25 YILLIK AKP İKTİDARININ AĞIR BİLANÇOSU
Çeyrek asırlık yönetim süreci incelendiğinde, Türkiye'nin toplumsal, ekonomik ve hukuki yapısında derin yaralar açıldığı görülmektedir. Bu dönemin öne çıkan sonuçları şu şekilde sıralanabilir:
Rekor seviyelere ulaşan enflasyon, derinleşen yoksulluk, işsizlik, adaletsiz gelir dağılımı ve artan işçi katliamları.
Ülkenin stratejik ekonomik işletmelerinin emperyalist tekellere satılması; ormanların, limanların ve madenlerin yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi.
Sokakların mafya gruplarına teslim edilmesi, ülkenin uyuşturucu ticaretinin merkezlerinden biri haline gelmesi, kadın cinayetlerindeki artış ve tarikat yurtlarında yaşanan çocuk istismarları.
Cihatçı çetelerin ülkede faaliyet yürütmesi ve 15 Temmuz kanlı İslamcı darbe girişimiyle zirveye ulaşan gericilik ve tarikat yapılanmaları.
REJİMİN BEKASI İÇİN ANAYASA İHLALİ
Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesi çabaları, hukuki sınırların zorlanması anlamına gelmektedir. Mevcut anayasal düzenlemelere göre 3. dönem adaylığı açıkça anayasaya aykırılık taşımaktadır.
Adaylığın Gerçek Nedeni: Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı yapılmak istenmesi Türkiye’nin çıkarlarıyla ilgili değildir. Bu ısrar; kurulan rant, talan ve faiz düzeninin sürmesi; tarikat, mafya, baron ve patron koalisyonundan oluşan mevcut rejimin bekasını güvence altına alma çabasıdır.
TÜRKİYE 1'DEN BÜYÜKTÜR
25 yıllık süreçte Türkiye her alanda geriye götürülmüştür. Geleceğe dair umutları ellerinden alınan gençlik bu tablodan sıkılmış, emekçi halk bıkmış ve ülke tamamen yorulmuştur. Toplumun geniş kesimlerinin ortak çığlığı, Türkiye’nin tek bir kişiye mahkum edilemeyecek kadar büyük ve köklü bir ülke olduğudur.