Umut Oran: CHP tabanı kırılırsa Anamuhalefet MHP’ye geçebilir
CHP’li Umut Oran, kurultay öncesinde çıkardığı son kitapçığına, “Hatırlanmalıdır ki “rejimin değiştiği” bir ortamda 25 yıldır heyecanla beklenen yerel yönetimlerin kazanılmasının ardından CHP tabanı bir kez daha hayal kırıklığına uğratılırsa CHP, gelecek olan ilk seçimde tarihi bir küçülmeyle karşı karşıya kalabilecek ve hatta ana muhalefet koltuğunu MHP’ye devretmek zorunda kalabilecektir” ifadelerini kullandı.
Oran’ın açıklamasındaki ilgili bölüm şöyle:
CHP’Yİ BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE: ERTELENMİŞ SİYASİ HESAPLAŞMA EĞİLİMİ:
Peki dünyada bunca gelişme yaşanırken Türkiye’de ve CHP’de neler yaşanmaktadır? Çok açık ve net ki, Cumhuriyet Halk Partisinin bazı üst yönetim kadroları, yaşanılan süreci doğru değerlendirme yetisinden çok uzakta kalmış durumdadır. Özellikle “rejimin değiştiği ve tek adamın her şeye karar verebildiği” bir düzende yaşadığımız gerçeği, bilinçli olarak, göz ardı edilmektedir. Bazı CHP’li siyasilerin sadece “kazanılan büyükşehir belediyeleri” üzerinden “dünyaya örnek olacak bir strateji” geliştirdiklerini iddia etmesi sadece “yanlış analiz” değil aynı zamanda yarınlar için de kaygı verici bir durumdur.
Bu noktada, sürekli sahada olan, sürekli halkla ve CHP tabanıyla iletişim içinde olan bir siyasetçi olarak, doğru değerlendirmenin bambaşka olduğuna inanıyorum. Bana göre, CHP tabanı, 2002’de başlayan AKP-CHP kamplaşmasında büyük bedeller ödemesine rağmen her seçim döneminde insanüstü bir çaba ve kararlılıkla partisine sahip çıkmayı başarmıştır. Parti üst yönetiminin akıl almaz hatalarına rağmen başta CHP üyeleri olmak üzere tüm Cumhuriyetçi seçmenler büyük bir kararlılıkla partilerine ve Cumhuriyet’e sahip çıkmışlardır. Fakat 16 Nisan 2017 Referandumundan sonra tabanda büyük bir kopuş gerçekleşmiştir zira “artık rejim değişmiştir.”… 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin akşamında “Adam Kazandı!” denilerek “teslim bayrağının çekilmesi ve o gece kitlelerin hissettiği “sahipsizlik duygusu” ise yeni bir zihinsel bir kopuşu beraberinde getirmiştir… Kazanılan büyükşehir belediyelerine yönelik beklentilerin yüksekliği, bir anda tüm süreci tersine çevirmeye yetecek bir negatif enerji biriktirmeye başlamıştır ki bu durum hâlâ devam etmektedir. Bütün fedakarlığına rağmen Cumhuriyetini kaybettiğini düşünen geniş bir kitle, kazanılan büyükşehir belediyelerinin de “evladının işsizliğine, Cumhuriyetçi kitlelerin 25 yıldır aralıksız devam eden mağduriyetlerine ve sürekli aşağılanmasına” çözüm olamayacağı inancını büyütmeye başladıkça “ertelenen siyasi hesaplaşma eğilimi” de yeniden yükselmeye başlamıştır/başlayacaktır. Bu düşünceyi yaygınlaştıransa CHP’li belediyelerin “içi boş bir liyakat” kavramından bahsetmesidir. Sadece CHP’li olduğu için yerel yönetimlerde 25 yıldır, diğer kamu kurumlarındaysa 18 yıldır “haksızlığa uğrayan, iş bulması, görevde yükselmesi” engellenen milyonlarca insan “CV üzerinden değerlendirme yapılacağı” söylemini anlayamamaktadır. CHP tabanı, başkasının hakkını gasp etmeyi değil, gasp edilen hakkının görülmesini ve adaletin, tüm bu adaletsizlikler ortadan kaldırılarak tesis edilmesini beklemektedir.
PARTİ İÇİ ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR
Ertelenmiş siyasi hesaplaşma eğilimini yükselten bir diğer sorunlu alan “parti içi anti-demokratik uygulamaların hızla artmasıdır.” Özellikle son dönemde giderek sorunlu bir hal alan “tek aday dayatması”, ısrarla öne çıkarılan “blok liste” uygulamaları ve kongreleri yönetecek divan başkanlarının dahi Ankara’dan saptanması gibi uygulamalar kaygı vericidir. Bütün bunlara “ittifaklar bahane edilerek önseçim yapılmaması” da eklenince ortaya çıkan tabloda CHP tabanı kendisini hem “kapana kısılmış hissetmektedir” hem de “önemsenmediği” duygusuna kapılmaktadır. Tüm bu sorunlar da hesaplaşma isteğini arttırmaktadır.
Elbette bu eğilim henüz “kararlı bir eğilim” noktasına ulaşmamıştır. Ve elbette dünyanın en fedakâr seçmeni olan Cumhuriyet Halk Partililer “birkaç doğru adım atılsa bile yeniden partisinin arkasında durma kararı” verecektir. Ancak bugüne kadar yaşananlar CHP’nin önümüzdeki ilk seçimde büyük zorluklar yaşayabileceğine işaret etmektedir. CHP’nin üye sayısının yıllardan beri hiç artmaması ve yerel seçimlerde pek çok büyükşehir belediyesi kazanılmasına rağmen geniş toplum kesimlerinin CHP’ye üye olmayı düşünmemesi içten içe devam eden ve yükselen bir tepkinin yansıması olarak kabul edilmelidir. Bu anlamda CHP üst yönetimi için acil sorun: “ertelenmiş siyasi hesaplaşma eğilimini” tersine çevirecek adımları atmak ve Cumhuriyetçileri yeniden bir araya toparlamak olacaktır. Aksi durumda Avrupa’da yaşanan seçim yenilgilerinden biri de Türkiye’de yaşanabilecektir.
CHP TABANI KIRILIRSA ANAMUHALEFET MHP’YE GEÇEBİLİR
Hatırlanmalıdır ki “rejimin değiştiği” bir ortamda 25 yıldır heyecanla beklenen yerel yönetimlerin kazanılmasının ardından CHP tabanı bir kez daha hayal kırıklığına uğratılırsa CHP, gelecek olan ilk seçimde tarihi bir küçülmeyle karşı karşıya kalabilecek ve hatta ana muhalefet koltuğunu MHP’ye devretmek zorunda kalabilecektir.
Bu şartlar altında 18 yıllık AKP iktidarına son vermenin iki anahtarından biri “inandırıcı bir alternatif” ortaya koymak, diğeri de MHP tabanını Cumhur İttifakından kopararak Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle sorunu olmayan herkesi “Ne Mutlu Türküm Diyene İttifakı” altında toplamak olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu ve ebedi lideri Mustafa Kemal Atatürk’e olan manevi borcumuzu ödemek için Cumhuriyet çocukları, büyük mücadeleye her zaman hazır olmalıdır.
Umut Oran'ın ilgili haberinin tamamı için TIKLAYINIZ
Yeni Soluk
Yorum Yap