Vatandaş tıkır tıkır vergisini ödüyor ama büyük şirketlerin vergi borçları tıkır tıkır affediliyor…

“Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda sürüyor.

Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, TBMM’de teklifin birinci bölümü üzerine konuştu. “Bütçe açığını hazine mallarını satarak kapatmaya çalışıyorlar.” diyen Emecan’ın konuşması şöyle:

TORBA YASALARLA BÜTÜNCÜL OLMAYAN YASA YAPMA ALIŞKANLIĞI TÜM GARABETİYLE SÜRÜYOR

 “Bölümün detaylarına geçmeden önce torba kanun mantığına ilişkin yine birkaç cümle söylemek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama fonksiyonunu işlevsizleştiren, birbiriyle alakasız maddelerle, yasa tekliflerinin hazırlanma ve ilgili komisyonlarda yeteri kadar tartışılmadan sadece Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirilen torba yasalarla bütüncül olmayan yasa yapma alışkanlığı tüm garabetiyle devam ediyor.

Yine, bir garabet durum, getirilen düzenlemeler ilgili tarafların, odaların, STK'lerin görüşleri alınmadan "Ben bilirim." anlayışıyla hazırlanmaya devam ediliyor. Mesela, teklifin 2'nci maddesi, diş hekimleri dâhil, hekimler ve uzman doktorların gelirlerinin ücret olarak mı yoksa serbest kazanç olarak mı vergilendirileceği hususunda düzenleme yapıyor ama ne hikmetse Türk Tabipleri Birliği Komisyona davet edilmiyor. Diğer bir garabet durum da -yine her zaman olduğu gibi- gelen teklifin ülke gündeminden kopuk, içinde vatandaşın işine yarayacak az sayıda düzenleme içeriyor olması.”

VATANDAŞLARIN ENSESİNDE ENFLASYON BİR KARA BULUT GİBİ DOLAŞIYOR

Söz konusu teklifin ilk bölümüne genel olarak bakıldığında, hazine taşınmazlarının satışına dair kolaylıklar, vergi cezalarıyla ilgili düzenlemeler içerdiğini görüyoruz. Dolayısıyla, maddelere girmeden genel bir değerlendirme yapıldığında, tüm bu düzenlemelerin doğrudan ülkenin tepetaklak olmuş ekonomisiyle ilgili olduğunu söylemem de yanlış olmaz. Bu torba kanun, sorunları çözecek düzenlemeler için getirilmemiş, hazinede oluşturduğunuz kara deliği "Ne satarak kapatabiliriz?" gibi korkunç bir mantık üzerine oturtulmuştur. El birliğiyle bir gecede hazineyi kur korumalı mevduat fonu gibi ağır bir yükün altına sokan iktidar, şimdi hazinenin mallarının satışını kolaylaştırmaya çalışmaktadır. Detaylara girmeden önce içinden geçtiğimiz ekonomik garabete bakmak yine yerinde olacaktır diye düşünüyorum.

Hepimizin bildiği gibi hazinenin açığı gün geçtikçe artıyor. Üç aylık sürece baktığımızda, hazinenin kur korumalı mevduat dolayısıyla 445 milyar liralık bir yükün altına gireceği de görülüyor. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurun yükselmesini önlemek için döviz satışı da yapmaya devam etti ve sonuç olarak "swap"lar hariç net rezervlerimiz eksi 46 milyar dolara kadar indi.

Getirilen teklifin gerekçesinde tüm bu işlemlerin hazine taşınmazlarının hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması amacıyla yapıldığı belirtildi. Kelimeleri dolandırınca ülkedeki gerçekliği örtmüş olamıyorsunuz maalesef. Bugün Türkiye'de açlık sınırı 5 bin lirayı aştı, yoksulluk sınırı 16 bin lirayı aştı, şölenlerle kutladığınız asgari ücret açlık sınırının altında kaldı, vatandaşların ensesinde enflasyon bir kara bulut gibi dolaşıyor tarihin en kötü pahalılığını yaşıyoruz ve bunlarla mücadele etmek yerine, yangından mal kaçırır gibi satacak kaynak arıyorsunuz.

“BİR MARUL 20 LİRA, SAVAŞTA MIYIZ?”

Sosyal medyada çok kullanılan bir söz var "Bir marul 20 lira, savaşta mıyız?" diye soruyor vatandaşlar. Aslında ben de buradan sormak istiyorum "Yoksa acaba Rusya-Ukrayna değil de biz mi savaştayız?" diye. Şimdi, ülke yangın yeri olmuş, fiyat artışları füze hızında, tencereler kaynamıyor. Şeker yüzde 120, ayçiçeği yağı yüzde 210 zamlandı. Ekmeğe, süte, sebzeye, her şeye zam geliyor her gün. Enerji zamları dur durak bilmiyor.

"Dünyada enerji krizi var." diyorsunuz ama bakalım gerçekten Türkiye'deki durum öyle mi? Örneğin, Brent petrol fiyatı bir yılda dünyada yüzde 69 artmışken bizde sanayi doğal gazı yüzde 549, ticarethanelerde yüzde 157 artmış. Kurşunsuz benzine baktığımızda yüzde 179, motorin ise yüzde 228 artmış. Gelelim kalorifer yakıtına, yüzde 222 artmış. Yüzde 69 nerede, bu rakamlar nerede? Sadece enerjideki artışlarla bile, ülkeyi yönetemediğiniz açıkça ortaya çıkıyor.

VATANDAŞ TIKIR TIKIR VERGİSİNİ ÖDÜYOR AMA BÜYÜK ŞİRKETLERİN VERGİ BORÇLARI TIKIR TIKIR AFFEDİLİYOR

Teklifin maddelerine şöyle bir bakacak olursak; teklifin 4 ve 6'ncı maddeleri vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin cezaların üst limitini arttırıyor ve vergi kaçakçılığı suçlarının birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun zincirleme suçu düzenleyen 43'üncü maddesinin uygulanmasını sağlıyor. Bu düzenlemeyle, geçmiş tarihlerde Cumhuriyet Halk Partisi olarak verdiğimiz önergeler kabul edilmemişti. Her şeye rağmen, yani komisyonlarda yeterli tartışılmamış olmasına rağmen, yine de bu kadar büyük ekonomik sıkıntının olduğu bu dönemde, bu düzenlemenin getirilmesinin bir ihtiyaçtan oluştuğunu da söylemek gerekir. Vergiyle ilgili genel olarak birkaç söz söyleyecek olursak; elbette ki vergi bir ülkenin en önemli gelir kaynaklarındandır. Yalnız, devletin de vergi toplarken adil olması gerekmekte; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alması lazım. Türkiye'deki vergi sistemine baktığımız zaman, "Devlet acaba sistemde bu adaleti sağlıyor mu?" diye sorduğumuzda bu konuda adaletin terazisinin bozuk olduğunu görüyoruz. Vatandaşlar her türlü alışverişten tıkır tıkır vergisini dolaylı vergiler yoluyla zaten ödüyor ama büyük şirketlerin vergi borçları da tıkır tıkır affediliyor. Herhâlde 12-13 tane vergi affını bu ülke yirmi yılda gördü. O nedenle aslolan, adaleti sağlayacak bir vergi reformu yapılmasıdır. İşte böyle bir reform yapıldığı zaman bu tür düzenlemelere de daha az ihtiyaç duyulur.

8'inci maddeye gelecek olursak; muhtarların maaşlarıyla ilgili bir düzenleme getiriyor. Muhtarların maaşı asgari ücret seviyesine getiriliyor. Birincisi, bu karar doğru ama gecikmiş bir doğrudur çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak muhtarlarımızla ilgili çok mücadele ettik. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu da her grup toplantısında bu sorunu dile getirdi. Grup olarak geçmişte bu konuda kanun teklifi verdik ama o da reddedildi.

İKTİDAR ACİL KAYNAK ARAYIŞINDA

Teklifin 13. maddesi imar affında 2019 yılı sonunda biten hazineye ait taşınmazları satın alma süresi 2022 yılı sonuna kadar uzatılıyor. Beş yıla kadar taksitle ödeme olanağının ve peşin ödemelerde yüzde 20'ye varan indirimin getirildiğini görüyoruz. İmar affı süresinin uzatılması ve satışlarda peşin ödemeye özel indirim uygulanması ve taksitlendirme uygulamaları yine iktidarın acil kaynak ihtiyacında olduğunu gösteren düzenlemelerden birisi. Ayrıca, bu maddede elde edilecek gelirlerin bir bölümünün büyükşehir ve il belediyelerine aktarılması yönünde yaptığımız teklif de kabul edilmedi.

TÜRGEV'İN, TÜGVA'NIN YA DA BAŞKA YANDAŞ VAKIFLARIN DA KULLANDIĞI TAŞINMAZLAR VAR MI?

Teklifin 14'üncü maddesi, hazine taşınmazlarının satışına kolaylık getiren düzenlemeleri içeriyor. Ticari faaliyetlerde kullanılmak üzere kiraya verilen hazine taşınmazlarının da satılabilmesini ve en az üç yıl süreyle bu taşınmazları sözleşmeye dayalı olarak kullanan kiracıların öncelikli alım hakkına sahip olmasının sağlanmasını düzenliyor. Komisyonda da sorduk, şimdi burada da soruyorum: Bu ülkenin değerlerini sadece üç yıl kullanmış olmak, bir araziye, bir taşınmaza öncelikli olarak sahip olma hakkını vermeli mi? Satışa sunulan yerler hazineye ait alanlar yani bu ülkenin değerleri, sanki kendi mülkünüzü satıyorsunuz, onlar bile bu kadar kolay satılamaz, satamazsınız ama ülkenin yirmi yıldır satılmadık arazisini, satılmadık fabrikasını bırakmadınız ve yönetemedikçe de satmaya devam ediyorsunuz. Bir de kimdir bu ticari faaliyette bulunanlar? Komisyonda liste istedik ama yok tabii öyle bir liste. Yine birilerine bir imtiyaz mı sağlanıyor diye sorduk ve bu da bizim hakkımız. Örneğin, TÜRGEV'in, TÜGVA'nın ya da başka yandaş vakıfların da kullandığı taşınmazlar var mı? Yoğurdunuz ekşi değilse cevabını verirsiniz.

Sonuç olarak, bu torba kanun teklifi de diğer çoğu torbada olduğu gibi kamu varlıklarının bütçe açığını kapatmaya yönelik getirilmiştir. Aslolan, yapısal reformlar yapmaktır ama yirmi yıllık iktidarınıza baktığımızda bunu yapamayacağınızı görüyoruz. O yüzden tüm bu yapısal reformlar ve çözümler için bir iktidar ve bir zihniyet değişimi şarttır. Geliyor gelmekte olan!