Mansur Yavaş hakkındaki soruşturma iznine sert tepki: "Somut delil yok, varsayım var"
KESK Şubeler Platformu adına Hatice Yayla, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin kâğıt üzerinde kaldığını söyledi. İTO temsilcilerinden Osman Öztürk ise artan iş cinayetlerine vurgu yaptı.
Öztürk, “Şubat ayında en az 144 işçi iş cinayetlerinde katledildi. 2023 yılında en az 1932 işçi katledildi. AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bu yana en az 32 bin 180 işçi katledildi. Kimse buna kaza diyemez. Sorumlu siyasi iktidardır” ifadelerini kullandı. TMMOB İstanbul Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı da “‘İş kazaları işçilerin yanlışları nedeniyle oluyor’ algısı tamamıyla yanıltıcıdır. Yaşanan katliamın sorumluları hem işletme yetkilileri hem de denetim görevini yerine getirmeyen kamu görevlileridir.
Yeni katliamlar yaşanmaması için ‘kâr’ önceliği yerine insan hayatını öne alan düzenlemeler yapılmalıdır” dedi. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) heyeti de dün katliamın yaşandığı eğlence mekanının önündeydi. Yaşananları bir işçi kıyımı olarak niteleyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, tadilat sırasında alınması gereken önlemlerin alınmadığını ve denetimlerin yapılmadığını söyledi.
Daha birkaç ay önce İliç’te siyanürle altın aranırken 9 işçi arkadaşımız toprak altında kaldı. Arkadaşlarımız halen toprak altından çıkartılmış değil. Marmara Denizi’nde fırtına koşullarında batan gemideki işçiler feci şekilde can verdi. Daha cenazelerine bile ulaşılamadı. Ama asıl sorumlular dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor.
Patronlar, güvenlik önlemlerini gereksiz maliyet olarak görüyor. Hayatlarımız yok sayılıyor. Sermaye düzeni işçi kanıyla besleniyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin rakamlarına göre her gün en az 6 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Her yıl alınmayan önlemler, denetimsizlik, performans baskısı nedeniyle onlarca işçi hayatını kaybediyor. Birçoğu sakatlanıyor.
AKP’li yıllarda bu sayılar daha da arttı. Çünkü kâr ve rant uğruna iş cinayetlerini bizlere “kader” olarak sunuyorlar. Bizler alın teri döküyoruz onlar zenginleşiyor. Bizler can veriyoruz, onlar mahkemelerde aklanıyor. Bizler sustukça bu düzen devam edecek. Bu düzenin ortağı kim olursa olsun susmamak katledilen işçi arkadaşlarımıza karşı sorumluluğumuzdur. Bunu bir an dahi unutmayacağız.
Burada yaşanan işçi katliamının sorumluları bir bir ortaya çıkartılmalı. Kimse sorumluluğunu üstünden atmaya kalkmaksın. 29 işçi arkadaşımızın vahşice katledilmesinin hesabını soracağız. Sorumluların yakasını bırakmayacağız.
ÖLÜM SIRASININ BİZE GELMESİNİ Mİ BEKLİYORUZ?
Buradan tüm işçi ve emekçilere sesleniyoruz. Daha ne bekliyoruz? Ölüm sırasının bize gelmesini mi? Bu ölüm ve sömürü düzenine dur diyecek olan bizleriz. Bizler bir araya geleceğiz, örgütleneceğiz, harekete geçeceğiz ki bu düzen son bulsun. İnsanca yaşam ve çalışma koşulları sağlansın. İş cinayetlerinde can vermek istemiyorsak mücadeleyi yükseltmekten başka çaremiz yok. Bir işçi arkadaşımızın daha sermayenin kârı uğruna aramızdan ayrılmasına tahammülümüz yok. Bizlere dayatılan kölelik koşullarına, güvencesiz çalışmaya karşı; iş cinayetlerinde ölmemek adına örgütlenmeliyiz. Emeğimize, geleceğimize sahip çıkmalıyız.
Sorumlular yargılansın, en ağır cezai yaptırımlar uygulansın!
İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınsın!
İşçi sağlığı ve iş güvenliği sermayenin denetiminden çıkartılsın!