP ve HDP kuyrukçuluğu yapmayacağız. Hem 'tarafsızım' diyeceksin, hem TKP'ye ya da başka devrimci hareketlere dönük her türlü tecriti uygulamaya çalışacaksın bir yandan da sistem partilerine kucak açacaksın. O zaman da 1 Mayıs'ın kutlama ehliyetin elinden gidiyor" diye yanıtladı.

Okuyan işçi sınıfının birliğinin, devrimciliği ve sermaye karşıtlığıyla beraber ele alınmak zorunda olduğunun altını çizdi. Sınıfın tersi durumlardan heyecanlanmadığını, çare aradığını da hatırlatarak "Tüm mitingler kalabalık olsun" dedi.

‘1 Mayıs'ı solun rekabet alanına dönüştüğü bir gün olmaktan çıkaracağız’

TKP'nin 4 ayrı mitingine değinen Kemal Okuyan, bu kaygıları paylaşan oluşumlara birlikte hareket etmeyi önerdiklerini de söyledi. Ve ekledi: "Dört yerde de böyle unsurlar ortaya çıktı. Bu kesimlerle beraber olacağız. Ama bu 1 Mayıslar kürsünün dinlendiği, ne konuşulduğunun anlaşıldığı, insanların heyecanlandığı ve mücadele azmini artırdığı eylemler olacaktır. Konuşmalar anlamlı olacak, işçi sınıfının mücadelesini yükseltmeye dönük vurgular olacak. 1 Mayıs'ı solun rekabet alanına dönüştüğü bir gün olmaktan çıkaracağız."

‘Sınıfsal bir perspektifle bakıyoruz çünkü tarafız’

Kemal Okuyan sözlerini şöyle tamamladı:

“Emperyalizme karşıtlık üzerinden, Küba'yla dayanışmak için, hakkını arayan tekstil işçileri için, Ankara'da direnen madencilerle dayanışmak için, örgütsüz ve hakkını arayamayan milyonlar için 1 Mayıs... Bunlardan bağımsız bir 1 Mayıs olamaz. 1 Mayıslar mücadelenin bayramı. Şu anda işçi sınıfının kutlayacak nesi var? Bu bilinçle 1 Mayıs'a gidilmeli. Sınıfsal bir perspektifle bakıyoruz çünkü tarafız. Siyasette de, kültür alanında, medyada da her yerde gerekiyorsa abartarak işçiler ön plana çıkarılmalı. Başka çaremiz yok. Bizi izleyen herkes 1 Mayıs'a katılmalı, her nerede olacaksanız.

‘İşçi sınıfının meydanlarda siyasi kimliğini ortaya koyması lazım’

Taksim 1 Mayıs'ta büyük bir katliama ve yasaklamalara sahne oldu. Ancak 1 Mayıs her zaman kutlandı, cezaevlerinde bile, engelleyemezler. Ama hedef kitlesel bir 1 Mayıs'sa meydan fetişizmi bize göre değil. Öte yandan tabii bazı sembol ve değerler üzerinden mücadele önemlidir. Taksim'de  1 Mayıs için ölenler oldu, unutmayalım. Taksim'in açılması mücadelesi, işçi sınıfının geniş yığınlarını kapsayan bir mücadeleye dönüşmek zorunda artık. Yoksa TKP ve insanlar karar verdiğinde Taksim'in engellenemeyeceğini gösterdi. Ama 1 Mayıs'ta çoğalan bir işçi sınıfına ihtiyacımız var. Tüm Türkiye'den Taksim'e katılım bir örgütlülüktür ama tersi sınıfın yabancılaştığı bir durumdur. İşçi sınıfının çoğalıp ağırlığının artmasına etkisi olmuyor.

Sınıfın siyasallaşmasına yardımcı olmak gibi bir yükümlülüğümüz var. Tabii gelecek yıl sınıfın topladığı enerji ve iktidarın tavrına göre yine değerlendirilir. Bu yıl işçi sınıfının meydanlarda siyasi kimliğini ortaya koyması lazım. Sınıfın düzen değişikliği talebi, siyasi iktidar hedefiyle hareket etmesinin hissedilmeye başlanması lazım. Sermayenin, patronların anlayacağı tek dil, 'Her şeyi kaybedeceksiniz' tehdididir.”