TBMM önünde öğretmenlere polisten sert müdahale: Sendika Başkanı dahil çok sayıda gözaltı!
Türkiye kapitalizminin cumhuriyete ihtiyacı yok ama toplumun var
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, son dönemde kamuoyunda giderek yüksek sesle dillendirilen "monarşi" iddiaları, yargı krizleri ve siyasal rejim tartışmalarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Medyascope YouTube kanalında Hilmi Hacaloğlu’nun sunduğu Rivayet Muhtelif programına konuk olan Okuyan, Türkiye’de cumhuriyet değerlerinden uzaklaşılmasının sınıfsal ve tarihsel kökenlerine dikkat çekerek, "Süreci sadece bugün yargıda yaşanan hukuksuzluklarla açıklamak riskli bir yaklaşımdır" dedi.
"CUMHURİYETTEN UZAKLAŞMA SÜRECİ ÖZELLEŞTİRMELERLE BAŞLADI"
Cumhuriyetin kurucu ve ilerici değerlerinden sistematik olarak uzaklaşılmasının çok partili döneme kadar uzandığını belirten Kemal Okuyan, bu aşınmanın AKP iktidarıyla birlikte niceliksel bir süreçten niteliksel bir "karşı devrime" dönüştüğünü savundu. Sürecin kırılma noktasının ekonomik adımlar olduğunu vurgulayan Okuyan, şu analizde bulundu:
"Laikliğe ve cumhuriyetin bağımsızlık ilkesine sınıfsal bakmalıyız. 1920'lerdeki devrimci dönüşümler kapitalizmin gelişmesi için bir itici güçtü. Ancak kapitalizm geliştikçe, yurttaşların eşitliğini temel alan bu ilkeler sistem için bir ihtiyaç olmaktan çıktı, aksine bir ayak bağı haline geldi. Cumhuriyetten uzaklaşılması yalnızca Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasıyla ilgili değil. Biz AKP'nin ilk dönemindeki yaygın özelleştirmelere yeterince direnmediğimiz için bu duvarlar yıkıldı."
"TOPLUMUN DİRENCİNİ CHP KÖTÜRÜMLEŞTİRDİ"
Türkiye toplumunda Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan ve mevcut gidişatı kabullenmeyen çok ciddi bir direnç odağı olduğunu ifade eden Okuyan, toplumsal enerji ile siyaset alanı arasındaki uyumsuzluğun sorumlusu olarak ana muhalefeti işaret etti. Deniz Baykal döneminden itibaren AKP Türkiye'si ile uyumlu bir çizgi çekildiğini iddia eden TKP lideri, "Bu direnci yıllar içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi kötürümleştirdi. Bunu tek bir kişiye, Kılıçdaroğlu'na mal etmek imkânsız. Toplumun direncini aşağı çeken bu siyasi düzenek karşısında yeterince uyanıklık sağlayamadık" özeştirisinde bulundu.
"TÜRKİYE'Yİ SEÇİMSİZ BİR MONARŞİYE GÖTÜREMEZLER"
Amerikan eski büyükelçisi Tom Barak gibi isimlerin Ortadoğu için monarşi ve şeyhlik düzenlerini öne çıkaran "küstah" açıklamalarını ve Türkiye'nin "Azerbaycan modeline" kayıp kaymayacağı tartışmalarını değerlendiren Okuyan, Türkiye'nin tarihsel birikimi nedeniyle bu noktaya itilemeyeceğini söyledi. İktidarın Yeni Osmanlıcı bir strateji güttüğünü ancak Türkiye kapitalizminin özünün bu modellerle uyuşmayacağını belirten Okuyan şöyle devam etti:
"Cumhuriyete hiçbir kapitalist ülkenin artık ihtiyacı yok ama parlamenter demokrasi türü yapılar toplumu ikna etmek için hâlâ önemli bir enstrüman. Türkiye'yi monarşi noktasına getiremezler. Bu ülke seçimsiz bir biçimde yoluna devam edemez. Şu andaki dengeler hesaba katıldığında 'Türkiye'de bir daha seçim yapılamaz' tezi gerçekçi değil. Yurttaşlarımızın örgütlü siyasetten uzak durduğu bu iklimde ellerinde kalan yegâne şey sandık ve insanlar oyuna sahip çıkıyor. Bunun yerine babadan oğula geçen bir sistem koyamazlar, iktidarın böyle bir gücü yok."
"AKP TOPLUMU YÖNETME YETENEĞİNİ YİTİRDİ"
Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel gibi isimlere yönelik yargısal ya da siyasi operasyonların devam edebileceğini öngören Okuyan, bu hamlelerin temel nedeninin iktidarın rıza üretme yeteneğini kaybetmesi olduğunu savundu. Hayat pahalılığı ve ekonomik kriz sebebiyle AKP oylarının tüm medya ve yargı desteğine rağmen artmadığını ifade eden Okuyan, "İktidar, eski mekanizmalarla bu toplumu yönetme yeteneğini yitirdiği için doğrudan seçme ve seçilme hakkına, siyasi partilere müdahale ediyor. Ancak bu operasyonlar yönetemedikleri gerçeğini değiştirmiyor" dedi.
"ERDOĞAN SONRASI İÇİN AKP İÇİNDE KAVGA VAR"
Siyasal iklimin adının doğru konması gerektiğini, Türkiye'deki mevcut yapının en net tanımıyla bir "sermaye diktatörlüğü" olduğunu vurgulayan Kemal Okuyan, Cumhur İttifakı bloğunun kendi içinde de homojen olmadığını belirtti. Erdoğan sonrası döneme dair parti içinde farklı tasarımların ve güç savaşlarının sürdüğünü ifade eden Okuyan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Erdoğan sonrası AKP'ye dönük Bilal Erdoğan, Hakan Fidan ve başka isimler üzerinden yürüyen tasarım farklılıkları ve kavgalar bir gerçek. Şu an dış politikada Atlantikçi ve NATO'cu çizgi hakim olsa da iç politikadaki bu sert operasyonların AKP'nin de altını oyduğunu düşünen, gidişata rezerv koyan unsurlar var. 'Tek adam rejimi' deyip geçtiğimiz yapının altında ciddi klik çatışmaları yaşanıyor."
Yeni Soluk
Yorum Yap