Washington geri adım attı: ABD-İran mutabakatında tüm detaylar belli oldu...
ABD’nin askeri baskı ve abluka yoluyla İran'ı dizayn etme stratejisi masada sonuçsuz kaldı. Cenevre’de imzalanması beklenen tarihi barış anlaşması öncesi sızan taslak maddeler, Washington’ın neredeyse tüm kritik başlıklarda geri adım attığını gösterdi. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı ve yaptırımların kaldırılması konusunda masadan zaferle kalkarken; Lübnan'ın da ateşkes kapsamına alınması İsrail’de deprem etkisi yarattı. Tel Aviv'den "Bizi bağlamaz" sesleri yükseliyor.
Dünya diplomasisinde kartların yeniden karıldığı tarihi bir dönemeçten geçiliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu, Washington ile Tahran arasındaki savaşı bitirecek mutabakat zaptının detayları netleştikçe, masadaki güç dengesinin İran lehine değiştiği görülüyor. Cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde imzalanacak anlaşma, ABD ve İsrail’in savaş başında ilan ettiği maksimalist hedeflerin çoğundan vazgeçtiğini ortaya koydu.
İlk diplomatik açıklamayı yapan arabulucu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve süreci destekleyen Katar, uzlaşmanın “tüm cephelerde askeri operasyonların kalıcı olarak sona erdirilmesini” içerdiğini ve Lübnan’ın da bu şemsiyenin altında olduğunu doğruladı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de askeri operasyonların yakında duracağını belirterek, nihai anlaşma için önlerinde 60 günlük bir doğrulama ve müzakere süreci olduğunu açıkladı.
ABD MASADA İSTEDİĞİNİ ALAMADI: TAHRA KOŞULSUZ TESLİM OLMADI
Savaş boyunca ABD ve İsrail ittifakı; İran’ın uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılmasını, Hürmüz Boğazı'nın ABD denetimine bırakılmasını, füze programının lağvedilmesini ve bölgeseki direniş ekseniyle ilişkilerinin tamamen kesilmesini şart koşuyordu.
Ancak İran medyasına sızan 14 maddelik taslak metin, bu dayatmaların hiçbirinin masada kabul görmediğini gösterdi. İran'ın füze programı ve müttefiklerine verdiği destek müzakere gündeminden tamamen çıkarıldı. Bu durum, Batı medyasındaki "mutlak ABD teknolojik üstünlüğü" anlatısının Tahran'a koşulsuz teslimiyet dayatmaya yetmediği yorumlarına neden oldu.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA İKİLİ DENETİM SİNYALİ
Anlaşmanın merkez üssü olan Hürmüz Boğazı'nın statüsünde de ciddi bir pazarlık döndüğü anlaşılıyor. Trump, boğazın "ücretsiz ve kısıtlamasız" açılacağını ilan etse de İran basını, Boğaz üzerinde Tahran'ın egemenlik haklarının korunduğunu yazdı. İran haber ajansı Mehr'e göre, ateşkes sonrasında Hürmüz üzerinde "İran-Umman ortak denetimi" formülü uygulanacak.
Ayrıca 14 maddelik taslak uyarınca, ABD deniz ablukasını kaldıracak, petrol satışlarına dönük yaptırımları askıya alacak ve nihai müzakereler başlamadan hemen önce İran’ın dondurulan varlıklarının 12 milyar dolarlık bölümünü serbest bırakacak. Nükleer program başlığı ise bu şartların yerine getirilmesinin ardından 60 günlük ek müzakere sürecine devredildi.
TRUMP SON DAKİKA TAVİZLERİYLE İKNA ETTİ
Anlaşmanın en büyük stratejik sürprizi ise Lübnan cephesinin sürece dahil edilmesi oldu. Geçtiğimiz günlerde İsrail’in Beyrut’un Dahiye bölgesine düzenlediği ağır saldırının ardından İran'ın masadan kalktığı ve Devrim Muhafızları'nın (Süvari Güçleri) büyük bir misilleme hazırlığına giriştiği belirtilmişti.
Fars Haber Ajansı’nın iddiasına göre, bölgeyi topyekun bir savaştan korumak isteyen Donald Trump, son dakika tavizleriyle İran'ı ikna etti. Bu tavizler arasında Lübnan’ın toprak bütünlüğüne güvence verilmesi, İsrail’in Lübnan sınırından çekilmesi ve ablukanın sonlandırılması yer alıyor.
Anlaşmanın ardından Beyaz Saray ve Washington kanadından da açıklamalar gecikmedi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Fox News'a yaptığı açıklamada anlaşmanın Orta Doğu’yu “kökten değiştirme” potansiyeli taşıdığını savunarak, "Trump sayesinde ABD, Ortadoğu’ya pek fazla kafa yormak zorunda kalmayacak ve kendi halkına refah sağlayabilecek" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da gelişmeyi Trump'ın "büyük liderliği" ile ilişkilendirdi.
İSRAİL ANLAŞMAYA YAN ÇİZİYOR: "ABD'NİN SÖMÜRGESİ DEĞİLİZ"
Washington-Tahran hattındaki bu tarihi yumuşama, İsrail hükümetinde adeta şok etkisi yarattı. Ateşkesi daha önce defalarca ihlal eden Tel Aviv yönetimi, anlaşmayı tanımayacağını şimdiden ilan etti.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medyadan yaptığı zehir zemberek açıklamada, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD'nin bir sömürgesi veya tebaası değildir. Güvenliğimizi sağlamayan bu anlaşmaya ortak değiliz. Hizbullah tamamen dağıtılana kadar durmayacağız" diyerek Washington'a rest çekti.
SAVUNMA BAKANI KATZ: "GERİ ÇEKİLMEYE KARŞIYIZ"
Benzer bir tepki de İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’dan geldi. Katz, mutabakata rağmen İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde, Suriye’de ve Gazze’de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süre daha kalacağını ve bu bölgelerin yerel halktan "arındırılacağını" iddia etti.
Katz, "Tüm baskılara rağmen ordumuzun Lübnan'dan geri çekilmesine karşı çıkıyoruz. Başbakanımız Netanyahu bu durumu Trump'a iletti, ben de dün bizzat ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'e net bir şekilde aktardım. Eğer İran, Lübnan için bize saldırırsa onlara tüm gücümüzle karşılık veririz" ifadelerini kullandı.
İRAN'DAN TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİNE 'LÜBNAN' TELEFONU
Tarihi duyurunun ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, bölge ülkeleriyle yoğun bir telefon diplomasisi başlattı. Irakçi; Türkiye, Mısır ve Irak dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Irakçi, mevkidaşlarına ABD-İran mutabakatının detaylarını aktararak, İsrail’in istikrarsızlaştırıcı saldırılarının derhal durdurulması gerektiğini vurguladı. Türkiye, Mısır ve Irak'ın da bölgede barış ve istikrarı sağlayacak bu diplomatik çabaları memnuniyetle karşıladığı belirtildi.
Siyasi analistler, sahada son sözün henüz söylenmediğini, cuma günü Cenevre'de atılacak imzaların ardından İsrail'in atacağı tek taraflı adımların anlaşmanın geleceğini belirleyeceğini vurguluyor.
Yeni Soluk
Yorum Yap