Özgür Özel'den Akın Gürlek yorumu: 'Yarın sabah bu sabahtan daha zor olacak'
Parti açıklamasında asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire göre hesaplanması, büyümeden pay alması ve her ay enflasyona göre otomatik olarak güncellenmesi gerektiğini belirten dört maddelik bir sistem önerdi.
Asgari ücret bir devlet lütfu değil, emekçinin ürettiği toplam değerden aldığı payın adıdır. Türkiye ekonomisi yıllardır büyüyor; milli gelir dünya sıralamasında üst basamaklarda yer alıyor. Ancak bu büyümeden asıl payı alan, üretimi gerçekleştiren milyonlar değil, sermaye grupları, faiz ve rant çevreleridir. 1970’lerde milli gelirin önemli bölümü ücretlilere giderken bugün emeğin payı yüzde 47’ye düşmüş durumda.
Ekonomi büyürken emeğin payı küçülüyor; tablo nettir: Emekçiler daha fazla üretiyor ama daha az pay alıyor.
Emekçi Hareket Partisi olarak, asgari ücretin belirlenmesini şeffaf, hesaplanabilir ve milli gelir artışıyla doğrudan bağlantılı hale getiren bir yöntem savunuyoruz. Çünkü milli gelir artıyorsa, bundan emekçilerin pay almaması kabul edilemez.
Milli Gelir Temelli Asgari Ücret Hesabı
Asgari ücretin tabanı, kişi başına düşen GSYH’nin aylık karşılığına dayanmalıdır.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın tahminine göre:
2025 yılı GSYH hedefi: 61,5 trilyon TL
Türkiye nüfusu: 85 milyon
Kişi başına düşen yıllık GSYH: 720.000 TL
Aylık kişi başı GSYH: 60.000 TL
Bu veri bize şunu gösterir:
Nüfusun her bir üyesine milli gelirden düşen pay bir yıl öncesinde 60.000 TL’dir.
Bu meblağın altında belirlenen her ücret, emeğin hak ettiği payın gaspıdır.
Bu nedenle asgari ücret, kişi başına düşen milli gelir düzeyine yaklaştırılmalı; milli gelir artışı kadar artırılmalıdır.
Büyümeden Pay Alma Hakkı
Türkiye’nin GSYH’si artarken, ücretlilerin payı geriliyor; şirket kârları ise rekor kırıyor. Adil bir ücret politikası, emeğin payını üretim artışıyla birlikte yükseltmelidir.
Asgari ücret, yalnızca bir "geçinme sınırı" değil; ulusal gelir bölüşümünün siyasi kararını ifade eder.
Bu nedenle:
Asgari ücret artışı, büyüme hızını içermelidir.
Sermaye kârları artarken, ücretliler yerinde sayamaz.
Ulusal gelirdeki pay kaybı, ücret politikasıyla telafi edilmelidir.
Aylık Enflasyon Düzeltmesi / Otomatik Güncelleme Sistemi
Ücret yılda bir kez artıp fiyatlar her ay yükselirse, alım gücü sürekli erir. Bu durum, asgari ücreti fiilen yıl içerisinde yarıya düşüren bir uygulamadır.
Bu nedenle EHP olarak diyoruz ki: Asgari ücret her ay açıklanan TÜFE oranına göre otomatik olarak güncellenmelidir.
Bu uygulama teknik olarak son derece basittir ve Avrupa’da örnekleri vardır. Aynı zamanda politiktir; çünkü emeğin korunması ancak gerçek enflasyon kadar yapılan düzenli artışla mümkündür.
Ekim 2025 İçin Asgari Ücret Hesabı (Teknik Örnek)
Biz Aralık 2024’te “asgari ücret, kişi başına düşen milli gelir kadar olmalıdır” dedik.
Aralık 2024 – Ekim 2025 arasında TÜİK’e göre TÜFE artışı: %28,63
Bu artışın asgari ücrete yansıması gereken nominal kayıp: 15.000 TL
Bu durumda milli gelir temelli taban olan 50.000 TL (Aralık 2024 referans değerinin yuvarlanmış hali) üzerine enflasyon farkı eklendiğinde: Ekim 2025 itibarıyla olması gereken asgari ücret: 65.000 TL’dir.
Bu rakam hem milli gelir verisiyle hem gerçekleşmiş enflasyonla tutarlıdır. Bugünkü ücret ise bu seviyeye yaklaşamamaktadır.
Üreten Biziz, Paylaşan da Biz Olacağız
İşçi sınıfının, serveti olmayanların gelir elde etmesinin tek ama tek yolu çalışmak ve bir ücret almaktır. O nedenle açlık ve yoksulluğu bitirmek üzere, emekçilere ve emeklilere derhal zam yapılmalıdır. Soyut konuşmaya gerek yok. Halk kendi asgari ücretini milli gelir, enflasyon ve geçim şartlarına göre hesaplamak ve şart koşma yetkisine sahiptir. Çünkü söz, yetki ve karar ondadır.
Asgari ücretin:
GSYH artışına bağlanması, her ay enflasyonla güncellenmesi, emeğin payının yeniden artırılması, hem ekonomik olarak mümkündür hem de toplumsal adaletin gereğidir.
Bu ülkede üretenler emekçi milyonlardır; üretilenden payını alması gerekenler de onlardır.