Kuyu tipi cezaevlerine tepkiler çığ gibi: Hücreler dar, derin, penceresiz…

S ve Y tipi yüksek güvenlikli cezaevleri, mahkûmları tek kişilik hücrelerde 23 saate varan izolasyona maruz bırakıyor. Hukukçular, uygulamanın “insan onuruna açık saldırı” ve “işkence yasağının ihlali” anlamına geldiğini belirterek kapatılmasını istiyor.

Kamuoyunda "kuyu tipi cezaevi" olarak bilinen S ve Y tipi cezaevleri tartışma konusu oldu. Bu tip cezaevinde infazını tamamlayan mahkumların açıklamaları halihazırda orada kalanların mektupları bu tartışmanın temelini oluşturuyor.

Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu; "Baro olarak insan onuruna açık bir saldırı, işkence yasağının ihlali, ceza hukukunun onarıcı ve topluma kazandırıcı misyonunun çöküşü olarak görmekteyiz" dedi.

Av. Ali Dokuzlu ise "İnfaz sisteminde insanın kişiliğini, insanı insan yapan değerleri elinden alarak, onun sistem karşısında ne kadar güçsüz olduğunu göstermek, insan olduğunu unutturmak amacıyla hareket ediyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de kamuoyunca “kuyu tipi cezaevi” olarak bilinen mevzuatta Yüksek Güvenlikli Kapalı (YGK) Cezaevleri ile Y veya S Tipi Kapalı Cezaevleri koşulları kapsamında tartışma konusu oldu.

KUYU TİPİ CEZAEVLERİNDE HÜCRELERİN VEYA KOĞUŞLARIN DAR, DERİN, PENCERESİZ YA DA ÇOK AZ IŞIK ALDIĞI BELİRTİLİYOR.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishaneler Alt Çalışma Grubu, 29 Ağustos’ta Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne gerçekleştirdiği ziyarette tutuklu ve hükümlülerle görüşmeler yaparak ve farklı hapishanelerden gelen mektupları inceleyerek “kuyu tipi” diye bilinen cezaevleriyle ilgili bir rapor hazırladı.

“Kuyu tipi cezaevi” özellikle Türkiye’de insan hakları örgütlerinin kullandığı bir terim, ancak resmi mevzuatta böyle bir cezaevi tanımı geçmiyor. Bu tür cezaevlerinde hücrelerin veya koğuşların dar, derin, penceresiz ya da çok az ışık aldığı belirtiliyor. Bu mekanların mahkumları izole etmek, güneş ışığından ve sosyal ilişkiden mahrum bırakmak amacıyla kullanıldığı savunuluyor.

Bu hapishanelerde genellikle tecrit koşulları çok ağırken, dışarıyla temasın da minimum düzeye indirildiği vurgulanıyor.

İstanbul Barosu'nun perşembe günü yayınladığı raporda, söz konusu cezaevlerindeki mahpusların günün 23 saatini havalandırmasız hücrelerde geçirdiği, pencerelerin metal levhayla kapatıldığı ve temel hakların ihlal edildiği ifade edildi. Baro, kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması çağrısında bulundu.

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın danışmanı Murat Ongun da Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutulurken 13 Nisan'da Çorlu Karatepe Yüksek Güvenimli Cezaevi'ne nakledilmişti.

HAVALANDIRMA KOŞULLARI

Raporda yer verilen mahpusların anlatımına göre, en önemli sorun, hücrelerin önünde havalandırma alanı bulunmaması. Bu nedenle mahpuslar günün yaklaşık 23 saatini hücrede geçiriyor, havalandırma için hücrelerinden çıkarılarak hapishanenin başka bir bölümüne götürülüyor.

Hapishanede yazlık ve kışlık olmak üzere iki farklı havalandırma mevcut. Mahpuslar, yazlık havalandırma alanının beton duvarlardan ibaret olması nedeniyle çok sıcak olduğunu, kapısı açılır açılmaz sıcak hava dalgasının çarptığını aktardı.

İstanbul Barosu, kanuna göre, havalandırma hakkının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hükümlü olanların dışındaki tüm tutuklu ve hükümlüler için, sabah sayımında havalandırma kapısının açılması ve akşam sayımında kapatılması şeklinde uygulanması gerektiğini hatırlattı.

Öte yandan, kuyu tipi hapishanelerde 1,5 saatlik havalandırma süresinde tuvalet gibi acil ve kişisel gereksinimlerinin karşılanmasının olanaksız olduğu ileri sürülüyor. Buna göre havalandırma saati dolmadan bir ihtiyaç nedeniyle hücreye geri dönen mahpus, tekrar havalandırmaya çıkarılmıyor.

Raporda, Adalet Bakanlığı’nın genelgesine göre, tutuklu ve hükümlülerin 10 kişiyi aşmayacak gruplar halinde ve idarenin gözetiminde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilmesi gerekiyor. Ancak Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki mahpuslar, “sohbet hakkı”nın hiç uygulanmadığını ve aynı genelgeyle düzenlenen “spor hakkı”nın ise ayda bir defa bir saatliğine uygulandığını iletti.

HÜCRELERİN DURUMU

Cezaevinde hücrelerin tek hava alma imkanı demir parmaklılarla kapatılmış pencereler, ancak bunların önü de delikli bir metal levhayla kapatılmış durumda.

Avukat görüş yerlerindeki koridorda bulunan pencerenin de aynı şekilde kapatıldığını gözlemleyen avukatlar, bu nedenle hava akışının oldukça zor olduğunu raporda vurguladı.

Baronun görüştüğü mahpuslar, hava akışı sağlanamadığı için hücreleri fanusa benzetti.

Ayrıca, kameralarla hücrelerin içindeki yaşam alanının da izlendiği aktarıldı. Mahpusların kapıları kapalı tutulan yaşam alanlarının kameralarla sürekli olarak izlenmesinin hiçbir yasal dayanağı olmadığını kaydeden raporda, mahpusların her anının takip edilmesinin özel hayatın gizliliğine aykırı olduğu vurgulandı.

Rapora göre, hücrede 10 kitaptan fazlasını bulundurmak yasak. Yayınevleri tarafından gönderilen kitaplar da aynı nedenle verilmiyor. Ayrıca, hücrede yalnızca bir mavi ve bir siyah tükenmez kalem bulundurmaya izin var. Berberin bulunmadığı cezaevinde sık ve keyfi bir şekilde mektup yasağı da uygulandığı söyleniyor. Bunun yanı sıra tahliye olan tutukluların gönderdikleri hediyelerin de daha önce aynı hapishanede kalmış olmaları nedeniyle verilmediği aktarılıyor.

'ELEKTRİK KESİLİRSE KAPILAR AÇILMIYOR'

Kısa Dalga'nın aktardığına göre, Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki hücre kapıları diğer tipteki hapishanelerde olduğu gibi gardiyanlar tarafından anahtarla açılmıyor. Kapılar, hapishanenin başka bir bölümünde olan kontrol odasından açılıyor.

Tutukluların aktardığına göre, elektrikli sistemin arızalanması veya çalışmaması durumunda ya da elektrik kesintisi halinde kapının açılmasının imkanı yok. Bu durumda acil sağlık müdahalesi gibi durumlarda kapının açılması için önce arızanın giderilmesini mecbur kılıyor.

HAPİSHANENİN YAPISI NASIL?

Kalan mahkûmların ve infazını tamamlayan kişilerin basına yansıyan açıklamalarına göre bu hapishanelerde tutuklular çoğunlukla tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Mahkûmlar, günün 22–23 saatini hücrede geçiriyor. Hücrelerin tek hava olanağı olan bir ufak pencere ise demir parmaklıklarla ve delikli metal levhalarla kapalı... Bu nedenle de pencerelerden hava akışının engellendiği belirtiliyor. Tutuklular ve buralarda infazını tamamlayan kişilerce fanusa benzetilip etraflarının çevrili olması nedeniyle de kendilerini kuyuda duyumsadıklarını belirtiyor.

HAPİSHANELER NEREDE BULUNUYOR?

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre; Türkiye’de Adana, Aksaray, Ankara, Antalya, Burdur, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, İzmir, Kırşehir, Konya, Tekirdağ ve Van’da olmak üzere 22 tane Yüksek Güvenlikli Kapalı (YGK) cezaevi bulunuyor. Yine Adana, Aksaray, Antalya, Burdur, Erzurum, Kırşehir, Konya ve Tekirdağ’da ayrıca 14 tane Y Tipi; Antalya, Bodrum, Iğdır, Kırşehir ve Samsun’da ise 7 adet S Tipi Cezaevi bulunuyor.

‘EN TEMEL HAKLAR KISITLANIYOR’

Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu; bu cezaevlerinin koşullarının insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayarak; “Hücrelerde 10 kitaptan fazlasına izin verilmemesi, yayınevlerinden gelen kitapların engellenmesi, sadece iki tükenmez kaleme izin verilmesi, berber hizmetinin olmaması, sık sık keyfi mektup yasaklarının getirilmesi gibi uygulamalar tutukluların en temel haklarını kısıtlamaktadır. Kapıların gardiyanlarca değil kontrol odasından elektronik sistemle açılması, elektrik arızası ya da kesintisi halinde acil sağlık müdahalelerinin engellenmesine yol açabilmektedir” dedi.

ÇOĞUNLUKLA SİYASİ MAHKÛMLAR TUTULUYOR

“Kuyu tipi” cezaevlerinin mevzuatta tanımlı olmamasına karşın yaklaşık 15 hapishanede bu uygulamaların yaşama geçirildiğini belirten Köroğlu; “İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne ilişkin raporunda, burada ve benzeri cezaevlerinde en az 10 mahpusun açlık grevinde olduğu tespit edilmiştir. S ve Y Tipi yüksek güvenlikli cezaevlerinde kalanların önemli bir bölümü ‘siyasi mahpus’ olarak tanımlanan kişilerden oluşmaktadır.

Buralarda çoğunlukla: Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında yargılananlar, ‘Örgüt üyeliği’ veya ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamalarıyla hüküm giyenler, devlet güvenliğine karşı suçlarla itham edilenler, ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılanlar tutulmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘İNSAN ONURUNA AÇIK BİR SALDIRI’

Köroğlu; “Ankara Barosu olarak, ‘kuyu tipi’ cezaevi uygulamalarını; insan onuruna açık bir saldırı, işkence yasağının ihlali, ceza hukukunun onarıcı ve topluma kazandırıcı misyonunun çöküşü olarak görmekteyiz” diye konuştu.

‘İNSANI İNSAN YAPAN DEĞERLERİ ELİNDEN ALINIYOR’

Av. Ali Dokuzlu ise söz konusu cezaevlerine ilişkin; “Her alanda olduğu gibi infaz sisteminde de insanın kişiliğini, insanı insan yapan değerleri elinden alarak, onun sistem karşısında ne kadar güçsüz olduğunu göstermek, insan olduğunu unutturmak amacıyla hareket eden, adına ister kapitalizm deyin, ister küresel sermaye düzeni, insanı sayılardan ibaret gören bir düzenin ülkemizde ve dünyadaki yansımaları. Tek kişilik, günde bir saat havalandırma hakkı olan, insan etkileşimine kapalı hücreler gibi. İnsan sosyal bir canlı, insanın elinden sosyalleşme, sohbet, spor ve benzeri gibi imkânları aldığınızda aslında onun kişiliğini elinden almış oluyorsunuz. Ceza hukukunun intikam amacı gütmediği, ıslah amacı güttüğünü her zaman unutuyoruz. Tüm vicdani ve ahlaki saikler bir yana, insanlığı ve kişiliği bu şekilde zedelenen bireylerin topluma nasıl tekrar adapte olmasını bekleyebilirsiniz ki?” ifadelerini kullandı.

23 SAAT GÜN IŞIĞI GÖRMÜYORLAR

CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Süleyman Bülbül, kuyu tipi cezaevlerinde mahkûmların 6 adımlık bir alanda mahpusun 23 saat gün ışığı görmeden günlerini geçirdiğini ve hücrelerin kameralarla izlendiği için mahremiyet ihlallerine neden olunduğu belirtti. 

‘KAPATILMASI ANAYASAL ZORUNLULUK’

“Bu tip hapishanelerde mahpuslar sohbet hakkından, çoğu zaman sağlık hakkından, aile ve avukat ile görüşme haklarından da sıkı denetimler nedeniyle mahrum bırakılıyor” diyen Bülbül; “Bu insan onuruna aykırı hapishane uygulaması hem yasalarla düzenlenmemiş olduğundan hukuksuzdur hem de açık bir kötü muameledir. Sonuç olarak, meri mevzuatımızda yeri olmayan “kuyu tipi” hapishaneler mevcut halleriyle Anayasa ve AİHS’ye aykırıdır. Bu yapıların kapatılması veya koşullarının insan haklarına uygun hale getirilmesi hukuki bir zorunluluktur. Devlet, etkin denetim ve iyileştirme sorumluluğunu yerine getirmekle yükümlüdür” ifadelerini kullandı.

‘İŞKENCE YASAĞININ İHLALİ’

CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Olgun ile avukatı Mehmet Pehlivan’ın da bu tip cezaevlerinde kaldığını anımsatan Bülbül; “Bu uygulama açıkça insan hakkı ve işkence yasağının ihlalidir. Ceza hukukunun onarıcı ve topluma kazandırıcı vasfı bu şekilde tasfiye edilmekte, işkence yasağı ihlal edilmektedir” dedi.