19 YIL 6 AYA KADAR HAPSİ İSTENİYORDU
Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada gazeteci Alican Uludağ hakkında oldukça ağır ceza talepleri bulunuyordu. İddianamede Uludağ’a; "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamaları yöneltiliyordu. Savcılık, gazetecinin toplamda 19 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep ediyordu.
DURUŞMA SALONUNDA GERGİN ANLAR: DOSYAMI TERÖR SAVCISI HAZIRLADI
Saat 14.40 itibarıyla başlayan duruşmaya, Uludağ’ın meslektaşları, yakınları ve çok sayıda gazetecilik örgütü destek vermek amacıyla katıldı. Silivri Cezaevi’nde bulunan Uludağ, duruşma salonuna bizzat getirilmedi ve SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla savunma yaptı. Duruşmada savcı, Uludağ'ın tutukluluk halinin devamını talep etti ancak mahkeme heyeti savunmaların ardından tahliye kararı verdi.
Uludağ, ekran karşısında başladığı savunmasında yargılandığı usule şu sözlerle tepki gösterdi:
"Tam 90 gündür Ankara'dan, ailemden, gazetecilikten uzakta Silivri'de sürgündeyim. Çağlayan'da nasıl herkesten saklanarak tutuklandıysam, bugün de herkesten uzakta gizlenerek yargılanıyorum. Dosyamı basın savcısı değil terör savcısı hazırladı. Ben terörist miyim?"
KORKU İKLİMİ BİR SİS GİBİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA
Savunmasının devamında Türkiye'deki basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti sorunlarına dikkat çeken Alican Uludağ, mahkeme heyetine seslenerek şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Bugün dışarıda olmakla içeride olmak arasındaki farkın silikleştiği bir dönemdeyiz. Korku iklimi bir sis gibi Türkiye’nin üzerine çökmüş durumda. İnsanlar konuşmaktan, yazmaktan, düşünmekten korkuyor. Yargı ve devlet aygıtı muhalefete karşı bir giyotin olarak kullanılıyor. Demokratik ve anayasal düzen tehdit altında. Ya demokrasi olacağız ya da ABD Ankara Büyükelçisi'nin dediği gibi monarşik bir yapı olacağız. Bugün gazeteciler susarsa toplum da susar. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu demokratik ve laik Türk Cumhuriyeti. Yaşasın gazetecilik."
YETKİSİZLİK KARARLARIYLA GEÇEN 90 GÜNLÜK SÜREÇTE NELER YAŞANDI?
Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasının ardından hukuki süreç adeta bir yetki krizine dönüştü. İstanbul 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianameyi 1 Nisan’da kabul etmişti. Ancak aynı mahkeme kısa süre sonra "yetkisiz olduğunu" kabul ederek, dosyanın gazetecinin ikamet adresi olan Ankara’ya gönderilmesine karar verdi.
Nisan ayında dosya Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne ulaştı. Uludağ’ın avukatları Akın Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın, dosyanın ulaştığı gün mahkemeye dilekçe sunarak müvekkillerinin tensiple (duruşma günü beklenmeksizin) tahliye edilmesini talep etti. Fakat mahkeme bu talebi reddederek tutukluluk halinin devamına hükmetti ve davayı bugüne erteledi. Bugün ilk kez hakim karşısına çıkan Uludağ, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.