Vatan beklemek!
Kaz Dağlarında insanlar nöbette;
Kaz Dağlarında insanlar vatan bekliyor.
Doğanın dengesi değişti. Daha dün fabrika ayarlarındaki tanımdan çıkan sel suları önüne kattığını sürüklerken, sayısız can aldı. Heyelan, çöken yollar da cabası…
Tüm dünyada denizlerdeki dalgalar bölgesine göre daha da kabarık yol almaya başladı. Yağmurlar bardaktan geçti, kova kullanmaya yöneldi;
Anlayacağın, doğa yaşanılır olma özelliğinden süratle uzaklaşıyor.
Kaz Dağlarında insanlar, insanların karşısında hükümet var. Türkiye’de insanların yaşamını zehir etmeye yemin etmiş gibiler. Bugünü bugün yaşayanlara dar etmeye programlanmış gibi kararlar alırken, 30-40 yıl sonrasının çocuklarına da “doğarken bana mı sordunuz” mesajı verecek gibi açıklamalar yapıyorlar.
AK Parti’de bi sözcü var, Ömer Çelik. Bak ne diyor:
"Kaz Dağları konusunda hükümetimiz gerekli hassasiyete sahiptir. İşlem bittikten sonra ağaçlar geri dikilecek. Kaz Dağları ya da Türkiye'nin herhangi bir yerindeki çevre meselesiyle ilgili olarak çok yüksek bir hassasiyete sahibiz."
Bunlara oy verenler, şunu bi daha okuyun yaa…
İşlem bittikten sonra ağaçlar geri dikilecekmiş.
Turşusunu kursunlar, daha uzun ömürlü olur.
Katledilen ormanı 60 senede oluşturamazsın, o zaman o çevrede yaşayacak insanların ihtiyacı olan yeşil alanı bugünden yok etmeye hakkın yok ama, kullanıyorsun halka karşı özellikle silahlı gücü…
Sanki;
Cehennem kazanını kaynatan kazan altındaki ateşe odun atılmasın istiyorlar. İnanıyorlarsa eğer, baş kesmekle aynı fiili işliyorlar. E… Zebaniye anlatırlar artık dertlerini toptan…
Çünkü inanıyorlarsa;
Cehennemlikler!..
Bir zavallı açıklama da maden projesini yürütecek olan şirket müdüründen; diyor ki Çağın Şen:
"Projemiz Çanakkale şehir merkezine yaklaşık 35 kilometre mesafede. Kaz Dağları'nın 40 kilometre kadar da kuzeyinde yer almaktadır. Yine sıklıkla gündeme gelen Atikhisar Barajı, Çanakkale'mizin içme ve kullanma suyu sağlayan barajına da 14 kilometre mesafede…"
Biraz uç bir benzetme ama; Türkiye Ukrayna arası 1700 km. Çernobil nükleer santrali patlamasının, 33 yıl önce Rize çaylarını nasıl zehirlediğini hatırlayanlar vardır. Ve bugün Çernobil’de gezinmek hala güvenli değil. Adam 35-40 kilometreden söz ediyor. Rüzgarın yukarda canlıları, sızıntıların yer altında canlıların ihtiyacı olan suları ne hale getireceğinden bihaber ya da milleti kendisi gibi salak sanıyor.
Kaz Dağlarında altın aramak için kullanacakları kimyasal olan siyanür, bildiğin zehirdir. Yukarıda canlıları, aşağıda canlıların ihtiyacı olan yaşam desteklerini yok eder.
Kaz Dağlarında başlatılacak olan altın arama çalışmaları, geniş bir bölgeye oksijen sağlayan depoda gedik açacak. İnsan olan bu projenin karşısında yer almalı. Kaz Dağlarında direnen insanlara destek olmalı.
Çünkü onlar nöbetteler;
Toprağı satılmasın, geleceği yok olmasın diye;
Vatan bekliyorlar!..
Yeni Soluk
Yorum Yap