Yıllardır devam eden vesayet davasında Beykoz 1. Sulh Hukuk Mahkemesi hâkimi B.Ç.’nin aldığı kararlar, kısıtlı Abdullah Acar’ın çocukları ve hukuk camiasında tartışma yaratmaya devam ediyor.
"Kâtip Gitti, Damat Geldi"
Daha önce mahkeme kâtibinin vasi olarak atanmasıyla dikkatleri üzerine çeken dosyada, denetim mahkemesinin müdahalesiyle kâtibin görevi kaldırılmıştı. Ancak mahkeme, bu kez eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un damadı Yunus Emre Atıcı’yı vasi olarak tayin etti. Hâkim B.Ç., kısıtlı Abdullah Acar’ın oğlu Hüseyin Cemal Acar’ı ise "görevini layıkıyla yerine getiremediği" gerekçesiyle vasilikten düşürdü.
İddiaların Odağındaki "Bypass" İddiası
Abdullah Acar’ın çocukları, avukatları aracılığıyla mahkemenin "denetim makamını (Asliye Hukuk Mahkemesi) by-pass ettiğini" iddia ediyor. İtiraz dilekçelerinin üst mahkemeye gönderilmediğini, taleplerinin işleme konulmadığını savunan aile, şu çarpıcı iddiaları gündeme getiriyor:
Zorla Ücret
Oğlu Hüseyin Cemal Acar, babasına "bila bedel" (ücretsiz) vasilik yapmak istemesine rağmen, mahkeme kararıyla kendisine zorla aylık 250 bin TL vasi ücreti bağlandığı öne sürülüyor.
Harcama Şaibeleri
Yatalak olan ve sadece medikal mama ile beslenen Acar’ın hesabından yüksek tutarlarda market, yemek, HGS ve yakıt harcamaları yapıldığı iddia ediliyor.
E-Devlet Şifresi
Mahkemenin, vasiye PTT üzerinden Abdullah Acar adına e-devlet şifresi alma yetkisi vermesi, ailenin "bu şifre hangi amaçla kullanılacak?" endişesini artırdı.
Mali Müşavir Ataması
Mahkemenin aylık 125 bin TL ücretle bir mali müşavir atadığı, ailenin kendi mali müşavirlerinin 50 bin TL teklif etmesine rağmen bu talebin reddedildiği belirtiliyor.
"Görevimiz Kötüye Kullanılıyor" Şikâyeti
Kısıtlının yasal mirasçıları olan çocuklar, hâkim B.Ç. hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) çok sayıda şikâyet dilekçesi verdiklerini, sonuç alamayınca Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
Hukuki Belirsizlik Sürüyor
Aile avukatları, Türk Medeni Kanunu’nun 397. maddesine göre vesayet makamı ile denetim makamının ayrık olduğunu hatırlatarak, hâkimin denetim mahkemesinin kesin kararlarını uygulamadığını savunuyor. Mahkeme ise vasiler yönünden kararın kesinleştiği gerekçesiyle denetim makamının inceleme yapamayacağını savunarak, aileye "istinaf" yolunu işaret ediyor.
Hukuki tartışmaların merkezindeki bu dosya, üst mahkemenin vereceği kararlarla yeniden şekillenmeye aday görünüyor.