Vatandaş enerji şirketlerinin sermaye transferi değildir…

Samsun EMO, TÜKODER ve ESM ortak bir basın açıklaması yaptılar. EMO, TÜKODER ve ESM’nin basın açıklamasının temel konusu yine zamlarla ilgiliydi. Açıklama da: temel ihtiyaçlarımız olan birçok ürünün fiyatlarına artış olarak yansıyacak ve artarak devam edecek,  yaşanan krizin daha da derinleşmesine neden olacaktır. Yapılan zamlar raf fiyatlarına yansımış ve nerede ise fiyatlar günlük değişmeye başlamıştır. Alım gücünün düşmesi nedeniyle, tüketici besin değeri yüksek ekonomik ve sağlıklı gıdaya ulaşamayacak, merdiven altı imalatlar, taklit ve tağşiş ürünler artacak, tüketici sağlığı tehlikeye düşecek ve halk sağlığı bozulacaktır" denildi.

Mehmet Rebii Özdemir / Yeni Soluk

 “Bilindiği üzere; 2021 Yılı TÜİK TÜFE oranı yüzde 36, 08 Yeniden Değerleme oranı ise yüzde 36,20 oranında artmışken, başta elektrik fiyatları olmak üzere birçok temel tüketim mallarına yıllık bazda bunların çok üzerinde zam gelmiştir.   Elektrik’e yüzde 75-158,8 oranında yapılan zam ilk sırayı alırken akaryakıt, doğal gaz ve diğerleri takip etmiştir.    TÜFE’nin 2 ila 4,6 katına ulaşan tüketicinin yaşam kalitesini düşüren, alım gücünü yok eden bu zamları kabul etmek mümkün değildir” açıklama yapan Sicil Toplum Kuruluşları olan EMO, TÜKODER ve ESM,
“Vatandaşın ve küçük esnafın canını yakan elektrik zamlarında güçlü olan şirketler korunmuştur. Ancak, mızrak artık çuvala sığmıyor. Uygulanan özelleştirme yanlısı enerji politikaları iflas etmiştir. Ülke gerçeğinden uzaklaşmıştır. Ülkeyi yöneten politikacıların bazılarının sorun yok demesi, bazılarının ise zamları biz yapmıyoruz demesi bunun bir göstergesidir” diye açıkladılar.

ZAMLARI YÖNETEN BİR BAŞKA EL Mİ YAPMAKTADIR?

Ortak basın açıklamasına şöyle devam edildi.  “Kademeli kazık dediğimiz kademeli tarifede, ilk kademe günlük ortalama 5 kw/h’lik tüketim baz alınarak beş ve altına % 50 üzerine ise % 125 zam yapılmıştır.  Gelen tepkiler sonucu günlük ortalama 7 kw/h yükseltilmiştir. Uygulama ise 01.02.2022 tarihinde başlatılmıştır. Peki, sormak istiyoruz; ocak ayında günlük ortalama 2kw/h’lık zamlı fark kimin kasasına gitmiştir. Doğru olan günlük 7 kw/h ise neden yılbaşı itibariyle başlatılıp faturalardan mahsuplaşma yapılmadı? Bir ayda kimler ne kadar zenginleşti? Mevcut enerji politikaları, halkın sırtından şirketlere kaynak aktarma aracına dönmüştür. Bir nevi sermaye transferi oluşmaktadır. Vatandaş enerji şirketlerine sermaye transferinde kullanılamaz. Ekonomik krizin, enerji hakkımızın bir avuç şirketin karı için piyasalaştırılmasının, elektriğin toptan satış bedelinin üzerine eklenen şirket bedellerinin, kara kışta yaşanan elektrik kesintilerinin faturasını ne bir ayda eriyen ücretlerimizle ne de hayatlarımızla ödemek istemiyoruz.  Gittikçe yoksullaşan Vatandaş, yapılan zamlar ile alım gücünün düşmesi nedeniyle açlığa mahkûm edilmektedir. Son yıllarda ilk kez yılın ilk ayında açlık sınırı asgari ücreti yakalamıştır. Tüketicinin gücü tükendi, ZAMLARI GERİ ALIN” diye seslendiler.
        
İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ!

“Evrensel hakkımız olan Temel İhtiyaçlarımızın karşılanma hakkının karşılığını bulmasını istiyoruz, insanca yaşamak bizimde hakkımızdır. Özelleştirmeler, tüketime dayalı ekonomi politikaları, yanlış enerji politikaları ve plansızlığın ülkemizi getirdiği nokta ortadadır.  Önümüzdeki dönemlerde Elektrik, doğal gaz ve akaryakıta yapılan zamlar; temel ihtiyaçlarımız olan birçok ürünün fiyatlarına artış olarak yansıyacak ve artarak devam edecek,  yaşanan krizin daha da derinleşmesine neden olacaktır. Yapılan zamlar raf fiyatlarına yansımış ve nerede ise fiyatlar günlük değişmeye başlamıştır. Alım gücünün düşmesi nedeniyle, tüketici besin değeri yüksek ekonomik ve sağlıklı gıdaya ulaşamayacak, merdiven altı imalatlar, taklit ve tağşiş ürünler artacak, tüketici sağlığı tehlikeye düşecek ve halk sağlığı bozulacaktır. Ülkemizde kaynak vardır, bu kaynakları güçlü olan sermayenin yararına değil güçsüz olan halkın yararına kullanılmalıdır. Elektrik, doğalgaz, telefon, internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı; açlık sınırının altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan her haneye,  Açlık sınırın çok altında yaşam mücadelesi veren emeklilere, tek asgari ücretli çalışanlara insani elektrik miktarı ücretsiz verilmelidir.  Başta KDV olmak üzere, konutlarda faturaları kabartan vergi ve kesinti kalemleri kaldırılmalıdır. Emekli maaşları, asgari ücret yeniden gözden geçirilerek güncellenmelidir.  O nedenle, verilecek mücadele sadece bu zamların geri alınmasının mücadelesi değil kamuya ait olanın kamuya tekrar iade edilmesinin mücadelesidir. Dağıtım şirketlerine değil halka verin
iyi yönetilemeyen ekonomi nedeniyle oluşan ekonomik krizin, yükselen döviz kurlarının ve sözde enerji maliyetlerinin sorumlusu vatandaş değildir, öyle ise neden krizin faturasını vatandaş ödesin” dediler.