“Türkiye, Irak’tan gelebilecek bir göç hareketine hazırlıklı değil”

“Türkiye, Irak’tan gelebilecek bir göç hareketine hazırlıklı değil”ü, IŞİD’in saldırılarından kaçan ve hayatta kalma mücadelesi veren yaklaşık 200 bin Iraklının, Suriye toplu sığınma hareketine benzer bir göç dalgasıyla Türkiye’ye doğru gelebileceğini belirttiği bir açıklama yayınladı. Örgüt Haziran ayından beri bu konu hakkında uyarılarına rağmen herhangi bir hazırlık yapmayan Türkiye’nin, böyle bir duruma hazırlıklı olmadığını ifade ederek derhal uygulanması gereken 3 madde sundu

Uluslararası Af Örgütü, IŞİD’in Mahmur ve Başika kasabalarına yönelik saldırılarından kaçan Ezidiler hakkında bir açıklama yayınladı. Saldırılardan kaçan yüzlerce Ezidi’nin Türkiye sınırına doğru göç ettiğini söyleyen Af Örgütü, son bir haftada pasaportu olan yüzlerce Ezidi’nin Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptığını, pasaportu olmayanların ise sınır kapısına yakın bölgelerde geçiş için beklediğini belirtti.

Açıklamada Türkiye’ye girebilen Iraklıların değişik şehirlere dağıldığını, Mardin’in Midyat İlçesi’nde ve Şırnak’ın Silopi ilçesinde ise yüzlerce mültecinin bulunduğu belirtilirken, mültecilerin ihtiyaçları konusunda Türkiye yetkililerinden henüz bir açıklama yapılmadığı ancak mültecilerin bulunduğu bazı şehirlerin belediyelerinin kendi imkanlarıyla Iraklıların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıkları ifade edildi.

Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Murat Çekiç, yerel kaynaklardan aldıkları bilgiye göre şuanda Türkiye Irak sınırına yakın bölgelerde yaklaşık 200 bin kişinin hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyledi. 24 Haziran 2014’te yaptıkları açıklamayla Suriye toplu sığınma hareketine benzer bir göç hareketinin Irak üzerinden gelebileceğini buna karşı hazırlık yapılması gerektiğini söyleyen Çekiç son birkaç günde yaşanan göç dalgalarıyla birlikte hiçbir hazırlığın yapılmadığının ortaya çıktığını ifade etti.

Konunun sadece Türkiye’deki Iraklılar olmadığını; sınırın diğer tarafında Türkiye’ye alınmayanlarında uluslararası insan hakları hukuku standartları ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. Maddesi ile Türkiye’nin taraf olduğu 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi uyarınca Türkiye’nin uluslararası koruma amacıyla sınırlarına ulaşmış olanları geri çevirmemesi, pasaportlu-pasaportsuz ayrımı yapılmadan “açık kapı politikası” benimseyip Türkiye’ye giriş izni vermesi gerekliliğinin insani bir görev olduğunun belirtildiği açıklamada ayrıca derhal yapılması gereken 3 madde yer aldı.

  • Başta Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve Kızılay’ın Türkiye’de bu konuda görev ve sorumluluğu bulunan kurumlar, belediyeler ve konuyla ilgili çalışan sivil toplum örgütleri ile işbirliği içerisinde hareket ederek en kısa zamanda gerekli hazırlıkları yapması ve mültecilerin ihtiyaçlarının karşılanması için derhal harekete geçmelidir,
  • 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu gereği Iraklılara acilen geçici koruma statüsü tanınmalı, ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli yönetmelik ve genelgeler şeffaf bir süreç işletilerek hazırlanmalıdır.
  • Mahmur mülteci kampında kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için UNHCR ile işbirliği içinde, evrensel insan hakları standartlarına uygun gerekli yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra bir “gönüllü geri dönüş programı” uygulamaya konulmalıdır.

Sendika.Org