Toprak: “Netanyahu’ya karşı kabaran tepkiler, 8 partiyi bir araya getirdi!”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “İsrail’de 12 yıllık Netanyahu dönemini sona erdirecek 8 partili koalisyon için anlaşmaya varıldı. İsrail vatandaşı Filistinli Müslüman Arapların partisi Ra’am’ın, Siyonistlerin, aşırı dinci Ortodoks Yahudilerin, Liberal ve Sosyal Demokratların bir araya geldiği koalisyon için güven oylaması 14 Haziran’da yapılacak. İktidar gücüyle muhaliflerine ağır baskılar uygulayan Netanyahu’ya karşı kabaran tepkiler, apayrı çizgideki 8 partiyi bir araya getirdi!” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada, “Bugüne kadar hemen hiçbir ülkede görülmedik şekilde protokole bağlanan 8 partili koalisyonda Siyonist, Filistinli Müslüman Arap, Ortodoks Yahudi, liberal, merkez sağ, sol sosyalist ve sosyal demokrat çizgilerde, olağan koşullarda bir araya gelmeleri olanaksız partiler ve liderleri birlikte hükümet kurma kararı aldı. Son erken seçimin ardından Likud Partisi lideri ve mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Netanyahu yasal süre içersinde 120 üyeli İsrail parlamentosu Knesset’te 61 oyla güvenoyu alabilecek bir koalisyon kurmayı başaramayınca Yesh Atid (Gelecek Var) Partisi Lideri Yair Lapid hükümeti kurmakla görevlendirildi. Radikal dinci Siyonist Parti lideri Naftali Benet ile Yair Lapid 2’şer yıl süreyle ‘dönüşümlü başbakanlık’ için anlaştı. Ortaya çıkan 8 partili koalisyonun Knesset’teki sandalye sayısı 62’yi buluyor. İsrail’de hemen tüm kesimleri ve çağdaş toplumun tüm renkleri ile taraflarını temsil ettiği için büyük heyecanla karşılanan koalisyon ‘Değişim Hükümeti’ olarak nitelendiriliyor” ifadelerini kullandı.

Toprak’ın yaptığı açıklama şöyle devam etti:

Görev süresinde hakkındaki yolsuzluk iddiaları, açılan çok sayıda davanın yanı sıra ailesi ve yakın çevresine sağladığı devlet imkânlarıyla da her gün hakkında farklı bir iddianın dile getirildiği Netanyahu, 12 yıllık başbakanlığı süresinde aktardığı kamu kaynaklarıyla medyayı da büyük ölçüde kontrolüne aldı ve kendi medyasını oluşturdu.

NETANYAHU’NUN HAPSE GİRMESİ GÜNDEMDE

Başbakanlığı kaybetmesi durumunda Netanyahu’nun devam eden davaların bazılarından hüküm giymesi, hapse girmesi de ciddi biçimde gündemde. Görevi bırakmamak için her yöntemi deneyen Netanyahu son olarak geçtiğimiz ay Kadir gecesi Mescid-i Aksa’da ibadet eden Müslüman Filistinlilerin üzerine polis ve askerleri göndererek başlattığı çatışmaları Gazze’ye saldırıya dönüştürdü. ‘İsrail’in bekası’ söylemiyle çatışmaları siyasi güç hesabı için kullanarak, koalisyon görüşmelerini başarısızlığa uğratmayı hedefleyen Netanyahu’nun planı başarıya ulaşamadı. Şimdi kurulan koalisyonu güvenoylamasına kadar dağıtabilmek için strateji izlemeye başladı.

Netanyahu ve oğlunun koalisyonda yer alan partilerden özellikle Siyonist parti ve ortodoks Yahudi bazı vekiller üzerinde baskı kurarak güvenoylamasını bozmaya, koalisyondaki vekil sayısını aşağı çekmeye çalıştığı belirtiliyor. Koalisyonu oluşturan partilerin liderleri Netanyahu’nun her yol ve yöntemi deneyebileceğini içeren açıklamalarla partili milletvekillerini bir arada tutmaya çalışıyor.

YÜKSELEN TALEPLER BU KOALİSYONU BİR ARAYA GETİRMİŞ GÖRÜNÜYOR

Çok farklı çizgilerdeki 8 partinin bir araya gelmesinin en temel nedeni Netanyahu’nun İsrail’de toplumsal barış ve huzuru sürekli gerilimler ve ayrıştırmalarla bozan söylemlerinin yarattığı toplumsal kin ve nefretin tehlikeli biçimde yükselmesi. Netanyahu karşıtlığı ve yolsuzluklarla yozlaşan devletin başından uzaklaştırılması yönünde yükselen talepler bu koalisyonu bir araya getirmiş görünüyor.

Özellikle son erken seçim sonuçları belli olduktan sonra parlamentoda oluşan sandalye dağılımında İsrailli Filistinli Müslüman Arapların partisi Ra’am’ın kilit konuma geldiğini, koalisyon müzakerelerinde belirleyici olabileceğini daha önce ifade etmiştim. Kendisini İsrail vatandaşı Arap ve Müslüman olarak tanımlayan Ra’am lideri Mansur Abbas 8 partili koalisyonun kurulması müzakerelerinde pozitif anlamda ciddi rol üstlendi ve İsrail tarihinde ilk kez Müslüman Araplara iktidar ortağı olma yolunu açtı.

YAHUDİ-MÜSLÜMAN GERİLİMİNİN AZALMASI İÇİN BİR FIRSAT

Bu tablonun aynı zamanda İsrail’de Yahudi-Müslüman geriliminin azalması, toplumsal barış ve birlikte yaşama arzusunun yaygınlaşması açısından da önemli bir fırsat olduğu kanısındayım.

Koalisyonda en uç iki parti ve liderleri Filistinlilerin Birleşik Arap Listesi’nin (Ra’am) lideri Mansur Abbas ve Siyonist parti Yamina’nın lideri Naftali Bennett. Abbas Filistin’in Bağımsızlığı’ndan yana tavır koyarken Siyonist Naftali Bennett bağımsız bir Filistin devletine karşı ve işgal altındaki Batı Şeria’nın büyük bir kısmının ilhak edilerek İsrail’e katılmasını savunuyor.

Eğer hükümet dört yıl boyunca dağılmadan görevini sürdürebilirse Naftali Bennett 2023’e kadar Başbakanlığı üstlenecek. 2023-25 arasında da eski bir televizyon sunucusu ve gazeteci olan, daha önce Netanyahu hükümetinde Maliye Bakanlığı görevi yürüten Yair Lapid Başbakanlık görevini devralacak.

NETANYAHU KOALİSYONU SEÇMENLE KARŞI KARŞIYA GETİRMEYE ÇABALIYOR.

Koalisyonun güvenoyu almasına kadar görevini sürdürecek olan Başbakan Netanyahu özellikle radikal dinci, Siyonist ve sağcı seçmenlere seslenerek sokağa dökülmeye koalisyona karşı çıkmaya çağıran açıklamalar yaparak, koalisyonu parçalamaya, seçmen tabanıyla karşı karşıya getirmeye çabalıyor.

İsrail’de kritik tarih 14 Haziran. Koalisyon bu tarihe kadar bir arada durmaya ve güvenoyu alarak iktidarı Netanyahu’dan devralmaya, Netanyahu ise bu sürede koalisyonu dağıtabilmek, bazı sağcı-radikal Yahudi-siyonist vekilleri koalisyondan ve partilerinden kopartmaya odaklanacak.

Ülkemizdeki güncel durumla İsrail’deki mevcut süreç arasında gözlenen büyük benzerlikler de dikkate alındığında, İsrail’deki siyasi tablo, Netanyahu iktidarının hesap verme ve yargılanma kaygısıyla gitmemek için kitleleri karşı karşıya getirmek, çatıştırmak, karşı tarafı hain ilan etmek, devlet kaynaklarını yandaşları için seferber etmek de dahil her yolu mubah görmesi, kontrolündeki medyayı devreye sokmasının sonuçlarının ne olacağı, hangi noktaya varacağı, kanımca yakından izlenmesi gereken bir siyaset laboratuvarı niteliğindedir.