Umut Vakfı - “Bireysel Silahsızlanma Günü” töreni gerçekleşti
Törende her yıl bireysel silahlar yüzünden mağdur olan on binlerce yurttaşın seslerini duyurabilmesi için “Sessiz Ayakkabıların Yürüyüşü” de gerçekleştirildi. Seremoniye bireysel silahlarla evlatları Selin Cebeci, Helin Palandöken, Halit Ayar, Serdar Çekiç, Ahmet Emre Çavuş’u, kaybeden bireysel silahlanmaya karşı olan mağdur aileler evlatlarının ayakkabılarını, kırmızı karanfil ve görsellerini bırakarak sesleri oldular .
Umut Vakfı, 2019 yılının ilk 9 ayının verilerini paylaştı. Türkiye genelinde “Ateşli Silahlar ve Kesici Aletlerle işlenen cinayetlerde” 2 bin 401 olay basına yansıdı Bu olaylarda bin 443 kişi ölürken, bazıları ağır 2 bin 510 kişi de yaralandı.
25 eylül 2019 dahil, ateşli silahlar ve kesici aletlerle işlenen 2 bin 401 olayın 970’i tabancalarla, 102’si beylik silahıyla (asker-polis), 860’ı çeşitli tip tüfeklerle işlenirken 469’un da kesici ve delici aletler kullanıldı.
Bu cinayetlerin toplam 414’ü “Kadın Cinayeti” olarak basına yansımış bulunuyor. 268 günde yaşanan “kadın cinayetlerinin” yüzde 49’unda (204 cinayet) ateşli silahlar, yüzde 27’sinde (112 olay) kesici aletler kullanılırken cinayetlerin yüzde 24’ü (98 cinayet) ise boğma, darp, şiddet sonucu meydana geldi
Bu kadın cinayetlerinde 337 kadın ve aile bireyi öldürüldü, 196 kadın ve aile bireyi de yaralandı… Kadın ve aile bireyi diyoruz çünkü kadın cinayetleri son yaşanan olaylara bakıldığında kadının sığındığı eve baskınlar düzenlenip, evde bulunan herkese silah doğrultularak katliamlara dönüşmüş bulunuyor…
Tüm toplumu ve toplum sağlığını tehdit eder boyuta gelen şiddetin, silahlanmanın ve silah satışının pervasızca yapılmasının önlenmesini ivedilikle talep ediyoruz. Öfke kontrolü ve aile içi şiddet eğitimlerinin yaygınlaştırılması, İlkokuldan, hatta ana okulundan itibaren öfke kontrolü ve cinsiyet eşitliğinin çocuklara öğretilmesini özellikle öneriyoruz… Tüm duyarlı yöneticileri , duyarlı kitle ve meslek örgütlerini, yurttaşları mücadeleye çağırıyoruz.
28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’de Umut Vakfı Başkanı Özben Önal ve Yönetim Kurulu üyesi Av. Fikret İlkiz konuşması ardından, Prof.Dr.Timur Demirbaş, Av. Nazan Moroğlu, Dr. Ayhan Akcan, Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu sunumları ile gerçekleşen “Kadın, Şiddet, Cinayet ve Bireysel Silahsızlanma” konulu kısa oturumda;
Bireysel silahlanmanın en önemli nedenlerinden olan bu durumun önüne geçilmesi için, 2521 sayılı Kanun m.13/1’de ki. “Mülkiyeti kendisine ait olup olmadığına bakılmaksızın; yivsiz tüfek ruhsatnamesi olmadan yivsiz tüfek bulunduran, satışına aracılık eden, taşıyan veya nakleden gerçek veya tüzel kişilere her tüfek için beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir” hükmünün ; 6136 Sayılı Kanun m. 13’de öngörülen hapis ve adli para cezaları aynen alınarak yeniden düzenlenmesini zorunlu olduğu. Ancak bu şekilde, kamu düzeni ve insanların can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ruhsatsız pompalı ve av tüfeklerine hapis cezası ön görülmesiyle caydırıcılığın artacağı…
ü Karakol veya adliyeye intikal etmiş vakalarda eşlerin silahına el koymak mümkün müdür? Bu tedbir olarak uygulanır mı?
ü Evden uzaklaştırma tedbirinden önce böyle bir uygulama rutinde yapılabilir mi?
ü Evdeki silahların ne kadarı silah kasasında muhafaza edilmektedir ? Araştırma ve denetimlerinin getirilmesi…
ü Kadın cinayetlerinde “medyanın” haberleri yayınlama biçiminin “kadın hakları” bakımından toplumsal etkileri ve öneriler sunuldu. ( Ekte ve devamında)
Törende “24. Bireysel Silahsızlanma: Yaşama Hak Tanıyın” Uluslararası Karikatür Yarışması ödülleri de sahiplerini buldu. Yarışmaya, yurtdışından 161 sanatçı ve Türkiye genelinden 101 sanatçı toplam 568 eser ile katıldı. Ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı – Topkapı salonunda sergilenerek, törenle ödülleri takdim edildi.
Ülkemizde artan “Kadın Cinayetleri” boyutu nedeni ile “Kadın, Şiddet, Cinayet ve Bireysel Silahsızlanma” konulu oturumda “Silahlı Kadın Cinayetleri” de irdelendi .
2019 yılının 25 Eylül’ü dahil, yani 268 günde Türkiye genelinde toplam 414 kadın cinayeti basına yansımış bulunuyor.
Bu kadın cinayetlerinde 337 kadın ve aile bireyi öldürüldü, 196 kadın ve aile bireyi de yaralandı… Kadın ve aile bireyi diyoruz çünkü kadın cinayetleri son yaşanan olaylara bakıldığında kadının sığındığı eve baskınlar düzenlenip, evde bulunan herkese silah doğrultularak katliamlara dönüşmüş bulunuyor…
268 gün yaşanan 414 kadın cinayetinin yüzde 49’unda (204 cinayet) ateşli silahlar, yüzde 27’sinde (112 olay) kesici aletler kullanılırken cinayetlerin yüzde 24’ü (98 cinayet) ise boğma, darp, şiddet sonucu meydana geldi.
Kadın cinayeti yansımayan iller
Türkiye geneline bakıldığında 24 Eylül’e kadar sadece 9 kentte (Artvin, Bayburt, Bitlis, Gümüşhane, Karabük, Muş, Siirt, Sinop ve Şırnak) kadın cinayeti basına yansımamış bulunuyor.
İstanbul 66, Adana 24, İzmir 23, Bursa 18, Ankara 16, Antalya 15, Konya 14, Diyarbakır 13, Samsun 12, Aydın, Kocaeli ve Mersin de 10’ar kadın cinayeti…
En çok kadın cinayeti yaşanan ilk 12 ilde rakamlar:
|
1 |
İstanbul |
66 olay |
|
2 |
Adana |
24 Olay |
|
3 |
İzmir |
23 olay |
|
4 |
Bursa |
18 olay |
|
5 |
Ankara |
16 olay |
|
6 |
Antalya |
15 olay |
|
7 |
Konya |
14 olay |
|
8 |
Diyarbakır |
13 olay |
|
9 |
Samsun |
12 olay |
|
10 |
Aydın-Kocaeli-Mersin |
10’ar olay |
Türkiye genelinde “Ateşli Silahlar ve Kesici Aletlerle İşlenen Cinayetler”e bakıldığında da:
Basına bu yılın 25 Eylül’ü dahil 2 bin 401 olayın yansıdığı görülüyor. Bu olaylarda bin 443 kişi ölürken, bazıları ağır 2 bin 510 kişi de yaralandı. Yaralılardan daha sonra ölen olup olmadığını tespit olanağımız yok.
Basına yansıyan 2 bin 401 olayın 970’i tabancalarla, 102’si beylik silahıyla (asker-polis), 860’ı çeşitli tip tüfeklerle işlenirken 469’un da kesici ve delici aletler kullanıldı.
Yüzde 85’i ruhsatsız en az 25 milyon bireysel silahın bulunduğu ülkemizde malumunuz her yıl binlerce yurttaşımız ateşli silahlarla hayatını kaybediyor. Ölenlerin ardında kalanları da düşünürsek her yıl en az 20 bin kişi bireysel silahların mağdurudur.
KISA OTURUMDAN ÖZETLER; “Kadın, Şiddet, Cinayet ve Bireysel Silahsızlanma”
Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi- Prof. Dr. Timur Demirbaş ; “Bireysel Silahlanma ve Şiddet“ Başlıklı konuşmasından ;
Silah taşımayı bir yaşam biçimi ve erkeklik simgesi olarak kabul eden insanların suça yönelme ihtimalleri daha yüksektir. Gerçekten de, psikolojik olarak silahlı kişilerin kendilerini daha güçlü ve güvenli hissetmeleri nedeniyle, çoğu kez alkolün de etkisiyle silahın kullanılması söz konusu olmaktadır. Çünkü, duygularını, heyecanlarını ve öfkesini kontrol edemeyen insanların elindeki silah, bir ölüm makinesi haline gelmekte; çoğu kez, basit bir tartışma nedeniyle en sevdiği kişilerin bile ölümüne neden olmaktadır.
Silah bulundurmanın kendisinin suç olması yanında, silahın genellikle diğer suçları işlemede araç olarak kullanılması nedeniyle, silahlanmanın önlenmesinin suçluluğun önlenmesi bakımından önemi büyüktür.
Gerçekten de, silah vasıtasıyla işlenen insan öldürme, yaralama, yağma ve cinsel suçların, silahlanmanın sosyal olarak kontrol edilmesi halinde, büyük oranda azalacağı… Ve ayrıca Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma ve İzin, Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği, Özel İzin konularında görüş ve önerilerini sundular. Son aylarda açık cezaevlerinden izinli çıkanların işledikleri suçların, dikkat çekici şekilde arttığı görülmektedir. Buna cezaevlerinden izinli çıkanların, Haziran ayında İzmir’de boşandığı eşini ve kardeşini öldürmesi; Temmuz ayında Denizli’de iki kişinin pompalı tüfekle öldürülmesi; Taksim'de 23 yaşındaki genç mühendis Halit Ayarın bıçakla öldürülüp, arkadaşının yaralanması ve geçen hafta yine cezaevinden izinle çıkan bir kişinin, iki çocuğunun annesi eski eşini önce bıçaklayıp ardından çaydanlıkta ısıttığı kızgın yağı üzerine dökmesi örnekleri verilebilir.. Bu nedenle açık cezaevlerine ayrılma ve izin uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi gerçeği karşısında, mevcut uygulamada revizeler gerekmektedir.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı – Av. Nazan Moroğlu; Hukuk Yoluyla Şiddetle Mücadele
Kadına yönelik şiddete yol açan nedenler çok yönlüdür, bu nedenlerden biri de yasalarda kadınlara karşı ayrımcılık içeren kurallardır. Medeni Kanun da 2000’li yıllara kadar “koca ailenin reisidir” hükmü başta olmak üzere, “çocuk gelinler” sorununa yol açan evlilik yaşı kurallarını örnek gösterebiliriz.
Nitekim çocuk yaşta evlilikler aile içi şiddetin hem nedeni hem sonucudur. Ülkemizde öncelikle yasalardan kadınlara karşı ayrımcılıklar kaldırıldı, ancak kadını birey olarak görmeyen erkek egemen zihniyetin değişmesi için gerekli adımlar atılmadı. Her ne kadar uluslararası İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun 2012’den itibaren Türkiye’de hukuk yoluyla şiddetle mücadele açısından önemli kazanımlar olsa da kadına yönelik şiddet önlenememekte bir insan hakları ihlali olarak devam etmektedir.
2018 yılında 440 kadın cinayeti işlendiğini de dikkate aldığımızda günümüzde kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin önlenebilmesinde yasal ve kurumsal önlemlerin yanında, öncelikle bireysel silahsızlanma konusunda kararlı bir devlet politikasına ihtiyaç vardır.
Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi - Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan; Kadına yönelik şiddet tespit ve çözüm önerileri
Evdeki silah can ve mal güvenliğini korumaz.
Evde kadına yönelik şiddet varsa, evde silah da varsa kadının silahla öldürülmesi en az beş kat daha fazladır.
Evde şiddete maruz kalan her kadın çaresizlik yaşar. Çaresizlik cinnetle sonuçlanabilir. Silahlı cinayet hükümlüsü kadınların tamamına yakını, ya kocasını ya da sevgilisini öldürmüştür.
Çözüm de ne yapmalı…
Tüm kadınlar meslek sahibi olmalı. Evde silah bulundurma konusunda ciddi düzenlemeler yapılmalı. Eş rızası, ruhsat sonrası geçici el koyma ve iptal sistemi, silah kasası zorunluluğu, başvuruda şiddet düzeyi değerlendirmesi, eğitim, bekleme süresi, silah ihbar hattı, evde silah bulundurmayla ilgili kamu spotu, silah ediniminde sınırlamalar… hemen derhal alınması gereken tedbirlerdir…
Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi- Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu ; “Kadın cinayetlerinde medyanın haberleri yayınlama biçiminin kadın hakları bakımından toplumsal etkiler” Başlıklı konuşmasından;
Medyanın, anlamın toplumsal inşasında bir işlevi olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda normalleştirme, kayıtsızlaştırma, dramatizasyon, özdeşleştirme suretiyle medya özellikle ahlak ağırlıklı kültürel kodlar ön plana çıkararak kendi gündemini yaratmamaya özen göstermeli.
Nefret söylemleriyle şiddeti tekrar üreten, cinayeti işleyeni adeta haklı çıkaran, şiddeti normalleştiren ve meşrulaştıran bazı medya, kadını ve kadın cinayetlerini ne yazık ki sansasyonel biçimde cinayetin magazin yönüne odaklanarak vermekte.
Burada kamunun bilme hakkına hizmet sunan türden değil, kamunun merakını gıdıklayacak türden haber başlıkları ve gereksiz ayrıntılara yer verilmekte.
“Aile meclisi kararı”, “Namusumuzu kirlettin anne”, “Yasak ilişki yaşıyordu”, “Bakire çıkmadı diye kızını kesip öldürdü” “Kesik baş cinayeti” sorunlu haber başlıklarına birkaç örnek. Sonuç olarak; medya toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten ve meşrulaştıran bir araç olmak yerine, kadın hakları odaklı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir mücadele alanı ve aracına dönüşmelidir
28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Töreninde “Bireysel Silahsızlanma: Yaşama Hak Tanıyın” Karikatür Yarışması ödülleri de sahiplerini buldu.
Uluslararası düzenlenen karikatür yarışmasına, yurtdışından 161 sanatçı ve Türkiye genelinden 101 sanatçı toplam 568 eser ile katıldı. Ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı – Topkapı salonunda sergilenerek, törenle ödülleri takdim edildi.
1.lik Ödülü : Ümit Müfit Dinçay – İstanbul
2.lik Ödülü : Sajat Rafeei - İran
3.lük Ödülü : Zlatkovsky Mikhail - Rusya
Mansiyon Ödülü : Muhammet Akyıldız – İstanbul
Mansiyon Ödülü : Emrah Arıkan - Ankara
Seçiciler Kurulu Özel Ödülü : Agus Harsanta - Endonezya
Yeni Soluk
Yorum Yap