Toprak: “Yoksulluk, iktidar seçkinleri dışında toplumun her hücresinde çok acı yaşanıyor”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “AKP, 2002’de iktidara gelirken 3Y olarak adlandırdıkları; ‘Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklarla’ mücadeleyi, yargı ve devlet kurumları üzerindeki vesayeti kaldırmayı vaat etmişti. Bugün gelinen noktada, yolsuzluklar ve yasaklar iktidarın kılcal damarlarına kadar yerleşerek derinleşti. Yoksulluk, iktidar seçkinleri dışında toplumun her hücresinde en acı şekilde yaşanıyor” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yazılı yaptığı açıklamada şunlara değindi:

DEMOKRATİK, İNSANİ, EKONOMİK VE SİYASİ KRİTERDE EN DİP NOKTA…

Son dört yılı ‘Tek Adam’ rejimine dönüştürülen 20 yıllık AK Parti iktidarlarının Türkiye’yi getirdiği nokta tek adam vesayetinin yargıdan, ekonomiye, bağımsız özerk kurumlardan, devletin ve milletin kaynaklarının keyfi kullanımına kadar yayılmış vaziyette. Anayasa ve yasa tanımazlığın sıradanlaştığı, mahkemelerin iktidarın yaptırım aracına dönüştüğü ‘Yeni AK Parti Türkiye’si, tüm dünyada, her türlü demokratik, insani, ekonomik ve siyasi kriterde en dip noktaya geriledi. 

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’ TEK İMZAYLA FESHEDİLDİ!

İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tek imzayla ve TBMM’nin yasama yetkisi yok sayılarak feshedilmesi ardından açılan iptal davasında Danıştay 10. Dairesi’nin 2’ye karşı 3 oyla verdiği ret kararı, yüksek yargıdaki siyasi vesayetin son örneği oldu. Danıştay Başsavcılığının, Erdoğan’ın fesih kararının anayasaya aykırı ve TBMM’nin yasama yetkisinin aşımı olduğu gerekçesiyle iptali yönünde görüş bildirmesine rağmen, Danıştay 10. Dairesi’nden ‘oy çokluğu’ ile ret kararı çıktı. Beklentim hukuku ve bağımsız yargıyı çürüten bu kararın Danıştay idari dava Daireleri Kurulu’ndan ve nihai aşamada Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) dönmesidir. Hatırlanacağı gibi benzer süreç Gezi Davasında da yaşandı. Yargı ve diğer alanlardaki siyasi vesayet gölgesinin iyice ağırlaştığını gösteren bu davalar kamuoyuna mal olduğu için açığa çıktı. 

MEDYA ÜZERİNDE ÇOK DAHA AĞIR CEZALAR…

Oysa hepimiz biliyoruz ki, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ardından, OHAL KHK’larıyla yargıdan tasfiyeler sonrasında, doğan hakim-savcı açığını kapatmak bahanesiyle AK Parti üyesi binlerce avukat, partinin il-ilçe yönetimlerinde görev almış pek çok kişi göstermelik mülakatlarla hakim ve savcılığa atandı. İnternet, sosyal medya, dijital medya vb. mecraları da kapsayan Dezenformasyon Yasası yaygın tepkiyle karşılaşınca, görüşülmesi yeni yasama yılına ertelense de Basın İlan Kurumu devreye girerek yasaklarla ilgili boşluğu doldurdu. 1994’ten bu yana yürürlükte olan Basın Ahlak Esasları yönetmeliği değiştirilerek medya üzerinde çok daha ağır cezalara, davalara zemin hazırlayan düzenlemeler uygulamaya konuldu.

Yargının yanı sıra, Merkez Bankası, TÜİK, BDDK, SPK vb. bağımsız ekonomik kurumlar ile son torba yasada bedelsiz askerlik affı bahanesiyle Genelkurmay Başkanlığına yönelik değişiklikle TSK üzerindeki siyasi vesayet ağırlaşırken, medyaya dönük baskıları, yasakları ve cezaları artıran adımlarla 3Y vaadinin içinin boş olduğu, AK Parti’nin milleti aldattığı bir kez daha somutlaşıyor.

ÜNİVERSİTELERİN MEZUNİYET TÖRENLERİ YASAKLANIYOR!

AKP’nin yasakları kaldırmayı, özgürlükleri genişletmeyi vaat ederek iktidara geldiği Türkiye, Dünya Özgürlük Endeksi’nde 2022 yılı itibarıyla 32 puanla, Uganda’nın bile gerisinde ve ‘özgür olmayan ülkeler’ kategorisinde. Toplantılar, yürüyüşlerin yasaklanması artık olağan hale gelirken, festivaller, konserler, üniversitelerin mezuniyet törenleri yasaklanıyor!

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2005’te 98’inci sırada olan Türkiye, AK Parti döneminde getirilen yasaklar, baskılar, sansürler, gazeteci tutuklamalarıyla hızla gerileyerek 2021 endeksinde, 180 ülke arasında ‘basının özgür olmadığı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı’ ülkeler arasına alındı ve 149’uncu sıraya indi! Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, AKP ve CB Erdoğan döneminde her şeyin daha iyiye gittiğini savunmak isterken tam aksine AK Parti’nin ülkeyi nasıl yoksullaştırdığını açığa çıkarttı. Yaptığı sosyal medya paylaşımında 2002 yılında sadece 1 milyon haneye sosyal yardım hizmeti verilirken 2021 yılında bu sayının 4,3 milyon aileye ulaştığını belirterek 20 yılda yoksulluğun dört kat arttığını itiraf etti. İktidar çevresindeki bir avuç beş-altı maaşlı bürokratlar, iktidar elitleri, seçkinleri ve müteahhitleri dışında tüm ülke en derin yoksulluğu her gün milyonlarca hanede, en ücra mahallelerde, işsiz milyonlarca gencin gelecek kaygılarında, yatağa aç giren çocukların ekmek ve sütü gördükleri rüyalarında yaşıyor. 

YOLSUZLUKTA AVRUPA’DA 1’İNCİ DURUMDA…

3Y’nin yolsuzluk ayağında AKP iktidarının Türkiye’de yolsuzlukları kurumsallaştırdığı, yasa değişikleriyle de ‘yasallaştırdığı’ apaçık görülüyor. 193 ülkeyi kapsayan ‘2022 Küresel Organize Suçlar Endeksi’nde 6,89 puanla dünyada 12’nci sıraya yükselen Türkiye, Avrupa’da ise 1’inci durumda. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) Küresel Yolsuzluk ve Rüşvet Algı Endeksi’ni yayınlamaya başladığı 1995 yılında 180 ülke arasında 29’uncu sırada yer alan Türkiye, AK Parti iktidarlarında yolsuzluk ve rüşvetin sıradanlaşmasıyla 2021 endeksinde 180 ülke arasında 96’ncı sırada. Rüşvet ve yolsuzlukla, kara para aklamayla mücadelede ise 38 üyeli OECD ülkeleri arasında 37’nci sırada ve sondan ikinci!

İKTİDARIN GRİ LİSTEDEN ÇIKMAK İÇİN HİÇBİR GAYRETİ, ADIMI YOK! 

Rant ve inşaat işlerini çok seven, kendi zenginlerini yaratmak için kamu kaynaklarını akıtan İKTİDAR, 2002’den bu yana Kamu İhale Kanunu’nu (KİK) 191 kez değiştirdi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Türkiye, kara para, yasa dışı yollarla kazançların aklanması, terörün finansmanı, uyuşturucu-silah ve insan kaçakçılığıyla, fuhuş şebekeleriyle, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele vb. alanlarda taahhüt ettiği adımları atmadığı, defalarca Varlık Barışı adı altında kara para aklama yasaları çıkarttığı için 2021 ekiminden bu yana OECD bünyesindeki Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü’nün gri listesinde yer alıyor!  İktidarın gri listeden çıkmak için hiçbir gayreti, adımı yok!