Toprak: “Erdoğan seçime 11 ay kala konut projeleriyle halkı kandırmaya çalışıyor!”

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan seçime 11 ay kala açıklayacağı 81 ilde sosyal konut projeleriyle halkın gözünü boyamaya, iktidar müteahhitlerinden artan 3-5 milyarla en erken 2-3 yıl sonra kurayla teslim edilebilecek evlerle kandırmaya çalışıyor!” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Merkez Bankası’nın (MB) açıkladığı Konut Fiyat Endeksi (KFE) artışı Mayıs 2022 itibarıyla yüzde 150’ye dayandı. Bu oran Antalya’da yüzde 180, İstanbul’da yüzde 165! İktidarın ekonomi modeli, kur ve faiz politikalarıyla üç haneli artan konut fiyatları ve kiralar karşısında yaklaşan kış aylarında binlerce insan ağır barınma ve evsizlik sorunuyla karşı karşıya kalacak!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunlara değindi: 

ÜLKE GENELİ ORTALAMA KONUT FİYATININ 2 MİLYON TL’Yİ AŞTIĞINI GÖRECEĞİZ

MB’nin iki ay geriden açıkladığı Konut Fiyat Endeksi (KFE) artışı mayısta aylık yüzde 12,4, yıllık yüzde 145,5 oldu. Maaşlı, ücretli çalışanların, emeklilerin, dar ve sabit gelirlilerin ev sahibi olması tamamıyla olanaksız hale gelirken orta ve üst gelir grupları için de konut satın almak çok zorlaştı. Kira artışlarını bir yıl süreyle yüzde 25 ile sınırlayarak soruna çözüm üretmeye çalışan iktidarın çaresizliği, vatandaşı yaklaşan kış mevsiminde sokakta yatmaya mecbur kalma noktasına getirdi.  MB verilerine göre mayıs ayında ülke genelinde 100 metrekarelik bir konutu ortalama fiyatı 1 milyon 195 bin TL. Ülke ortalamasını gösteren bu rakam MB verisiyle İstanbul’da 1 milyon 962 bin, İzmir’de 1 milyon 380 bin TL’ye çıkıyor. Sıfır ilk el konutlardaki rakamlar ise erişilmez. Söz konusu rakamların iki ay öncesine, mayıs ayına ait olduğunu dikkate alırsak, temmuz KFE verisi açıklandığında ülke geneli ortalama konut fiyatının 2 milyon TL’yi aştığını göreceğiz. 

VATANDAŞIN 1-2 MİLYONU YOKSA HAZİNE ARAZİSİNE HANGİ PARAYLA EV YAPACAK?

TÜİK’in resmi enflasyonu yıllık yüzde 78 olmasına karşılık konut fiyatlarındaki ortalama artışın yüzde 145,5 ile resmi enflasyonun iki katı düzeyinde olması, Antalya, İstanbul gibi bazı illerde yüzde 180-165’le iki katın da üzerine çıkması, barınma sorununun yakıcı hale geldiğini gösteriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, CB Erdoğan’ın gelecek ay 81 ilde sosyal konut projelerini başlatacağını, ayrıca hazine arazilerinin kendi evlerini yapmaları için 10 yıl elden çıkartmama koşuluyla ihaleyle ve ucuz fiyattan vatandaşa satılacağını açıkladı. TÜİK’in açıkladığı haziran ayı inşaat maliyet endeksi fiyat artışının yüzde 145,83 olduğu bir ortamda, vatandaş eğer birikmiş 1-2 milyonu yoksa hazine arazisine hangi parayla ev yapacak?

İktidar 20 yıldan bu yana ülke kaynaklarını rant uğruna toprağa gömdüğü için şimdi vatandaşa ‘sen de müteahhit ol, kendi evini kendin yap’ diyor. TOKİ’yi, Emlak Konut’u müteahhitlerle ortak edip milyarlarca liralık bütçe kaynağıyla lüks rezidanslar, AVM’ler, özel güvenlikli siteler yaptırarak müteahhitleri zengin eden iktidar 20 yıldır dar gelirli halkın barınma sorunu için parmağını bile kıpırdatmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçime 11 ay kala açıklayacağı 81 ilde sosyal konut projeleriyle halkın gözünü boyamaya, iktidar müteahhitlerinden artan 3-5 milyarla en erken 2-3 yıl sonra kurayla teslim edilebilecek evlerle kandırmaya çalışıyor!

MB, ÜÇ AY SONRASINI BİLE ÖNGÖREMİYOR

Merkez Bankası’nın 2022 yılı üçüncü enflasyon raporunda açıklanan hedefler ve beklentiler, ekonomi yönetimindeki gayri ciddiliğin resmi belgesi niteliğinde. Yılbaşından bu yana açıklanan her üç enflasyon raporunda yılsonu enflasyon hedefini 20’şer puan artıran MB, üç ay sonrasını bile öngöremediğini, ortada doğru düzgün bir ekonomik politika ve program olmadığını, her şeyin günü birlik, el yordamıyla yürütüldüğünü itiraf etti.

HEDEF VE ÖNGÖRÜLER DE ÜÇ AY GEÇMEDEN GEÇERSİZ HALE GELİYOR

İlki ocak, ikincisi nisan ayında açıklanan enflasyon raporlarının Temmuz 2022 itibarıyla paylaşılan üçüncüsünde de yine başta enflasyon olmak üzere pek çok hedef ve göstergede radikal değişikliklere gidildi. Geçen yıl ilan edilen Orta Vadeli Program’da (OVP) 2022 yılı enflasyonu yüzde 9,8 olarak öngörülmüştü. Bu doğrultuda enflasyon 2023'te yüzde 8 ve 2024'te yüzde 7,6 olacaktı. Ortalama dolar/TL kuru da geçen yıl ekim ayında açıklanan OVP’de 2022'de 9,27 TL, 2023'te 9,77 TL, 2024'te 10,27 TL olarak yer aldı. Her üç ayda bir kamuoyuna açıklanan Enflasyon Raporu’ndaki hedef ve öngörüler de üç ay geçmeden geçersiz hale geliyor. Geçen hafta MB Başkanının düzenlediği basın toplantısıyla duyurduğu 2022 Üçüncü Enflasyon Raporu’nda ise yılsonu enflasyon hedefi yine yaklaşık 20 puan daha artırıldı ve yüzde 60,4 olarak açıklandı. Oysa rapor açıklanmadan daha birkaç gün önce CB Erdoğan enflasyondaki artışın yavaşladığını, bir süre sonra düşüşün başlayacağını öne sürerken Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de yılsonunda ‘enflasyonun düştüğünün görüleceğini’ söylüyordu. MB ise tam aksine her üç ayda bir enflasyon hedefini ve beklentisini 20’şer puan artırıyor. Aynı şekilde ortalama dolar kuru hedefleri de yüzde 100 sapmaya uğradı ve 2022 için 9,27 TL olarak ilan edilen dolar/TL 18 TL’ye dayandı. Üç ay sonrasını öngöremeyen bir ekonomi kadrosunun yönetimindeki ekonomiye kim güvenecek, kim inanacak? İş insanları, yerli-yabancı yatırımcılar, vatandaş neye göre harcamasını, yatırımını, şirket bütçesini, aile bütçesini planlayacak? MB Başkanı tüm faizlerin yüzde 14’te sabitledikleri politika faizine yakınlaşması için adımlar atmaya devam edeceklerini, liralaşma stratejisinin de iyi gittiğini söylemesine karşılık tam aksine ihtiyaç kredisi ve ticari kredi faizleri yüzde 30’un üzerine çıkarak artmaya devam ediyor. 

MAKASIN İYİCE AÇILDIĞINI GÖRMEZLİKTEN GELİYORLAR.

MB’nin 2022 yılı üçüncü enflasyon raporu; ekonominin her alanında açık bir öngörüsüzlüğün, hedeflerde sapmaların da ötesinde belirsizlik ve bilinmezliğin belgesi niteliğinde.          Liralaşma stratejisinde Kur Korumalı Mevduat (KKM) icadıyla TL tasarruflarını dövize endeksleyerek TL’yi daha da değersizleştirdiklerinden bihaberler. İhracatçıya, şirketlere getirdikleri dövize el koyma, TL ile anlaşma yapma, dövizini bozdurmayana ticari kredi yasağı vb. sermaye kontrolü kararlarıyla her alanda tabloyu daha da kötüleştirdiklerini, dış ticaret açığında makasın iyice açıldığını görmezlikten geliyorlar.