Toprak: "Hukukla değiştiremeyince yönetmelikle değiştiriyorlar…"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “İktidarın çevre katliamı, rant ve talan zihniyetinin son örneği zeytinliklerin yok edilmesine, asırlık zeytin ağaçlarının kesilerek maden sahalarına ve linyit işletmelerine dönüştürülmesine olanak sağlayan yönetmelik değişikliğidir. Zeytin Yasası’nı değiştirmek için defalarca girişimde bulunan AK Parti iktidarları, her seferinde ya başarısız oldu ya da yargı engeline takıldı. Şimdi anayasaya ve hukuka aykırı şekilde yasayı yönetmelikle değiştirme yoluna gidiyorlar!” dedi.

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “İktidara geldiği 2002’den bu yana 20 yılda 9 kez 1939 tarihli Zeytincilik Yasası’nı değiştirmeye çalışan ancak meclisten geçiremeyen ya da çıkarttığı düzenlemeler yargıdan dönen iktidar, bu defa hukuku ve anayasayı da ayaklar altına alarak yasayı yönetmelikle değiştirme hilesine başvurdu. Zeytin sahalarını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın insafına terk ederek madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören yönetmelik Resmî gazetede 1 Mart’ta yayınlandı. “Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile zeytinlik alanlarda madencilik ruhsatı verilecek şahıs ve şirketlere zeytin ağaçlarını kesme, sökme, başka alanlara taşıma olanağı verilirken, madencilik faaliyeti sona erdikten sonra söz konusu alanın şirket ya da şahıs tarafından rehabilite edilmesini öngörüyor” ifadelerini kullandı.

Toprak yaptığı açıklamad şunlara değindi:

ZEYTİNLİK ALANLARINA MADENCİLİK RUHSATI VERİLECEK

Tarımsal bir faaliyet olan zeytincilik, zeytin ağaçları, zeytinlikler Tarım ve Orman Bakanlığı yerine Enerji Bakanlığının insafına ve yetkisine terk edilirken, Tarım Bakanlığı sadece onay ve tasdikle görevlendiriliyor.

26 Ocak 1939’da yürürlüğe giren 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, 83 yıl önce bu ülkede çevre, yeşil, doğayı koruma duyarlığının hangi seviyede olduğunu ortaya koyuyor. İktidara geldiklerinden bu yana yeşili, doğayı, su kaynaklarını, gölleri, otlakları, meraları, tarım alanlarını, sahilleri, deniz kıyılarını ranta dönüştürmek, betonlaştırmak, yandaşlara servet aktarmak dışında bir amacı olmayan iktidarın doğa katliamı hedefine varmak için göz diktiği son kale bu ülkenin zeytinlikleri, asırlık zeytin ağaçları!

Yasanın maddeleri, hükümleri, yönetmelikle değiştirilmek isteniyor. Sadece bu bile iktidarın acelesini, rant hırsını ve hukuk-yasa tanımazlığını apaçık sergiliyor. Yasanın yönetmelikle değiştirilmeye çalışılan 20’nci maddesinde zeytinlik alanlarda ve bu alanlara en az üç kilometre mesafede bulunan yerlerde zeytinyağı fabrikası haricinde tesis kurulamayacağı hüküm altına alınıyor.

ERDOĞAN, SÖZDE YEŞİL EKONOMİ, YEŞİL ENERJİ SÖZÜ VERDİ

Zeytinliklerdeki ağaçların taşınması, taşınamıyorsa kesilmesini öngören bu düzenleme, 3 kilometre yakınına bile zeytinyağı fabrikası dışında tesis kurulması yasak olan bu zeytinlikleri, maden işletmelerine, dozerlere, termik santral inşaatlarına açıyor. Biden’dan randevu almak için Paris İklim Anlaşması’nı alelacele onaylayan Erdoğan, sözde yeşil ekonomi, yeşil enerji sözü verdi. 

AB, fosil yakıtlı enerji santrallarını kapatırken, nükleer enerjiyi 2030’a kadar sonlandırma kararı alırken, çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden termik santrallar kurmak için zeytinlikleri linyit madenine çevirmeye çabalayan iktidarın yasayı delme girişimi samimiyetsizlik, doğa ve çevre konusunda sergilenen iki yüzlülüktür.

SANTRALLAR KAMU YARARI DİYE SAVUNULUYOR

İktidar, fahiş elektrik zamlarıyla kamuoyunun tepkisini çeken elektrik faturalarına, enerjide dışa bağımlılık gerekçesine sığınıyor. Zeytinlikler yok edilerek çıkarılacak linyitle elektrik üretecek termik santrallar kamu yararı diye savunuluyor.

Fiyatları uçuşa geçen, halkın temel gıdalarından zeytin ve zeytinyağının kamu yararı açısından hayati önemi bir kenara itilerek, linyit kömürü ve termik santral kamu yararı adına hayati olarak nitelendiriliyor.

ZEYTİN FİDANI 5 YIL SONRA ÜRÜN VERMEYE BAŞLIYOR

Tapulu zeytinlikleri Bakanlığın onayıyla madencilere müteahhitlere açarak, daha sonra işi bitince bu araziyi eski sahibine rehabilite ederek iade edeceğini vaat eden bu düzenleme akıl dışıdır. Yeni dikilen bir zeytin fidanı 5 yıl sonra ürün vermeye başlıyor. Bu düzenleme ile yıllardır ürün alınan zeytinlikler kesilip, zeytin üreticisi mağdur edilirken, belki de ömrünün yetmeyeceği madencilik işletmesi bitiminde arazisine zeytin dikilerek iade edileceği vaat ediliyor.

RANT HIRSINA YARGI “DUR” DİYECEKTİR!

İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çevreye duyarlı örgütler, sivil toplum kuruluşları ve TBMM’deki bazı partiler yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali için idari yargıya başvurularda bulundular, dava açtılar. İktidarın hukuku, yasayı yok sayarak attığı bu adım; tüm dünyada barışın, dostluk ve sevginin simgesi zeytin dalının zaferiyle sonuçlanacak, rant hırsına yargı “dur” diyecektir!

İSTANBUL, GÖKDELENLERİYLE AVRUPA’DA İLK DÜNYADA 14’ÜNCÜ SIRADA

AK Parti iktidarında İstanbul, dikey yapılaşma ve gökdelenleriyle Avrupa’da ilk dünyada 14’üncü sıraya yükseldi. Yüksek Binalar ve Kentsel Habitat Konseyi’nin (CBTUH) Şubat 2022 Raporu, İstanbul’un çarpık kentleşme ve gökdelenlerle kentin doğal ve tarihsel dokusunun bozulduğunu ortaya çıkardı!

Yüksek Binalar ve Kentsel Habitat Konseyi’nin (CBTUH) Şubat 2022 raporunda; önce Büyükşehir Belediye Başkanı ardından da 20 yıldır tek başına iktidar olan CB Erdoğan’ın, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’deki kentsel yapılaşmaya ve bu yapılaşmanın çarpıklığına en büyük katkıyı verdiği, somutlaştı. İstanbul’da yeşili, doğayı, deprem toplanma alanlarını bile yapılaşmaya, rezidans, AVM inşaatlarına ve ranta açan iktidar, çarpık kentleşme ve kentsel siluetin bozulmasına zemin hazırlayarak gökdelen sayısı bakımından Türkiye’yi Avrupa birincisi yaptı. Sıralamaya göre 150 metreden yüksek binalar açısından Avrupa’da gökdelen sayısının en fazla olduğu ülke Türkiye. 

Erdoğan daha önce İstanbul’a ihanet ettiklerini, mezarlıklar dışında yeşil alan bırakmadıklarını itiraf ederek dikey yapılaşmadan yatay yapılaşmaya geçileceğini söylemişti. Ancak rant ve beton hırsı bu sözün tutulmasına engel oldu ve başta Merkez Bankası inşaatı olmak üzere İstanbul’un bağrına devasa beton gökdelenler dikilmeye son hızla devam edildi.

MERKEZ BANKASI BİNASI 352 METRE İLE AVRUPA’DAKİ EN YÜKSEK GÖKDELEN OLACAK. 

Uluslararası kriterlere göre 150 metre ve üstünde yükseklikteki binalar ‘gökdelen’ olarak nitelendiriliyor. Avrupa’da ilk sıraya yerleşen Türkiye’de bu tanıma uyan 67 gökdelen bulunuyor. İkinci sıradaki Rusya’da 51, üçüncü İngiltere’de 33 gökdelen var. Dünyada Çin 2 bin 708 gökdelenle birinci. İkinci sıradaki ABD’de 848 gökdelen bulunurken, Türkiye 67 gökdelenle 14’üncü sırada yer alıyor. İstanbul’da inşaatı devam eden ve ihalesiz olarak iktidara yakın Limak İnşaata verilen Merkez Bankası binası tamamlandığında 352 metre ile Avrupa’daki en yüksek gökdelen olacak. 

Avrupa’nın önde gelen tarihi kentlerini geride bırakarak gökdelen sayısında birinci olan İstanbul’un sıralamadaki yeri iktidarın betonlaşma ve rant politikalarının dünya kültür mirası İstanbul’a verilen hasarı, kentin tarihsel dokusuna, doğasına yönelik yıkımı net biçimde gösteriyor!