Meteoroloji’den Kritik Uyarı: Birçok Bölge İçin Yağış ve Çığ Tehlikesi!
Toprak: “Merkez Bankası üzerinde var olduğu bilinen ağır siyasi baskı somutlaştı!”
CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Merkez Bankası’nın faiz politikasında Çekirdek Enflasyonu esas alacağını açıklaması, küresel piyasalarda ABD ve AB Merkez Bankalarının açıkladığı sıkılaştırma politikalarının tam aksine, faiz indirimi için manevra alanı açma, parasal genişlemeye geçişin ve erken seçimin net habercisidir. MB’nin güvenilirliğinin bir kez daha sorgulanmasına yol açan bu adımla, MB üzerinde var olduğu bilinen ağır siyasi baskı iyice somutlaştı” dedi.
Toprak yaptığı açıklamada, “MB Başkanı bundan böyle faiz politikasının belirlenmesinde manşet enflasyona (TÜFE) değil, Çekirdek Enflasyona odaklanacaklarını ilan etti” ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak’ın yaptığı açıklamanın satırbaşları şöyle:
“KAVCIOĞLU ÇEKİRDEK ENFLASYONA ODAKLANACAKLARINI İLAN ETTİ”
Merkez Bankası (MB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu göreve gelmesinden bu yana enflasyon raporları ve Para Politikası Kurulu (PPK) tutanaklarında, faiz politikasına yönelik olarak sürekli şekilde yinelenen değerlendirmeler, güven sağlamak için piyasalara verilen taahhüt ve mesajların tam tersi bir politikaya geçişin işaretini, geçen hafta verdi. MB Başkanı bundan böyle faiz politikasının belirlenmesinde manşet enflasyona (TÜFE) değil, Çekirdek Enflasyona odaklanacaklarını ilan etti. Oysa göreve gelmesinden bu yana yaptığı açıklamalarda tam aksine; ‘yüzde 5 oranındaki orta vadeli enflasyon hedefini tutturana kadar, politika faizinin gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde olacağını piyasalara taahhüt ettiklerini’ ifade etmişti.
FAİZ İNDİRİMİ ADIMINA GEREKÇE
Geçtiğimiz hafta bir anda bu politikadan 180 derecelik dönüş işareti vererek manşet enflasyona değil de çekirdek enflasyona odaklanmayı gündeme getiren MB Başkanının son açıklamaları, ağır siyasi baskı altında olduğunu, her an görevden azledilme ihtimaline karşı, kendisine Cumhurbaşkanının tepkisini hafifletecek bir hareket alanı açma çabasına yöneldiğini göstermektedir. MB Başkanının savunduğunun aksine, dünya merkez bankaları, özellikle gelişmiş ekonomilerdeki merkez bankalarının politika faizinde çekirdek enflasyonu baz almaları gibi bir uygulama söz konusu değildir. Bir anda çekirdek enflasyonla politika faizinin ilişkilendirilmesi, tamamıyla günü kurtarma ve konjonktüre bağlı olarak atılacak faiz indirimi adımına gerekçe yaratma amaçlıdır.
‘NEGATİF GETİRİ VE TL’DEN ÇIKMA’
TÜİK’in ağustos ayı rakamlarıyla yüzde 19,25’e yükselen TÜFE (manşet enflasyon), MB’nin yüzde 19 oranındaki politika faizinin üstüne çıkmış durumdadır. Buna paralel olarak, iç ve dış piyasalarda oluşan yaygın beklenti, MB’nin aylardır piyasalara verdiği mesajlar doğrultusunda, politika faizini enflasyonun üzerine çıkartacak bir adım atması ya da en iyimser yaklaşımla, bu ayki PPK’da da yüzde 19’da sabit tutmaya devam etmesidir. Kaldı ki bu bile TL tasarruf sahipleri açısından ‘negatif getiri ve TL’den çıkma’ nedenidir.
200-250 BAZ PUANLIK BİR FAİZ İNDİRİMİNE GİTMENİN YOLUNU ARAMAKTADIR.
MB Başkanının politika faizini çekirdek enflasyonla ilişkilendirme kararının perde arkasında yatan gerekçe ise ağustos ayında çekirdek enflasyonun yüzde 16,67 olarak açıklanmasıdır. MB yönetimi, iktidarın baskısını bertaraf edebilmek için ağustos ayında politika faizinin 2,33 puan altında gerçekleşen çekirdek enflasyonu gündeme getirerek, TÜFE’ye göre faiz artışı yapmak yerine çekirdek enflasyon politika faizi düzeyine (%19) gelene kadar zaman kazanma, ya da 2,33 puanlık farkı gözeterek en az bu düzeyde, 200-250 baz puanlık bir faiz indirimine gitmenin yolunu aramaktadır.
TÜİK’in enflasyon hesaplamalarında ‘özel kapsamlı TÜFE’ kategorisinde ‘C’ olarak tanımlanan çekirdek enflasyon, ‘enerji, akaryakıt, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler, tütün mamulleri ve altında’ gerçekleşen fiyat artışlarından arındırılmış enflasyonu tanımlamaktadır. Temmuz ayında yüzde 18,95 olan manşet enflasyon ağustosta yüzde 19,25’e yükselirken, temmuzda yüzde 17,22 olan C göstergesi (çekirdek enflasyon) ise yüzde 16,76’ya gerilemiş görünmektedir.
GERÇEĞİ VE DOĞRUSU DA BUDUR
MB Başkanı ve yönetimi aylardır gündeme dahi almadıkları çekirdek enflasyondaki bu durumu bir fırsat görerek, manevra yapmaya faizi artırmamak veya indirmek için bahane üretmeye yönelmektedir.
Gerçek ekonomide, fiyat artışları, maliyetler, kiralar, akaryakıttan elektriğe, doğalgaza, maaş artışlarına varana kadar hükümetin yaptığı tüm zamlarda, TÜFE esas alınmaktadır. Vatandaşın gelirindeki erime TÜFE üzerinden hesaplanmaktadır. Gerçeği ve doğrusu da budur.
ENFLASYONDAKİ YÜKSELİŞ DAHA DA HIZLANACAKTIR
Vatandaş markete, pazara, akaryakıt bayisine gittiğinde, elektrik faturasına zam geldiğinde ‘çekirdek enflasyonda akaryakıt, benzin, gıda yok ben bu zammı ödemiyorum’ deme imkânına sahip midir? O halde MB’nin vereceği faiz de çekirdek enflasyona göre değil, resmi manşet enflasyona (TÜFE) göre belirlenmelidir.
Aksi durumda TL’deki gerçek kaybı telafi edici bir faiz verilmediği takdirde TL’den kaçış, dövize talep ve enflasyondaki yükseliş daha da hızlanacaktır.
TÜİK RAKAMLARININ TARTIŞMALI OLDUĞUNU KABUL ETMİŞTİ
MB Başkanı’nın çekirdek enflasyonu esas alma açıklamasından sonra, faizlerde bir artış olmayacağı hatta belki de faiz indirimine gidileceği beklentisiyle döviz talebi arttı ve dolar kuru 20 kuruş birden yükselerek 8,28’den 8,48 TL’ye çıktı.
Daha da önemlisi, TÜİK’in yüzde 19,25’lik resmi rakamının da gerçek enflasyonu yansıtmadığı, hissedilen-yaşanan enflasyonun yüzde 30’un üzerinde olduğunun genel kabul görmesidir. MB Başkanı Kavcıoğlu da daha önce düzenlediği basın toplantısında fiyat artışlarındaki gerçek düzeyin yüzde 30 olduğunu dile getirerek TÜİK rakamlarının tartışmalı olduğunu kabul etmişti.
- Kaldı ki TÜFE’nin yüzde 19’u aştığı bir ekonomik ortamda, MB’nin çekirdek enflasyona endeksli şekilde erken bir faiz indirimi kararı alması, açıklanan yeni Orta Vadeli Plan’da (OVP) yılsonu için yüzde 16,2 olarak hedeflenen enflasyonu da geçersiz ve anlamsız hale getirecek, hızlı bir enflasyon yükselişini tetikleyecektir.
MB’nin bu politika değişikliğinin küresel düzeyde de bir karşılığı ve inandırıcılığı yoktur.
Küresel düzeydeki son gelişmelere bakıldığında, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell, önceki hafta tahvil alımlarında azaltmaya gideceklerini, COVID19 nedeniyle uyguladıkları parasal genişleme politikasından aşamalı şekilde parasal sıkılaştırmaya geçeceklerini açıkladı. Diğer deyişle faiz artışı sinyali verdi.
Benzer yönde bir açıklama da Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’tan geldi. ECB’nin tahvil alımları yoluyla piyasalara nakit Euro enjeksiyonunda 2022’den itibaren azaltmaya gitmeyi planladığı duyuruldu.
CUMHURBAŞKANINA İZAH EDEREK, İKNA ETMELİDİR
Küresel piyasalar ve merkez bankaları buna göre önlem alarak politika belirlemeye başlarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baskısıyla MB’nin faiz indirimine gidip, parasal genişleme politikasına geçmesi, TL’yi daha değersiz hale getireceği gibi, ülke risk primini, döviz kurlarını ve enflasyonu da tamamıyla kontrolsüz şekilde yükselişe geçirecektir. MB Başkanı gerekirse makamını ve koltuğunu kaybetme pahasına, MB’nin kurumsal bağımsızlığını savunmalı, zamansız ve erken bir faiz indiriminin yanlışlığını, yaratacağı ağır ekonomik hasarın boyutlarını Cumhurbaşkanına izah ederek, ikna etmelidir.
Yeni Soluk
Yorum Yap