Toprak: “İktidar çaresizlik içinde seçim barajıyla oynuyor”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Nakarat gibi ‘Hukuk, Yargı Reformu ve Yeni Anayasa’dan’ söz eden bir siyasi zihniyet, artık söylemlerinin inandırıcılığının ve karşılığının olmadığını görünce çaresizlik içinde seçim barajı aritmetiğine sığınıyor. 2009, 2015 ve 2019’da açıkladıkları Yargı Reformu Strateji Belgelerini, 2007, 2010, 2017 anayasa referandumlarını, demokratikleşme vaat edip otokratlaşmayı tercih ettikleri için yine sivil anayasa aldatmacasına sarılıyorlar” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, yaptığı açıklamada, “AK Parti’nin ilk kuruluş bildirgesinde ve seçim beyannamesinde önemli vaatlerinden birisi kamudaki taşıt ve bina saltanatına, lüks ve şatafata son vermekti. İcraatları tam aksi yönde oldu” dedi.

Toprak, “İnşaat ve rant tutkusuyla birbirinden lüks devasa kamu binaları inşa edildi. Olağanüstü bedellerle kamu kurumlarına dolara endeksli kontratlarla lüks binalar kiralandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından geçen hafta açılışı yapılan yeni Yargıtay binası da iktidarın adaletten önce inşaat, lüks ve şatafat anlayışının son eseri oldu. Büyük ve görkemli binalar yaparak, adliyelerin yerine ‘Adalet Sarayları’ inşa ederek kendi zihniyetlerince ülkede hukuk ve adalet varmış algısı yaratmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın açıklamasına öne çıkan başlıklar şöyle:

KENDİSİ BİLE VAATLERİNİ UNUTMUŞ GÖRÜNÜYOR

Adli yılın ve Yargıtay binasının açılışında yeniden Hukuk ve Yargı Reformu ihtiyacından söz eden CB Erdoğan, 19 yıldan bu yana artık bu kavramın içini boşalttı. 2009, 2015 ve sonuncusu 2019 olmak üzere 19 yılda üç kez iddialı Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklayan iktidarın kendisi bile bu reform vaatlerini unutmuş görünüyor.

Aynı şekilde iktidarın değişmeyen ve artık hiçbir inandırıcılığı olmayan vaatlerinden birisi de yeni bir sivil anayasa söylemi. 2007’de, 2010’da ve son olarak 2017’de anayasa değişikliği yaparak referanduma götüren AK Parti iktidarı yine yeni sivil bir anayasadan söz ediyor.

2007’de Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kabul edilirken, 2010 değişikliğinde yargı tümüyle yeniden yapılandırıldı.

Bu değişikliklerin faturasını Türkiye, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve öncesinde özel yetkili mahkemeler, özel yetkili savcılar eliyle yürütülen kumpas davalarıyla, ödemek durumunda kaldı. Bu değişikliklerle 12 Eylül darbesini yapan generallere yargı yolu açıldı. 2017 anayasa referandumunda yine yargı kurumları, yüksek yargı organları sil baştan düzenlenirken, yeni yönetim sistemine geçildi.

KAPALI KAPILAR ARDINDA OTURUP ANAYASA YAZIYORLAR

Bunların hepsi kendilerinin değiştirdiği ‘sivil anayasa’ değişiklikleri idi. Şimdi kapalı kapılar ardında oturup anayasa yazıyorlar ve önümüzdeki aylarda gündeme getireceklerini söylüyorlar.

Ülkenin yüzde 50’sini temsil eden muhalefeti yok sayarak anayasa yazıp, herkesin itirazsız kabul etmesini istiyorlar.

12 Eylül darbesinin mahsulü yüzde 10 seçim barajını 19 yıl boyunca sahiplendi. Kuruluş beyannamesinde barajı düşürmeyi ve kaldırmayı vaat ettiği halde iktidara gelince barajın düşürülmesi veya kaldırılması yönündeki değişiklik önerilerinin tamamını reddetti.

Şimdi toplumsal, siyasal ve oy destekleri dibe vurunca seçim barajı değişikliğini hatırladılar. TBMM’yi ve millet iradesini de yok sayarak yüzde 7 seçim barajını kendi aralarında tescillediler!

Neden yüzde 7? Yüzde 5 ya da gelişmiş demokrasilerde en yaygın şekilde uygulanan yüzde 3 veya SIFIR değil? Kendi akıllarınca seçim mühendisliği yapıyorlar. Çaresizlik ve tükenmişlik içinde baraj indirimlerine sığınırken, bunu da ‘demokrasi ve temsilde adalet’ ambalajıyla pazarlamaya çalışıyorlar.

SON ÇIRPINIŞLA SEÇİM YASASI DEĞİŞİKLİĞİNE SARILIYORLAR

O zaman 19 yıldır üç kez anayasa değiştirirken, yüzlerce maddelik torba yasaları bir gecede çıkartırken niye hiç seçim barajını düşürmek aklınıza gelmedi. Gelen önerileri niye reddettiniz?

Bugüne kadar Türkiye siyasetinde hemen her seçimde, seçim yasalarıyla, seçim sistemiyle en çok oynayan, en çok değişiklik yapan Turgut Özal ve partisi ANAP idi. Geçmiş dönemde de Demokrat Parti. Ancak yaptıkları değişiklikler yine de iktidardaki ömürlerini uzatmaya yetmedi. Eninde sonunda gittiler. En somut siyasi gerçek, siyasi iktidarlar gidici olduklarını görünce, son çırpınışla seçim yasası değişikliğine sarılıyor.

Şimdi de aynı senaryo, iktidar ittifakı tarafından sahneleniyor.

Tıpkı her önüne gelene terörist dedikleri ve terör sözcüğünü bile ucuzlatıp içini boşalttıkları gibi, artık ‘Hukuk ve Yargı Reformu’, ‘Yeni Sivil Anayasa’, Adil Seçim söylemleri de ciddiye alınmıyor.

Rize’deki açılışta kurdele kesmeyi oyun sanan ve makası erken vuran 3 yaşındaki çocuğa bile kızıp, kafasına vuran Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın sergilediği kaybedenlerin ruh hali, canlı yayında 83 milyonun tanıklığında, gizlenemez hale geliyor!