Karabat: İmamoğlu haberini yok saymak editoryal tercih değil
Toprak: "Türkiye’de dahil 72 ülkenin borçlarını ödeyemeyebileceğine dikkat çekiliyor"
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Genel Koordinatör Erdoğan Toprak, “Türkiye’nin ağır borç tablosu ve geri ödemeleri yapıp yapamayacağı konusunda kaygılar, giderek artırıyor. BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) raporunda, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 72 ‘düşük ve orta gelirli’ ülkenin borçlarını ödeyemeyebileceği, küresel borç krizi yaşanabileceğine dikkat çekiliyor. Bu çerçevede 528 milyar dolarlık borcun geri ödememe riskinin yükseldiği vurgulanarak, G20 ülkeleri uyarılıyor” dedi.
Toprak, “TBMM’ye getirilen 18 maddelik torba yasa teklifiyle kurumlar vergisinde 5 puanlık yeni artış söz konusu. Salgında kapatılan yeme-içme yerlerinde çalışanlara nakdi ücret desteği günde 50 TL’ye çıkartılarak, işten çıkartma yasağına rağmen çalışanların işten çıkarılıp, ücretsiz izne gönderilmesi teşvik ediliyor. Kamu alacaklarının icra-haciz yoluyla tahsilinde el konulan hacizli taşınır-taşınmazların elektronik ortamda satışına yönelik düzenleme dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Genel Koordinatör Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada şunlara değindi.
İKTİDARIN VE EKONOMİ YÖNETİMİNİN YANLIŞ KARARLARI BU SÜRECİ HIZLANDIRIYOR.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), COVID19 salgınının aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 72 düşük ve orta gelirli ülkeyi borç krizi ile karşı karşıya bıraktığını bu ülkelerin durumunun hızla kötüleştiğini belirterek, 2021-2025 dönemine ait 598 milyar dolarlık borç geri ödemesinin risk altında olduğunu açıkladı. UNDP Başkanı Achim Steiner tarafından yapılan uyarı açıklamasında, 72 ülkeden yalnızca 49'unun G-20 ülkelerinin benimsediği borç erteleme tedbirlerinden yararlanmaya uygun olduğunu söyledi. Steiner, G-20 üyelerini borçların geri ödenmesi konusunda bir moratoryum hazırlamaları ve borç işlemleri için ortak bir çerçeveyi en fakir ülkeleri de içine alacak şekilde hızla genişletmeye çağırdı. UNDP tarafından yapılan çalışma ve yürütülen araştırmadaki potansiyel felaket senaryosunun 2030 yılına kadar bir milyar insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceğini gösterdiği belirtiliyor. Buna bağlı olarak halen yavaş bir şekilde ilerleyen ancak hızlanması kaçınılmaz görünen bir borç krizinin kalkınma hedeflerini yıllarca geriye götüreceği sonucu ortaya çıkıyor. UNDP Başkanı Steiner, Türkiye’nin de aralarında yer aldığı orta gelirli ülkelere yardım etmek için Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) acil rezervlerinin daha zengin ülkelerce 650 milyar dolar genişletilmesine olanak tanıyan bir mekanizma geliştirilmesi önerisinde bulundu.
İktidarın içeride çizdiği ekonomik tablonun gerçek dışı olduğunu sürekli dile getiriyorum. Açıklanan resmi göstergeler ülkemizin ağır bir ekonomik krizden, buhran sürecine ilerlediğini gösteriyor. İktidarın ve ekonomi yönetiminin yanlış kararları bu süreci hızlandırıyor.
REFORMLAR, SÜRATLE UYGULAMAYA GEÇİRİLMELİDİR
Dünyadaki 190 ülke arasında her an borç krizine girmeye aday ve borçlarını geri ödeyememe görüntüsündeki 72 ülke arasında Türkiye’nin de yer alması İktidarın ülkeyi borca batırdığının ve iflasa doğru sürüklediğinin uluslararası raporlarla da tescilidir. Ne yazıktır ki, iç ve dış borçlardaki ağırlaşan sürdürülemez tabloya rağmen, iktidar Kanal İstanbul gibi ülkeyi ilave 100 milyar dolar daha borç altına sokacak akıl ve bilim dışı projelerin peşindedir! Kısa ve orta vadeli gerçekçi yapısal reformlar, süratle uygulamaya geçirilmelidir.
14.TBMM’ye getirilen 18 maddelik torba yasa teklifiyle kurumlar vergisinde 5 puanlık yeni artış söz konusu. Salgında kapatılan yeme-içme yerlerinde çalışanlara nakdi ücret desteği günde 50 TL’ye çıkartılarak, işten çıkartma yasağına rağmen çalışanların işten çıkarılıp, ücretsiz izne gönderilmesi teşvik ediliyor. Kamu alacaklarının icra-haciz yoluyla tahsilinde el konulan hacizli taşınır-taşınmazların elektronik ortamda satışına yönelik düzenleme dikkat çekiyor!
CB Erdoğan tarafından 12 Mart’ta açıklanan Ekonomik Reformlar ile ilgili beklentiler açıklanan programın içeriğinin tutarsızlığı nedeniyle düş kırıklığı yaratırken, şimdi TBMM’ye gönderilen 18 maddelik torba yasa ile de yapısal önlemler yerine ikinci bir düş kırıklığı daha gündemde.
Her zaman olduğu gibi, pek çok farklı düzenlemeyi aynı torba yasa içine dolduran ve Cumhurbaşkanlığında hazırlanan teklif yine AK Parti grubunun imzasıyla meclise sunuluyor. 2020 mali yılı ve bilanço dönemi sona ermesine karşılık iktidarın geriye dönük vergi artışlarına gideceği yönündeki uygulamaların anayasaya aykırılığı söz konusu olacağı için iktidar bu yılın kurumlar vergisinde 5 puan, 2022’nin kurumlar vergisinde ise 3 puan artışa gitmeyi öngörüyor.
GÖZ BOYAMAYA ÇALIŞIYOR
Bunun yanında salgın döneminde milyonlarca çalışanın, kapanan işyerlerinde sigortalı olarak çalışan ve kapanma nedeniyle gelirden yoksun kalanların en büyük güvencesi ve gelir kaynağı olan kısa çalışma ödeneğini sonlandıran iktidar, nakdi ücret desteğini günlük 50 TL’ye çıkartarak bir yanlışın üzerini bir başka yanlışla örtmeye, göz boyamaya çalışıyor.
Bir yandan işçi çıkartmayı yasaklayıp, diğer yandan fiili işten çıkartma anlamına gelen ücretsiz izne çıkartmayı adeta teşvik edercesine torba yasa düzenlemesi yapan iktidarın bu desteğinden çok sınırlı kişi yararlanabilecek. Kayıt dışı istihdamın en yaygın olduğu sektörlerin başında gelen yene-içme sektöründe iktidarın kendi eliyle kapattığı lokanta, restoran, kafelerde çalışanların ücretsiz izne çıkarılmaları karşısında yapılacak günlük 50 TL’lik ödeme ‘iş akdi olanlar’ yani SGK’lı olarak çalıştırılanlar için söz konusu. Oysa istihdamın yüzde 50’sinden fazlasını sağlayan hizmet sektöründe aynı zamanda sigortasız çalıştırma çok yaygın. Kaldı ki nakdi ücret desteğinin sadece yeme-içme hizmeti veren işyerleriyle sınırlı tutulması da bu destekten yararlanacakların sayısını daha da sınırlı hale getiriyor.
SGK EL KOYDUĞU TAŞINIR-TAŞINMAZLARI NAKDE ÇEVİRMEYİ AMAÇLIYOR
İktidar Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’da değişiklik yaparak, salgında iyice mağdur olan, vergisini, SGK prim taksitini, stopajını ödeyemeyenlere yönelik icra ve haciz yoluyla el koyacağı menkul ve gayrimenkullerin elektronik ortamda satışına olanak sağlıyor. Bu yolla hem icra ve hacizleri görünür olmaktan çıkarmak istiyor hem de internetten hızla satış yaparak bir an evvel alacağına karşılık el koyduğu taşınır-taşınmazları nakde çevirmeyi amaçlıyor.
İcra-haciz dosyalarının 30 milyonu aştığı bir süreç yaşanırken, vatandaş işsiz, işyerleri darboğazda, küçük esnaf siftahsız dükkân kapatırken, iktidarın alacak peşinde koşması, elektronik hacizden sonra şimdi de icra yoluyla haczettiklerini elektronik ortamda satışa çıkartmak istemesi bu ahlı malları ucuza kapatmak isteyen fırsatçılara zemin yaratacak. Böyle bir salgın sürecinde iktidarın torba yasa içine sıkıştırdığı bu düzenleme, vicdansızlık ve halkın dertlerinden kopmuş olmanın, işaretidir!
YÜKSEK KURLA YAKLAŞIK 9 MİLYAR DOLAR BOZDURDU!
15.19-26 Mart haftasına ait Merkez Bankası verileri, yüzde 19’a çıkartılan politika faizine rağmen yabancı yatırımcıların hızla Türkiye’den çıktığını gösterdi. Görev değişikliğinin para-döviz piyasalarında yarattığı sarsıntıyla yüzde 15’e varan kur artışı ve 7,20’den 8,40’a yükselen dolar/TL’yi fırsat bilen yerli döviz mevduatı sahipleri ise yüksek kurla yaklaşık 9 milyar dolar bozdurdu!
Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasından çıkışı ve döviz mevduatlarındaki satış hızı açısından son bir haftada yaşananlar bugüne kadar görülmedik düzeydeki gelişmeler. Merkez Bankası’nın 19-26 Mart haftası, yani Naci Ağbal’ın görevden alınıp yerine Şahap Kavcıoğlu’nun getirildiği bir haftada yabancı yatırımcılar milyarlarca dolarlık hisse senedi, tahvil, devlet iç borçlanma senedini (DİBS) satıp dövize çevirerek Türkiye’den çıkış yaptı.
YABANCILARIN TÜRKİYE’DEN KAÇMAK İSTEMELERİ DİKKAT ÇEKİCİ!
MB verilerine göre, 19-26 Mart haftasında yabancılar 1 milyar 105 milyon dolarlık devlet iç borçlanma senedi, 814 milyon dolarlık da hisse senedi sattı. Böylece yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasından çıkarttığı para bir haftada 1 milyar 919 milyon dolar oldu. Yabancı yatırımcılar hem yüksek faize rağmen ellerindeki menkul kıymetleri daha düşük değerden sattı hem de daha yüksek kurdan dolar almak zorunda kalarak piyasadan çekildi. Sadece bu bile yabancıların iktidarın ekonomik politikalarına ve kararlarına duyduğu güvensizliğin geldiği noktayı ve büyük zararlar pahasına Türkiye’den kaçmak istediklerini göstermesi açısından dikkat çekici!
Bu son satışlarla birlikte bir dönem BİST’teki yatırımların yüzde 70’ine yakınını yapan, ellerindeki TL varlıkları ve menkul değerlerinin tutarı 60 milyar doların da üzerinde olan yabancı yatırımcılar, bu son operasyonla ellerindeki TL varlıklarını da önemli ölçüde azaltarak Türkiye piyasasından çekildiler. 19-26 Mart haftasındaki 1,9 milyar dolarlık satış-çıkış sonrasında MB verileriyle yabancıların elindeki TL varlıkları, hisse senedinde 23 milyar 782 milyon dolara, DİBS’te ise 7 milyar 671 milyon dolara indi. Aynı haftada hem faizi hem dövizi birlikte yükseltmeyi başaran iktidarın bu adımıyla 19 Mart’ta 7,20-7,18’e inen Dolar/TL bir anda 8 TL’nin üzerine çıkarak hafta içinde 8,40 TL’yi görünce aylardır sürekli artan döviz mevduat hesapları da ilk kez satışa geçti. Bir önceki hafta 2,2 milyar dolar daha artan döviz mevduatları 19-26 Mart haftasında yüksek kurdan yapılan satışlarla 9,3 milyar dolar azaldı.
‘DIŞ GÜÇLER TÜRKİYE EKONOMİSİNE OPERASYON YAPIYOR’ İDDİASI
19 Mart’ta 261,7 milyar dolar düzeyinde bulunan toplam döviz tevdiat hesapları 26 Mart’ta 252,4 milyar dolara geriledi. Bir haftada gerçekleşen 9,3 milyar dolarlık satışın 8,9 milyar doları yurtiçi yerleşiklerin hesaplarındaki azalmadan kaynaklandı. Söz konusu hafta da gerçek kişiler döviz hesaplarından 7,2 milyar dolar, tüzel kişi şirketler de 1,7 milyar dolar bozdurdu. Ortalama 8 TL’den bozdurulduğunu varsaydığımızda 74,4 milyar TL olan bozdurulan dövizlerin Türk Lirası karşılığının nereye yöneldiğini de önümüzdeki haftaların verilerinde görebileceğiz. Bu meblağın banka sisteminde mi kaldığı, vadeli TL mevduat hesaplarına mı yatırıldığı yoksa altın alımına mı gittiği veya sistem dışına mı çıktığı anlaşılacak. Bir yılı aşan süreden bu yana bastırılan ve 6,50’ye kadar gerileyen kurlarla döviz almayı sürdüren para sahiplerinin eğilimi ile bankalardaki toplam mevduat içinde döviz hesaplarının payı yüzde 60’a yaklaşmıştı. Halen döviz mevduatları yüzde 50’nin üzerinde kalmaya devam ediyor. Buradaki görüntü bir anda ekonomi yönetiminde iktidarın kendi eliyle yarattığı deprem ile dolar/TL’nin 7,20’den 8,40’a, Euro/TL’nin 9,90’a çıkmasıyla gündeme gelen bir kâr realizasyonu ve fırsatı değerlendirme hamlesidir. Aksi olsaydı 9,3 milyar doların bozdurulduğu bir haftada MB rezervleri 3 milyar dolar azalmaz, dolar kuru 7 TL’nin çok altına düşerdi.
İktidarın sürekli yinelediği ‘Dış Güçler Türkiye Ekonomisine Operasyon Yapıyor’ iddiası, bizzat iktidarın kendisinin aldığı kararlarla, yarattığı ekonomik kaos ve kargaşayla çürütülürken, güvenin de sıfırlandığı somut şekilde görüldü. 20 ayda 4 MB Başkanı değiştirmenin yarattığı bu ağır ekonomik hasar, dış güçlerin değil doğrudan iktidarın kendi operasyonu, kendi aldığı azil ve atama kararlarının sonucudur!
Yeni Soluk
Yorum Yap