TAHLİYE SAYISI 42'YE ULAŞTI
Mahkeme Başkanı, İBB Davasında 9 Mart’tan bu yana yaptığı üçüncü tutukluluk incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirme sonucunda; Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha, Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin, Dilek Kaya İmamoğlu’nun kardeşi Cevat Kaya, İBB’de yazılım mühendisi olarak görev yapan Iraz Bayrak, CHP Genel Merkezi Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan, Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu, Mustafa Keleş, İBB eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy ve İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü Hakan Aplak hakkında tahliye kararı verildi.
Davanın geçmiş sürecinde, yapılan ilk tutukluluk incelemesinde 18, ikincisinde ise 15 kişi tahliye edilmişti. Bugün üçüncü tutukluluk değerlendirmesinde 9 kişi için verilen son kararla birlikte, davada 9 Mart’tan bu yana tahliye edilen toplam sanık sayısı 42’ye ulaşmış oldu. Duruşma savcısı ise mütalaasında sadece Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy ve Gökhan Köseoğlu’nun tahliyesini talep etmişti.
HAYALİ SUÇ ÖRGÜTÜ KURGUSU TARTIŞMASI
Duruşmada söz alan BFK Partners’ın sahibi Şeyhmus Sarıboğa’nın avukatı Fulya Dağlı, mahkeme salonunda çok konuşulacak bir savunmaya imza attı. Müvekkilinin “suç örgütüne asıl olarak yardım etmekle” suçlandığını anımsatan avukat Dağlı, davanın tamamen siyasi temellere dayandığını belirterek şöyle konuştu:
“Müvekkilim, Sayın İmamoğlu'nu sadece belediye başkanı olarak bilir. Bu insanların neredeyse tamamıyla da burada, duruşma salonunda tanıştı. Bugüne kadar belediyeyle ya da iştirakleriyle doğrudan herhangi bir iş yapmışlığı da yok. Ama bugün hayali suç örgütü kurgusuna dayalı 3700 küsur sayfalık bu iddianameyle onu yargılamaktayız. Aradaki açı farkını, uçurumu ve bu illiyetsizliği kapatmaya bence bu 3700 küsur sayfa yetmiyor. Bir o kadar daha koyalım, yine yetmeyecek. Tam da bu yüzden bu davanın siyasi olduğunu belirtmek zorunda kalıyoruz.”
BU SORUŞTURMANIN MİMARI OLAN BAŞSAVCI ADALET BAKANI OLDU
Soruşturmanın açıldığı ilk dönemdeki yargı kadrosuna ve duruşma savcısının tavırlarına dikkat çeken Avukat Fulya Dağlı, adaletin siyasileştiği iddiasını şu sözlerle sürdürdü:
“Duruşma savcısı, 16 milyonun seçilmiş belediye başkanına, ‘haddini bilmezse savcılık makamı olarak haddini bildireceğini’ söyledi. Heyetiniz bir anda apar topar bir şekilde Adem Soytekin'in sorgusunu öne çekti ve kendisini tahliye etti. Bu soruşturmanın mimarı olan başsavcı ise süreç içinde Adalet Bakanı oldu. Bizim bu yargılamanın siyasi olduğunu bunlardan daha iyi anlatabilmemiz mümkün değildi. Bu iddianame, bu dava, bu yargılama süreci kendi eylemleriyle kendi niteliğini tanımladı ve ifşa oldu.”
İDDİANAMEDEKİ ŞEMA ÖRGÜT ŞEMASI DEĞİL ETKİN PİŞMANLIKÇILAŞTIRMA ŞEMASIDIR
Avukat Dağlı, müvekkili Şeyhmus Sarıboğa’nın şeker hastası olduğunu, 23 Mayıs 2025'te gözaltına alındığında ilaçlarına erişemediğini ve büyük bir baskı altında tutulduğunu iddia etti. Dosyadaki "etkin pişmanlık" ifadelerinin iradeler sakatlanarak alındığını savunan Dağlı, süreçteki "havuç-sopa" yöntemini şu sözlerle ifşa etti:
“Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade vermeyen sanıkların aylarca tutuklu bırakıldığı; doğrudan savcılık ve birtakım avukatlar vasıtasıyla da etkin pişmanlıkçı olması yönünde havuç-sopa bağlamlarının kendilerine sunulduğu ifşa olunmuş durumda. Bu soruşturmada en başından beri hedef alınan belirli kişiler mevcut. Bu iddianamede gördüğümüz şema bir örgüt şeması değil aslında, etkin pişmanlıkçılaştırma şemasıdır.”
CEZAEVİNDE KABURGAM KIRILDI VE BANA BASKI YAPILDI
Duruşmada bizzat savunma yapan iş insanı Şeyhmus Sarıboğa da cezaevi koşullarından ve kendisine yönelik yapılan "itirafçılık" baskılarından şikayetçi oldu. Sağlık durumunun kötüye gittiğini belirten Sarıboğa, “Şeker hastasıyım ve cezaevinde iğneye erişim sıkıntısı yaşadım. Yüksek şeker sebebiyle gözüm karardı, düşerek cezaevinde kaburgamı kırdım” dedi.
Sarıboğa, bir bakan yardımcısının yeğeni olduğu iddia edilen Avukat Selcen Akar’ın cezaevine gelerek kendisine baskı yaptığını şu çarpıcı sözlerle anlattı: "İrademle oynandığı için önceki ifadelerim geçersizdir. Avukat Selcen Akar cezaevinde ziyaretime gelerek ‘Etkin pişmanlıkla birini tahliye ettirdim. Bana Murat Kapki ile ilgili beyanlarda bulun, seni de tahliye ettireyim’ dedi. Bunu reddettim. Gece eşim ve kardeşimi arayarak 'Ben Şeyhmus beyle anlaştım' diyerek asılsız bilgi vermiş."
İYİ Kİ ZABITALARA SİLAH VERİLMEMİŞ
Duruşmanın sabah seansında, sanıklardan Serhat Kapki’nin çapraz sorgusu yapıldı. Kapki’nin avukatlarından Uğur Özdoğan, müvekkili aleyhine sahte fatura iddiasında bulunan tanık Furkan Yalçınkaya’nın, başka bir soruşturmada bu iddialarını bizzat yalanladığını ortaya koydu.
Duruşmada söz alan bir diğer Avukat Ziya Ergin ise davanın absürtlüğüne değinerek salonda ironik bir savunma yaptı: “Bu dava içinde ‘iyi ki’ dediğimiz tek bir durum var. İBB’ye bağlı zabıtalara silah verilseymiş, biz bugün silahlı terör örgütü davasında savunma yapıyor olabilirdik. Komik geliyor belki ama buradaki kurguya bakılırsa bu gerçek.”
Duruşma, Şeyhmus Sarıboğa’nın şirket faaliyetlerine yönelik savcılık sorularının ardından avukat savunmalarıyla devam etmek üzere ara verdi.