Özgür Özel'den kurultay davası sonrası ilk açıklama: CHP'nin kurultayı lekelenemez
Üç fidanın son gecesi: Emekli polis memuru anlatıyor...
6 Mayıs 1972... Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildikleri o karanlık geceye tanıklık eden emekli polis memuru Hasan Doğan, tarihin tozlu raflarında kalan dehşet dolu anları ilk kez paylaşıyor. Bir babanın feryadından, isteksiz bir hocanın korkusuna kadar o sabah Karşıyaka Mezarlığı'nda yaşananlar...
1972 de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildikleri geceye tanıklık eden emekli polis memuru Hasan Doğan, o gece yaşadıklarını tarihe tanıklık olsun diye anlattı, bize de size ulaştırmak kaldı.
Sevgili Hasan Doğan, hiçbir şeye dokunmadan hatırladıklarını paylaşmaya ne dersin dememle Hasan Doğan’ın ağzından kelimeler boşalmaya başlamıştı bile.
Evet, ben 6 Mayısta idam edilen devrimcilerin cenazelerinin defnedilmesinin canlı tanığıyım.
1972 yılının 6 Mayıs sabahında, Ankara Emniyet Amirliği Merkez Karakolu’nda görevliydim. Sabaha karşı saat 04.00 sularında emniyet telsizleri acı acı ötmeye başladı. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan Mamak Askeri Cezaevi’nden alınarak Ulucanlar’a getirilmişti. İnfazların ardından naaşların Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilmesi emredildi. Ben ve üç arkadaşım, jandarmalarla birlikte mezarlıkta görevlendirildik.
TABUTLARI AÇTIĞIMDA ZAMAN DURDU
Cenazeler saat 06.00’da mezarlığa getirildi. Tabutlar yan yana dizildiğinde içimi tarifsiz bir keder kapladı. İlk önce Deniz’in tabutunu açtım; boyu o kadar uzundu ki tabuta sığmamış, boynu bükük kalmıştı. Sanki uykudaydı ama boğazındaki o izler gerçeği haykırıyordu. Ardından Hüseyin ve Yusuf’un tabutlarını açtık. Çektikleri acı yüzlerinden okunuyordu. Bir polistim, görevliydim ama insandım; daha fazla dayanamayıp kenara çekilip ağlamaya başladım. Arkadaşım yanıma gelip fısıldadı: "Ağlama, görürler!"
HOCA EFENDİ ŞEREFSİZLİK YAPMA, İŞİNİ YAP!
Sıra cenazelerin yıkanmasına gelmişti ama hoca isteksizdi. Onları belki de vatan haini olarak görüyor, ölüye saygı göstermiyordu. Durumu Varlık Jandarma Komutanı Yüzbaşı Mehmet Bey’e ilettim. Çorumlu Yüzbaşı, hocanın yanına giderek unutulmaz o sözleri söyledi: "Hoca efendi, şerefsizlik yapma işini yap! Onlar suç işlemişse kanun cezasını verdi, unutma ki onlar da birer Müslüman çocuğudur." Bu sert uyarıdan sonra hoca titreyerek görevini layığıyla yerine getirdi.
BİR BABANIN EN ZOR VEDASI: CEMİL GEZMİŞ
Deniz’in babası Cemil Gezmiş geldi sonra. Bir öğretmenin, evladının cansız bedeni başındaki o vakur ama yıkılmış duruşu hala gözlerimin önünde. "Oğlum seni bugünler için mi yetiştirdim?" diye ağlıyordu. Ailelerin ricasına rağmen "ölülerinden bile korkanlar" yan yana gömülmelerine izin vermedi; aralarına birer mezar boşluk bırakılarak 25, 27 ve 29 numaralı mezarlara defnedildiler.
BİR AY SÜREN NÖBET VE BİTMEYEN ACI
Defin işlemleri bittikten sonra aileler ayrıldı ama biz orada kaldık. Tam bir ay boyunca o mezarların başında nöbet tuttuk. Bugün 70 yaşına merdiven dayamış bir emekli polis memuru olarak, o gün ellerimle dokunduğum, taşıdığım ve son görevimi yaptığım o üç genci asla unutamadım. 6 Mayıs, benim hayatımın en acı günü olarak tarihe kazındı.
*Son 10 yıldır her 6 Mayıs da yayımlanan yazım.
Yeni Soluk
Yorum Yap