Karabat: İmamoğlu haberini yok saymak editoryal tercih değil
Toprak: “Türkiye’nin daha fazla kaybedecek zamanı kalmadı”
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “İktidar algıya oynuyor. Oysa Türkiye’nin daha fazla kaybedecek zamanı kalmadı. Reform beş kez, on kez yapılmaz. Yüzlerce maddelik torba yasaları kısa sürede meclisten geçiren bir iktidar bir seferde yargı, hukuk, demokratikleşme, insan hakları reformlarını da meclise getirir, gerekirse meclisi bir ay kesintisiz çalıştırıp, ortaklaşa bunları hayata geçirir. Böyle olursa içeride ve dışarıda siyasal, ekonomik, toplumsal inandırıcılık ve yatırımcı güveni sağlanabilir” dedi.
Toprak, “Son bir haftadan bu yana dolar ile euroda tarihi zirve noktalarının yaşanması, enflasyonun kontrolden çıkabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. İktidar medyasında da enflasyondaki artışın uzun bir dönem düşürülemeyeceği yönündeki haber ve yorumlar artarken, ağırlıkla dış piyasalar ve emtia fiyatlarındaki artışlar gerekçe gösteriliyor” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada şunlara değindi:
MERKEZ BANKASI’NIN MÜDAHALEDE BULUNMASINI OLANAKSIZ KILIYOR
Son bir haftadan bu yana döviz kurlarında yükseliş yeniden harekete geçti. Dolar/TL ve Euro/TL kurlarındaki artışla birlikte TL’nin değer kaybı da hızlandı. Rezervlerin tüketilmiş olması kurlardaki rutin artışın yanı sıra olası spekülatif artışlara karşı da Merkez Bankası’nın müdahalede bulunmasını olanaksız kılıyor. Daha da önemlisi Mart ayından bu yana üç aydır politika faizi yüzde 19’da tutulmasına karşılık hem kurlar hem de enflasyon yükselmeye devam ediyor.
- Bu çift taraflı yükseliş iktidarın geçen yıl uyguladığı ve sürdürdüğü para-kur-döviz politikalarının yanlışlığının en somut kanıtı.
MERKEZ BANKASI YENİ FAİZ ARTIŞLARINA GİTMEK ZORUNDA KALACAK
Türkiye ekonomisi enflasyon, kur ve faizde aynı anda artış yaşandığı bir kısır döngü içinde kapanına kısılmış vaziyette. Küçük çaplı iniş-çıkışlar olsa da kurlardaki artışın devam edeceğini, buna paralel olarak enflasyonun yükselişini sürdüreceğini ve buna bağlı olarak da Merkez Bankası’nın yeni faiz artışlarına gitmek zorunda kalacağını öngörmekteyim.
Pek çok ekonomide bu üç makro göstergenin aynı anda artması nadir bir durumdur ve iktidar ne yazık ki uyguladığı hatalı ve öngörüden yoksun, siyasi talimatların şekillendirdiği ekonomi politikalarıyla bu zemini kendisi hazırlamış, Türkiye’yi uzun süre devam edecek bir kırılganlık dönemine sürüklemiştir.
Hâlâ hatalara devam eden iktidar ve ekonomi yönetimi yılbaşından bu yana her ay doğalgaz ve elektriğe düzenli şekilde yaptığı zamlarla, özel iletişim vergisi ve akaryakıt tüketim vergisinde yürürlüğe koyduğu yüklü artışlarla enflasyonun çok daha fazla besleneceği bir yolu açmış bulunmaktadır. Dolaylı vergilerin yanı sıra kurumlar vergisinde yüzde 25’lik artışı da buna ilave etmek gerekir.
FİYATLARINDA OLAĞANÜSTÜ ARTIŞLARIN YAŞANMASI KAÇINILMAZ
Pandemi önlemleri sürecinde en çok ihmal edilen ve hemen hemen tamamıyla desteksiz bırakılan tarım sektörü girdi maliyetlerindeki artışın yanı sıra ürününü pazara, markete ulaştıramadığı için de yaza girilirken sebze-meyve fiyatlarında, yaşanan kuraklık nedeniyle de başta buğday olmak üzere, hububat ve bakliyat fiyatlarında olağanüstü artışların yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.
Önce 2 hafta kısmi kapanma ve ardından 18 günlük tam kapanma süresince semt pazarlarının kapatılması, yapılan yanlışın son anda fark edilerek son iki gün pazar yerlerinin açılmasına izin verilmesine karşılık bu yeterli olmadı ve binlerce ton sebze ve meyve tarlada, bahçede, ağaç dallarında çürümeye terk edildi.
Önümüzdeki günlerde yeni ve büyük bir zam dalgasının hemen hemen her alanda yaşanmasının kaçınılmaz olacağını söylemek yanlış olmaz. Bunda kurlardaki yükselişin girdi fiyatlarında yaratacağı yükselişin yanı sıra akaryakıttan alınan ÖTV’nin yüzde 54-189 oranlarında artırılmasının nakliye, ulaşım, taşımacılık fiyatlarını hızla yukarı çekmesi de etkili olacaktır. Özellikle temel gıda ürünlerinin fiyatlarında belirgin artışlar yaşanacaktır.
Merkez Bankası’nın mayıs ayı beklenti anketinde, gelecek üç ayda şirketlerin satış fiyatlarında artış beklentisinin yüzde 43,2 ile 2008’den bu yana 13 yılın en yüksek noktasına çıkması, maliyet artışı beklentisinin böylesine olağanüstü bir düzeye ulaşması enflasyonda aylık ve yıllık olarak sert artışların yaşanacağını göstermektedir.
İKTİDAR MEDYASI İKTİDARIN YANLIŞLARINDAN SÖZ ETMİYOR
Bugüne kadar iktidarın ekonomi politikalarını eleştirmekten kaçınan iktidar medyasında da son günlerde enflasyon artışının durdurulmasının güçleştiği, enflasyonda uzun süre düşüş beklenemeyeceği yönündeki haber ve yorumlar öne çıkarken, buna gerekçe olarak ise yalnızca dış piyasalarda emtia fiyatlarındaki artışlar gösterilmekte, iktidarın yanlışlarından söz edilmemektedir.
Oysa bilindiği gibi enflasyon artışında dış fiyatlardaki artışın yanı sıra, kurlar, beklentiler, gıda fiyatları, kamu zamları en önemli belirleyici unsurlardır. Türkiye’de uzun süredir sıraladığım tüm bu kalemlerin hepsi yükseliştedir ve yukarı doğru hareket halindedir. Buna iktidarın son bir-iki ayda dolaylı vergilerde yaptığı yüklü artışları da ilave ettiğimizde enflasyonun tamamıyla kontrolden çıkmasına yol açacak bir yaklaşım sergilenmiş olmaktadır.
Enflasyon artınca bu artış zam olarak yine fiyatlara yansıtılacak, fiyat artışları yeniden enflasyonu yukarı çekecek ve böylece Türkiye ekonomisi uzun süre içinden çıkamayacağı bir zincirleme ekonomik reaksiyonun içine girecektir. Bu da kısa sürede enflasyonun yüzde 20 veya üzerine çıkmasının sürpriz olmayacağını bize göstermektedir.
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) her yıl açıkladığı Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu raporunda da enflasyonun şirket kârlarını erittiği, kur artışlarıyla birlikte yüksek maliyetler üstlenen sanayi kuruluşlarının üretim kapasitelerini düşürmeye yöneldiği dile getirilmektedir.
EN BÜYÜK KAYGI YÜKSEK ENFLASYON
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, rapora ilişkin açıklamasında; sanayicilerin en büyük kaygısının yüksek enflasyon olduğunu, enflasyonun kronik hale geldiği süreçlerde yeni yatırımların tamamıyla askıya alındığını dolayısıyla sanayicilerden yeni yatırım yapmalarının, kapasite ve istihdam artışına gitmelerinin beklenmemesi gerektiğini ifade etmektedir.
Yerli yatırımcının bu yaklaşımı yanında yabancı sermayeli yatırımların ise hızla Türkiye’den çıkış yaptığını daha önce dile getirmiştim. Dolayısıyla önümüzdeki günler her yönden kur artışlarının ve enflasyondaki yükselişin sürdüğü, giderek enflasyonun kontrolden çıkma riskinin artacağı bir süreci işaret etmektedir.
- İktidarın ortaya koyduğu inandırıcı, güven veren bir ekonomik istikrar ve enflasyonla mücadele programı da yok.
REFORM PAKETLERİ İNANDIRICI DEĞİL KARŞILIĞI DA YOK.
Yargıda, ekonomide, insan hakları alanında açıklanan ve üç yıla yayılan reform ve eylem planları ise ne içeride ne de dışarıda karşılık bulabildi. CB Erdoğan, yakında dördüncü yargı reformu paketinin meclise getirileceğini ilan etti. Yargıda, hukukta, ekonomide numaralandırılmış reform paketleri inandırıcı bulunmadığı gibi karşılığı da yok.
- İktidar algıya oynuyor. Oysa Türkiye’nin daha fazla kaybedecek zamanı kalmadı.
Reform beş kez, on kez yapılmaz. Yüzlerce maddelik torba yasaları kısa sürede meclisten geçiren bir iktidar bir seferde yargı, hukuk, demokratikleşme, insan hakları reformlarını da meclise getirir, gerekirse meclisi bir ay kesintisiz çalıştırıp, ortaklaşa bunları hayata geçirir. Böyle olursa içeride ve dışarıda siyasal, ekonomik, toplumsal inandırıcılık ve yatırımcı güveni sağlanabilir.
Yeni Soluk
Yorum Yap