İsrail’den Sumud Filosu’na şafak baskını: "Sadabad" gemisi ele geçirildi, irtibat koptu!
Özellikle Doğu Akdeniz Bölgesi için bu durumun büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekilerek; çatışmalar, yerinden edilmeler, trafik kazaları, doğal afetler ve tekrarlayan insani acil durumların bölge ülkelerini derinden sarstığı belirtildi. Bölgedeki 22 üye devlet ve bölgeden 9'unun kırılganlık, çatışma veya şiddetten doğrudan etkilendiği, bu alanlarda beyin travmalarının acil servislerde, yoğun bakım ünitelerinde ve rehabilitasyon merkezlerinde günlük bir gerçeklik haline geldiği aktarıldı. Orta Doğu'da tırmanan son gerilimlerin, altyapı hasarları ve malzeme eksiklikleriyle boğuşan sağlık tesisleri üzerindeki travma baskısını daha da artırdığı vurgulandı.
HASTALAR AKUT TEDAVİDEN SONRA SİSTEMDEN KAYBOLUYOR
Beyin travmasının yükünün hasta hastaneden ayrıldığında bitmediğini belirten DSÖ yetkilileri, uzun vadeli risklere karşı şu uyarılarda bulundu:
"Birçok sağ kalan; epilepsi, felç, demans, ruh sağlığı sorunları ve bağımsızlık kaybı gibi uzun vadeli nörolojik, psikolojik ve sosyal sonuçlar yaşamaktadır. Ne yazık ki, akut bakım sona erdikten sonra hastalar çoğunlukla sistemden kaybolmaktadır. İşte bizim ele almamız gereken en büyük boşluk budur. Travmatik beyin yaralanmasının hem kronik hem de bildirimi zorunlu bir durum olarak kabul edilmesi, küresel sağlık politikası ve hasta bakımı için büyük bir adım olacaktır."
KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKASINDA ÜÇ KRİTİK ADIM
Açıklamada, beyin travmalarının takibinin ve bildiriminin zorunlu hale getirilmesinin sağlayacağı üç temel fayda şu şekilde sıralandı:
GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTIRACAK: TBY'nin sürveyans (izlem) sistemlerine entegre edilmesi; travma, beyin cerrahisi ve rehabilitasyon hizmetlerine yönelik planlama, önleme ve yatırımları güçlendirecektir.
BAKIMIN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAYACAK: Akut stabilizasyonun ötesine geçerek rehabilitasyon, ruh sağlığı desteği ve uzun vadeli takibi içeren entegre bakım yollarını teşvik edecektir.
ÖNLEME ÇALIŞMALARINI GÜÇLENDİRECEK: Birçok beyin travması; daha güçlü yol güvenliği önlemleri, kask kullanımı, daha güvenli altyapı ve etkili acil müdahale sistemleri sayesinde önlenebilir durumdadır.
DSÖ ÜYE ÜLKELERİ DESTEKLEMEYE KARARLI
Bölgede WHO (DSÖ) tarafından şimdiden önemli adımların atıldığı ifade edildi. Bölge Komitesi'nin 71. oturumunda üye devletlerin, insani yardım ortamlarında travmaya yönelik operasyonel bir çerçeveyi onayladığı hatırlatıldı. 2020 yılında kurulan Bölgesel Travma Girişimi aracılığıyla, çatışmalardan etkilenen bölgelerde travma müdahalelerinin desteklendiği ve ön hat klinik kapasitesinin güçlendirildiği belirtildi.
DSÖ, önerilen yeni kararın önleme, acil bakım, rehabilitasyon, izlem ve uzun vadeli desteği birbirine bağlayan daha kapsamlı bir küresel yaklaşım oluşturulması için büyük bir fırsat sunduğunu açıklayarak, bu gündemi ilerletmede üye devletleri ve ortakları destekleme konusundaki kararlılığını yineledi.