Mahkeme Valiliğin eylem yasağını iptal etti: Saraçhane tutuklamalarının gerekçeleri kalmadı

İstanbul 3. İdare Mahkemesi, Saraçhane protestolarında Valiliğin uyguladığı "eylem yasağını" hukuka aykırı bularak iptal etti. Karar, "kanuna aykırı yürüyüş" suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin yasal zeminini ortadan kaldırdı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce gözaltına alınıp ardından tutuklandığı 19-23 Mart tarihleri arasında İstanbul genelinde ilan edilen eylem yasağı yargıdan döndü.

İstanbul Valiliği’nin aldığı ve kenti fiilen olağanüstü hal koşullarına sürükleyen yasak kararı gerekçe gösterilerek Saraçhane ve üniversite kampüsleri başta olmak üzere pek çok noktada polis saldırısı gerçekleşmiş, yüzlerce yurttaş gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. İstanbul Barosu'nun açtığı dava sonucunda İstanbul 3. İdare Mahkemesi, söz konusu yasağı iptal etti.

'Ölçüsüz ve kamu yararına aykırı'

Mahkeme, Valiliğin il genelini kapsayan ve coğrafi bir sınır belirtilmeyen yasak kararının hukuk devletiyle bağdaşmadığına hükmetti. Kararın gerekçesinde, yasağın demokratik toplum düzeni için gerekli olmadığı vurgulandı.

Mahkeme kararında şu ifadeler yer aldı:

"Valiliğin il genelini kapsayan dört günlük yasaklama kararının dayanağı olarak kabulü mümkün değildir. Kararın, demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olmadığı ve kamu yararı amacı da taşımadığı sonucuna varılmıştır."

İddianamenin tek dayanağı çöktü

Mahkemenin bu kararı, Saraçhane eylemlerinin ardından haklarında dava açılan yurttaşların durumunu doğrudan etkiliyor. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklara yöneltilen tek suçlama, Valiliğin yasak kararına rağmen yürüyüş yaparak 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmekti.

Savcılık, yurttaşların "ihtara rağmen dağılmamakta ısrar ettikleri" gerekçesiyle cezalandırılmalarını istiyordu. Ancak İdare Mahkemesi'nin yasak kararını kökten iptal etmesiyle birlikte, savcılığın suçlamayı dayandırdığı "kanuna aykırılık" zemini de ortadan kalkmış oldu.

İddianamede, gözaltına alınanların "kanuna aykırı faaliyetlerde bulunan gruplar" içerisinde yer aldığı iddia edilse de, bu grupların niteliğine dair somut bir veri sunulamamıştı. Başsavcılık, “kanuna aykırı olarak faaliyetlerde bulunan gruplar” diye, tamamen muğlak bir ifadeyle görüntüyü kurtarmaya çalışmıştı. Gözaltına alınanların büyük kısmı ya gösterilere bireysel katılan isimler ya da yasal parti, sendika veya dernekler bünyesinde siyasi mücadele yürüten kişilerdi. “Kanuna aykırı faaliyetlerde bulunan gruplar” iddiasına rağmen, Başsavcılık, grupların adını da verememişti. Örneğin tutuklananlar arasında Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel ve Parti Meclisi üyesi Arda Hacıyusufoğlu dahil 7 TKP üyesi de vardı.

Baro: Gözaltılar hukuksuzdur

Kararın ardından yazılı bir açıklama yapan İstanbul Barosu, mahkeme kararının bugüne kadar yapılan uygulamaların hukuksuzluğunu tescillediğini belirtti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bu karar, hukuka aykırı ve ölçüsüz uygulamalar ile yüzlerce yurttaşın gözaltına alınmasının da hukuka aykırılığını açıkça ortaya koymuştur. İstanbul Barosu, temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleyi izlemeye ve hukuk zemininde kararlılıkla mücadele etmeye devam edecektir."