Üniversite raporu: 'Beton kalitesi herhangi bir sınıfa sokulamayacak kadar kötü'

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi, İzmir depremine ilişkin raporunda yıkımların nedenlerini sıraladı.

İzmir'de 115 yurttaşın yaşamını yitirdiği depreme ilişkin Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından bir rapor hazırlandı.

Raporda binaların yıkım nedeni 4 madde altında sıralandı, "Zemin ve temel etüt raporları standartlara uygun yapılmalı, riskli alanlar imara açılmamalı, bilimsel normlara dayalı yer seçimleri yapılmalıdır" çağrısında bulunuldu.

Rapordan bir bölüm şöyle:

1- Beton kalitesinin yetersizliği

Ağır hasarlı/yıkılmış binaların birçoğunda beton kalitesinin herhangi bir sınıfa sokulamayacak kadar kötü olduğu tespit edilmiştir.

2- Donatı yetersizliği

Yanal sargı donatıları çok eksik yapılmış ve aralıkları yeterli sıklıkta değildir. Yıkılmış veya ağır hasar görmüş birçoğunda etriye aralıklarının çok seyrek olduğu, kolon-kiriş birleşim bölgelerinde kolon etriyelerinin devam ettirilmediği ve etriye kancalarının 90 derece büküldüğü belirlenmiştir. Hatta bazı eski binalarda etriye donatısı nervürlü olmasına rağmen etriye kancaları 90 derece büküldüğü için kolonlarda ağır hasar oluştuğu tespit edilmiştir. Düz yüzeyli donatı kullanımı ile korozyon etkilerinin de hasar düzeyi üzerindeki etkileri göz ardı edilemeyecek kadar önemli olmuştur.

3- İzinsiz tadilatlar

Zemin katlarda yanlış Projelendirme veya uygulama sonrası Proje dışı izinsiz tadilatlar yapılarak işyeri yapılması amacı ile duvar yıkımı ve buna bağlı olarak YUMUŞAK KAT oluşumu gözlenmiştir. Hasarlı ve göçen binaların mimarisinde önemli tadilat yapıldığı, teyide muhtaç olmakla birlikte yıkılan binalardan bazılarının taşıyıcı sistemi ile oynanmış olduğu iddia edilmektedir.

4- Bölgedeki zemin özelliklerinin dikkate alınmaması.

Yapıların tasarımı sırasında ZEMİN BÜYÜTMESİ dikkate alınmaması yıkıma sebep olan ana etkilerden birisi olmuştur. Yaklaşık hesaplamalar ve ölçümler Zemin Büyümesinin 2.5-3.0 civarında olduğu yönündedir. Yani zeminin binalara karşı gösterdiği yıkım etkisi 3 kat büyümüştür. İnceleme sırasında bazı binalarda üniform oturmalar tespit edilmiştir. Oturma seviyeleri 5-15 cm arasında değişmektedir. Bu tespit de yukarda belirtilen zemin özelliklerinin doğal bir sonucudur.

Bölgede farklı türlerde yapısal göçmeler meydana geldiği belirlenmiştir. Tamamen göçen binaların çoğu katların düşey doğrultuda doğrudan birbirlerinin üzerine oturması şeklinde meydana gelmiştir. Çok açık bir şekilde bu tür göçmelerde en önemli sebepler beton dayanımın yetersizliği, donatı yetersizliği ve uygunsuzluğudur. Detaylı yapılacak çalışmalar sonucunda ortaya konulması gerekmekle birlikte zayıf kolon-kuvvetli kiriş, yumuşak kat uygulaması da diğer sebepler arasında görünmektedir. Hatta bu sebeplerden dolayı bazı binalarda sadece zemin kat bölgesi ile sınırlı kalan kısmi göçmeler meydana gelmiştir.

Zemin ve temel etüt raporları standartlara uygun yapılmalı, riskli alanlar imara açılmamalı, bilimsel normlara dayalı yer seçimleri yapılmalıdır. Çevre düzeni ve İmar planı gibi değişik ölçeklerde hazırlanması gereken planların afet/deprem tehlikesi göz önüne alınarak yapılması, kentsel dönüşüm çalışmalarının yeniden gözden geçirilerek hızlandırılması, tüm yapılaşmalarda mühendislik hizmeti almayan hiçbir uygulamaya izin verilmemesi gerekmektedir.