ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ‘monarşi’ açıklamasında geri adım atmıyor!

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, şimşekleri üzerine çeken "Ortadoğu’da sadece güçlü rejimler işe yarar" sözlerine açıklık getirdi. Eleştirilere Fox News üzerinden yanıt veren Barrack; Türkiye, İsrail ve Körfez ülkelerini aynı "istikrar" potasında eritirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğini "bölgesel nüfuzun anahtarı" olarak tanımladı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, diplomatik teamülleri altüst eden açıklamalarına bir yenisini daha ekledi. Antalya Diplomasi Forumu’nda başlayan ve Washington’da senatörlerin tepkisiyle büyüyen "Hizbullah ve rejim" tartışmalarına yanıt veren Barrack, geri adım atmak yerine "Trump usulü patavatsızlık" bayrağını açtı.

"TÜRKİYE ÖRNEK BİR GÜÇLÜ LİDERLİK"

Barrack, en çok tartışılan "güçlü liderlik rejimleri" savunmasını yaparken Türkiye’yi doğrudan örnek gösterdi. Batı tarzı demokrasi denemelerinin bölgede kaosa yol açtığını savunan Büyükelçi, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimindeki güçlü ve merkezi liderliğin; istikrarı, ekonomik dinamizmi ve bölgesel nüfuzu nasıl sağladığının somut bir örneğidir. Bu, dünyayı hayal ettiğimiz gibi değil, olduğu gibi kabul etmektir."

Barrack’ın bu sözleri, Türkiye'deki yönetim sistemini Körfez monarşileriyle benzer bir istikrar zemininde buluşturması nedeniyle muhalefet kanadında "demokrasi vurgusundan sapma" olarak yorumlanırken, AK Parti kanadındaki sessizlik dikkat çekti.

S-400 VE F-35: "AKIL DIŞI BİR TIKANIKLIK"

Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi gerektiğini savunarak ABD’li şahin senatörleri kızdıran Barrack, bu konudaki "pazarlıkçı" tavrını da sürdürdü. S-400 yaptırımlarını "Rusya’nın işine yarayan bir hata" olarak niteleyen Büyükelçi, çözüm reçetesini sundu:

"Trump ve Erdoğan arasındaki güçlü bağ bu düğümü aylar içinde çözer."

"Rus sistemlerinin çalışmadığına dair kesin sertifikalar alınacak, Amerikan güvenliğinden ödün verilmeyecek."

HİZBULLAH TEPKİLERİNE ‘ÇİMLERİ BİÇME’ BENZETMESİ

İsrail ve Hizbullah’ı "güvenilmez taraflar" olarak nitelediği için eleştirilen Barrack, askeri yöntemlerin tek başına yetersiz olduğunu savundu. "On yıllardır buradayız, sadece 'çimleri biçmek' (geçici askeri darbeler vurmak) işe yaramadı, aksine yeni katılımları tetikledi" diyen Barrack, amacın Hizbullah'ı tamamen yok etmekten ziyade terör altyapısını zayıflatıp Lübnan devletini güçlendirmek olduğunu iddia etti.

DÜNYA BASINI: "TRUMPİZM’İN DIŞ POLİTİKA YÜZÜ"

Uluslararası medya, Barrack’ın açıklamalarını şu başlıklarla gördü:

The Washington Post: "Barrack’ın ‘Gerçekçiliği’ Demokrasi Değerlerini Tehdit Ediyor mu? Büyükelçi’den otoriter istikrar övgüsü."

Middle East Eye: "Türkiye ile İsrail Arasındaki Köprü: Barrack, Erdoğan’ın Hamas üzerindeki nüfuzunu ‘vazgeçilmez’ olarak niteledi."

Al Jazeera: "Körfez Modeli Türkiye’ye mi Uyarlanıyor? ABD’nin Ankara Elçisi’nden ezber bozan statüko savunması."

WASHINGTON’DA SENATO AYAĞA KALKTI

Barrack’ın F-35 ve S-400 konusundaki "aylar içinde çözeriz" iyimserliği, Capitol Hill’de sert bir duvara çarptı. Özellikle Senatör Rick Scott ve bazı kıdemli parlamenterler, Barrack’ı "müttefikler arasında yanlış eşdeğerlik kurmak" ve "terör örgütlerine (Hizbullah) karşı yumuşak bir dil kullanmakla" suçladı. Ancak Barrack’ın cevabı netti: "Çimleri biçmek (geçici askeri operasyonlar) işe yaramadı. Bizim amacımız Lübnan devletini güçlendirmek ve İsrail güvenliğini kalıcı kılmak."

F-35’TE "CERRAHİ DİPLOMASİ" DÖNEMİ

Haberin en can alıcı noktalarından biri, Türkiye’nin F-35 programına geri dönüşü için sunulan "hızlı yol" haritası oldu. Barrack, bu süreci Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bizzat yürüteceği "cerrahi diplomasi" olarak tanımladı.

Rus sistemlerinin "operasyonel olmadığına" dair Pentagon’dan onaylı sertifikasyon şartı masada kalmaya devam ediyor.

Büyükelçi, Türkiye’nin dışlanmasını "akıl dışı" olarak niteleyerek, bu durumun NATO savunma mimarisinde yarattığı boşluğa dikkat çekti.

ERDOĞAN VURGUSU: "BÖLGESEL NÜFUZUN ANAHTARI"

Barrack, mülakatın son bölümünde eleştirilere meydan okuyarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlik modelini "bölgesel güvenlik için bir zorunluluk" olarak tanımladı. Bölgede Batı tipi demokrasilerin başarısız olduğunu savunan Büyükelçi, "Güvenlik ve ekonomik büyüme ancak sonuç odaklı liderlerle gelir. Türkiye, bu istikrarın nasıl sağlanacağının yaşayan örneğidir" diyerek tartışmaları başka bir boyuta taşıdı.

GÖZLER ANKARA VE WASHINGTON’DA

Barrack’ın bu "aykırı" diplomatik hattı, Washington’da Marco Rubio ve Trump ekibinin yeni Ortadoğu doktrini olarak görülüyor. Ancak Büyükelçi'nin Türkiye'deki iç siyasi yapıya dair "güçlü rejim" vurgusu, Ankara'da yeni bir "egemenlik ve demokrasi" tartışmasının fitilini ateşleyecek gibi görünüyor.

Diplomatik gözlemciler, Barrack’ın bu çıkışlarını, Trump yönetiminin "önce Amerika" stratejisinin sahaya yansıması olarak görüyor. Bu yeni doktrinde; demokratik değerlerin yerini "güç dengesi", "pazarlık" ve "kişisel liderlik diplomasisi" alıyor. Ankara’da muhalefet bu söylemi "demokrasi karşıtı" bulurken, bölgedeki enerji ve güvenlik denklemi (özellikle İran gerilimi gölgesinde) Barrack’ın "gerçekçilik" tezini daha çok konuşturacağa benziyor.

Bu açıklama, diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan ve "Realpolitik" (gerçekçilik) adı altında bölge dengelerini sarsan cinsten. Özellikle bir Amerikan Büyükelçisi'nin Türkiye'deki yönetim modelini Körfez monarşileriyle aynı paranteze alıp "güçlü liderlik" üzerinden övmesi, Ankara koridorlarında çokça tartışılacak cinsten.

Bir büyükelçinin, görev yaptığı ülkenin yönetimini "Batı tarzı demokrasi arayışlarının başarısızlığına" alternatif bir başarı hikayesi olarak sunması, diplomatik tarihte nadir rastlanan bir örneği daha olmayan patavatsızlık olarak olarak kayıtlara geçti.