Toprak: “TÜİK ve Dünya Bankası’nın yoksullaşma tespitleri örtüşüyor”
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "TÜİK’in 2020 gelir ve yaşam koşulları araştırmasında Türkiye’de ‘Mutlak yoksulluğun arttığı’, yeni yönetim sisteminin yoksullukta artış getirdiği tespiti öne çıktı. Gelir dağılımındaki bozulma ve en alttaki yüzde 20’lik nüfus ile en üstteki yüzde 20’lik nüfusun payı arasındaki uçurumun büyümesi değişen yönetim sisteminde gelir ve sosyal adaletsizliğin derinleştiğini gösteriyor" dedi.
CHP PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada şunlara değindi:
“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları, Türkiye'de ‘ciddi maddi yoksunluk çeken mutlak yoksulların’ oranının 2020 yılında 1,1 puan artarak yüzde 27,4'e çıktığını gösterdi.”
Diğer deyişle mutlak yoksulluk yaşayan kesimler genişlerken, yoksulluk yaygınlaşıyor ve ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri aşırı yoksulluk koşullarında yaşamını sürdürüyor. TÜİK araştırmasında mutlak yoksul ya da maddi yoksunluk çekenler olarak tanımlanan kesimi belirleyen kriterler şu şekilde sıralanıyor:
“NÜFUSUN YÜZDE 13,7’LİK KESİMİ SÜREKLİ KRONİK YOKSULLUK İÇİNDE YAŞIYOR”
- Kira, konut kredisi ve faizli borçlarını ödeyebilme gücü,
- En az 2 günde bir et, tavuk, balık içeren bir öğün yemek yiyebilme,
- Oturduğu konutun ısınma ihtiyacını karşılayabilme,
- Aniden ortaya çıkan beklenmedik harcamaları karşılayabilme kapasitesi,
- Evden ve bulunduğu kentten uzakta asgari 1 haftalık tatil yapabilme, masrafını karşılayabilme,
- Konutunda çamaşır makinesi, televizyon, telefon sahipliği…
TÜİK araştırmasının sonuçlarına göre Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birlik kesimi yani 27,6 milyon kişi mutlak yoksulluk içinde. 2018 yılından bu yana mutlak yoksunluk çekenlerin nüfus içindeki oranı yüzde 26,5’tan yüzde 27,4’e yükselmiş. 2020 araştırmasına göre nüfusun yüzde 13,7’lik kesimi sürekli kronik yoksulluk içinde yaşıyor.
- Bu oran 2018 ve 2019 yıllarında yüzde 12,7 idi ve 2020’de 1 puan artış gösterdi.
“BAŞKANLIK SİSTEMİ YOKSULU DAHA DA YOKSULLAŞTIRIRKEN, ZENGİNİ DAHA ZENGİN YAPMIŞ!”
Yoksullaşmadaki artışın en somut göstergesi ise yüzde 20’lik nüfusu dilimleri itibarıyla gelirden alınan payda ortaya çıkıyor.
En düşük gelir grubunu temsil eden yüzde 20’lik nüfus kesiminin aldığı pay daha önceki yıllarda yüzde 6,1 ile 6,3 arasında değişirken, 2020 yılında yüzde 5,9’a gerilemiş. Buna karşılık en yüksek gelire sahip tepedeki yüzde 20’lik nüfus diliminin aldığı pay ise yüzde 46,3’ten yüzde 47,5’a yükselmiş.
- Diğer deyişle yeni yönetim sistemi yoksulu daha da yoksullaştırırken, yaşam koşullarını, gelirini geriletirken, zengini daha zengin yapmış!
Buna bağlı olarak da gelir dağılımındaki adaletsizliği ve eşitsizliğini gösteren “Gini Katsayısı” son 10 yılın en kötü seviyesine geldi. Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliğin arttığını, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor. En son yapılan 2020 araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,015 puan artış ile 0,410 olarak tahmin edildi. Toplumun gelirden en fazla pay alan yüzde 20'sinin elde ettiği gelirin, en az pay alan yüzde 20'sinin elde ettiği gelire oranı olarak hesaplanan P80/P20 oranı da 7,4'den 8'e yükseldi. Gelirden en fazla pay alan yüzde 10'un elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10'un elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı ise 13’ten 14,6'ya yükseldi.
Bu Resmi rakamlar toplumun yüzde 80-90’ında gelir kayıpları, yaşam koşullarında kötüleşme, daha alt gruplarda ağır yoksullaşma yaşanırken yüzde 10-20’lik kesimde ise olağanüstü zenginleşme, gelir pastasından alınan payın diğer kesimler aleyhine büyütülmesi sürecinin hızlandığını gösteriyor!
TÜİK’ten daha önce Dünya Bankası da TÜRKİYE EKONOMİK İZLEME RAPORUNDA yoksullaşmadaki artışa ve yaygınlaşmaya dikkat çekmişti!
“TÜİK VE DÜNYA BANKASI’NIN YOKSULLAŞMA TESPİTLERİ ÖRTÜŞÜYOR!”
Dünya Bankası'nın saptamalarına göre, 2018-2019 yıllarında 1,5 milyon kişi daha mutlak yoksullar arasına katıldı. Mutlak yoksul sayısı 8,4 milyona, yoksulluk oranı da yüzde 10,2'ye tırmandı.
Dünya Bankası ayrıca ilginç bir başka saptamaya daha raporunda yer veriyor.
- Buna göre yoksullaşma asıl 2018 sonrasında hızlanmış.
Yani yönetim sistemi değişikliği ve tüm yönetimin, kamu kaynaklarını kullanma yetkisinin tek kişinin elinde toplanmasıyla birlikte yoksullaşmada artmış.
Dünya Bankası 2003-2018 arasında Türkiye’de yoksulluk oranının gerilediğine, 2003 yılındaki yüzde 37,5 yoksulluk oranının, 2018’e gelindiğinde yüzde 8,5’a düştüğüne dikkat çekiyor. Bu yıldan sonra ise yeniden yoksulluk artışı hız kazanıyor. 2020 yılında yoksulluk oranının yüzde 2,1 daha arttığını 1,6 milyon yeni yoksulun ilavesiyle mutlak yoksulların sayısının 10 milyon kişiye yükseldiğini dile getiriyor. Dünya Bankası 2018-2020 arasında yoksulların sayısının 3 milyon kişi arttığını vurguluyor.
Dünya Bankası, yoksulluk hesaplamalarında Türkiye’yi orta-üst gelir grubundaki ülkeler arasında sayıyor ve bu ülkelerde yoksulluk sınırını satın alma paritesine göre günlük 5,5, aylık 165 dolar üzerinden hesaplıyor.
Dolayısıyla Rahip Brunson olayı ve ardından kur krizinin yaşandığı 2018 öncesinde nispeten daha istikrarlı olan döviz kuru, hatta bir dönem Dolar/TL paritesinin 1,5 liraya kadar indiği göz önünde tutulduğunda Dünya Bankası’nın 2003-2018 arası dönemde yoksulluğun azaldığı tespiti doğru bir hesaplama olarak görünüyor.
- Çünkü o dönemde kurlar düşük olduğu için Dünya Bankası’nın yoksulluk sınırının TL karşılığı da düşüktü ve yoksulluk azalmış görünüyordu.
“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN YOKSULLUKTAKİ ARTIŞIN HIZLANARAK SÜRECEĞİNİ İŞARET EDİYOR”
Ancak 2018’den itibaren kurların hızla yükselişe geçmesi, dövizin değer kazanması, satın alma paritesinin de gerilemesini beraberinde getirince, yoksullukta da artış hızlandı. Gerek TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması gerekse Dünya Bankası’nın Türkiye Ekonomik İzleme Raporu’nda geniş yer ayırdığı yoksulluk artışına ilişkin veriler, önümüzdeki dönemde de yoksulluktaki artışın hızlanarak süreceğini işaret ediyor.
- Görevden alınan eski Aile, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un iki ay önce TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada öne sürdüğü ‘Türkiye’de yoksulluğu bitirdik’ sözleri, bizzat TÜİK ve ardından Dünya Bankası tarafından en ağır şekilde tekzip edildi.
CB Erdoğan’ın gittiği yerlerde yolunu kesip ‘Açız, işsiziz’ diyenlerin kafalarına ‘Keyif Çayı’ atarak seslerine kulak tıkaması, ‘toplumsal duyarsızlığın iktidarın zirvesinde zirveye çıktığının’ en somut ifadesi olarak karşımıza çıkıyor.
Mutlaka bu tablonun siyasi yansımaları olacaktır. Bu yüzden de iktidar son dönemde yoksullaşmanın yarattığı tepkiler ve oy erimesi karşısında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı devreye sokup, insanları inançları üzerinden istismar ederek yanında tutmaya çalışırken, ‘yoksulluğun kader olduğuna, sabır ve şükretmeye çağıran’ hutbeler yayınlatıyor.
Tepkiler dalga dalga büyüdükçe Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi yanlışlarının, yolsuzlukların, kamu kaynaklarının yağmalanması ve dar bir gruba aktarılmasının yarattığı bu adaletsiz tabloyu geçiştirmek, kendisini aklayıp muhalefeti suçlamak isterken ‘O zaman açları siz doyurun’ çıkışıyla kızgınlığını ve çaresizliğini dışa vurup, gizleyemez hale geldiğini gösteriyor.
Yeni Soluk
Yorum Yap