Demirtaş net konuştu: Butlandan medet umanlara prim verilmemeli
Toprak’tan Sinan Ateş yorumu: “Bir Akademisyenin öldürülmesine akademik camianın sessizliği kaygı vericidir”
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, eski Ülkü Ocakları Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesi sonrası akademik dünyanın sessizliğe bürünmesine tepki gösterdi. Toprak, “Gün ortasında gerçekleşen suikastta, siyasi boyutun ötesinde ülkemizin en köklü ve saygın kurumları olması gereken üniversitelerin sergilediği tutum, akademinin 20 yılda içine düşürüldüğü durumun vahim bir fotoğrafıdır. Bir akademisyenin uğradığı suikasta üniversitelerin- akademik camianın sessizliği, tepkisizliği ve duyarsızlığı kaygı vericidir… Bir mensubunun katledilmesi karşısında acısını ve tepkisini dahi dile getiremeyen, ifade edemeyen bir akademik yapının, ülkeye ışık tutacak, bilimi savunacak gücü de yok demektir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu bugün yayımladı. Toprak’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:
“BİR AKADEMİSYENİN ÖLDÜRÜLMESİNE AKADEMİK CAMİANIN SESSİZLİĞİ KAYGI VERİCİDİR”
30 Aralık 2022’de Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı ve akademisyen Sinan Ateş cinayeti sonrası üniversite kurumunun sessiz kaldığını belirten Toprak şunları kaydetti:
“Gün ortasında gerçekleşen suikastta, siyasi boyutun ötesinde ülkemizin en köklü ve saygın kurumları olması gereken üniversitelerin sergilediği tutum, akademinin 20 yılda içine düşürüldüğü durumun vahim bir fotoğrafıdır. Bir akademisyenin uğradığı suikasta üniversitelerin- akademik camianın sessizliği, tepkisizliği ve duyarsızlığı kaygı vericidir.
Suikasta uğrayan bir mensubuna sahip çıkmaktan korkan, kaçınan, siyasi talimatlarla sessizliğe bürünen bir akademi dünyası, ülkemizin hak etmediği, bilimsel onurun tüketildiğini, aklı, adaleti, gerçeği ve doğruyu savunacak cesaretten yoksunluğu gözler önüne serin acı ve hazin bir durumdur. Bir mensubunun katledilmesi karşısında acısını ve tepkisini dahi dile getiremeyen, ifade edemeyen bir akademik yapının, ülkeye ışık tutacak, bilimi savunacak gücü de yok demektir!”
“VERGİ, HARÇ, CEZA ZAMLARI YA SIFIRLAMALI YA DA İNDİRMELİ”
Toprak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın köprü, otoyol ve tünel geçiş ücretlerinde için 2023 yılında herhangi bir zam yapılmayacağını açıklaması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Köprü, otoyol, tünel geçiş ücretlerinin sabit tutulacağını ilan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu-Özel İş Birliği projeleriyle ihya ettiği iktidar müteahhitlerinden seçim diyeti istiyor. 2023 bütçesinde zaten 55 milyar TL garanti-geçiş ödemesi ödeneği ayrılan müteahhitler dövize endeksli zam yapmasalar da bu parayı alacaklar. İktidar, yüzde 123’e çıkarttığı yeniden değerleme oranını ve buna dayanarak artırdığı vergi, harç, ceza zamlarını, ÖTV artışlarını ya sıfırlamalı ya da indirmeli.
İktidarın her yaptığını alkışlayan, bugüne kadar yapılan yanlışlara çıt çıkartamayan, iktidara yaranma ve şirin görünme peşindeki bu oda ve dernek başkanlarına çağrım; 20 yıldır üyelerinin haklarına sahip çıkmayıp iktidara boyun eğerek güçlü olandan isteyemedikleri şeyleri, gücü yetmeyenlerden, işyerini zor ayakta tutanlardan talep etmesinler.”
“GEÇEN YIL, GÜNDE 5 İŞÇİ İŞ CİNAYETLERİNİN KURBANI OLDU”
Geçtiğimiz yıl iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere de değinen Toprak, şöyle devam etti:
“Türkiye, 2022’de iş kazası cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısında Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke arasında 9’uncu oldu. Geçen yılın tamamında 1843 çalışan iş kazalarında yaşamını yitirirken, günde 5 işçi iş cinayetlerinin kurbanı oldu. Türkiye her 100 bin kişilik istihdamda yüzde 5,36 ölüm oranıyla ilk sırada bulunurken, sosyal güvencesiz çalıştırılan kadın, çocuk ve kayıt dışı göçmen işçi ölümlerindeki tablo dikkat çekiyor.
Amasra’da yaşanan maden faciası, İzmir’deki vinç yıkılması, Hendek’teki havai fişek faciası vb. iş cinayetlerinin böylesine yaygın can kayıplarına yol açmasının ardında; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetimlerinin yetersizliği, denetimlerde saptanan eksiklerin takip edilerek gereken yaptırımların uygulanmaması, taşeronlaşma, kaçak-kayıt dışı istihdam, işyerlerindeki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının iktidarın 2012’de yaptığı yasa değişikliğiyle dışarıdan para karşılığı hizmet veren özel şirketlere devredilmesinin yattığını, öngörmekteyim.”
Toprak’ın raporunda öne çıkan diğer satır başları şöyle:
İKTİDAR, ‘ORTA GELİRLİ’ AİLELERİ AYLIK 24 BİN 500 TL KREDİ TAKSİTİ ÖDEYECEK SANIYOR
Sözde orta gelirliye yönelik ‘Yeni Evim’ kampanyası, iktidarın ülke gerçeklerinden, toplumun gelir ve yaşam koşullarından, uygulanan yanlış politikalarla emlak ve konut piyasasında yaratılan olağanüstü tablodan habersiz olduğunu gösterdi. Kampanya sonrası konut fiyatları katlanarak artışa geçti.
Bu kampanyanın ‘orta gelir grubu’ aldatmacasıyla, üst gelir grubuna ucuz krediyle konut rantı sağlamak, elinde satamadığı konut stoku olan ya da artan maliyetlerle inşaatı yarım kalan müteahhitleri milyarlar aktararak kurtarıp, ihya etmek dışında bir amacı yok! İktidar, ülkede aylık 24 bin 500 TL kredi taksiti ödeyecek ‘orta gelirli’ aileler olduğunu sanıyor.
TÜİK VERİLERİ HEM AYLIK HEM DE YILLIK SANAYİ ÜRETİMİNİN GERİLEDİĞİNİ GÖSTERDİ
COVID-19 salgınında ekonomik kapanmayla doğal olarak gerileyen sanayi üretimi, normalleşme sonrası 29 aydan bu yana ilk kez yeniden düşüşe geçti. TÜİK’in açıkladığı veriler hem aylık hem de yıllık sanayi üretiminin gerilediğini gösterdi. Yeni ekonomi modeliyle ortaya atılan üretim, istihdam, ihracat artışı iddiasının aksine sanayinin ve üretim çarklarının bu modelden olumsuz etkilendiği açığa çıktı.
Ticaret Bakanlığı 2023 Yılı İlk Çeyrek Dış Ticaret Beklenti Anketindeki sonuçlara yansıyan endişe ve karamsarlık, bir anlamda sanayi üretiminin düşüşe geçmesiyle de teyit ediliyor. Sanayici ve ihracatçı, mevcut ekonomik model ve yürürlüğe konulan kararlarla üretim çarklarının daha da yavaşlayacağını, bunun ihracata yansımasının negatif olacağını öngörüyor.
KIRMIZI ET FİYATINDA YILLIK ARTIŞ YÜZDE 115’E ULAŞTI
Aylar öncesi uyardığım gibi sütten sonra ette de yüksek zamlara rağmen halkın beslenme ve temel gıdaya erişim sorunu en üst düzeye çıktı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin verilerine göre, yılbaşından bu yana kırmızı et fiyatındaki artış yüzde 30, sadece son bir haftadaki artış yüzde 18 oldu. Kırmızı et fiyatında yıllık artış yüzde 115’e ulaştı. İktidar 20 yıldır her seferinde yaptığı gibi kırmızı et ve canlı hayvan ithalatına hazırlanıyor.
Ülke tarım ve hayvancılığını çöküşe sürükleyen politikalar ve kararlarla çocuklarımız süt içemez, et yiyemez insanca beslenemez konuma getirildi. 20 yıldır yerli besiciyi sahipsiz bırakan, Güney Amerika’dan, Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanından canlı hayvan ve et ithalatına milyarlarca dolar kaynak akıtan iktidar, bir kez daha et ve canlı hayvan ithaline kapıları açarak fiyatları düşürmek iddiasıyla, yerli besiciyi ithalatla terbiye etmeye yöneliyor.
Yeni Soluk
Yorum Yap