Toprak: BDDK kararını önceden öğrenenler 17,55’ten döviz satıp düşünce yeniden aldılar!

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “İktidar, dövizi dizginleyebilmek için sermaye kontrollerini sertleştirerek, şirketleri ve ihracatçıları döviz satmaya zorlayacak yeni bir kararı devreye soktu. 15 milyon TL üzerinde döviz varlığı bulunan şirketlerin TL ticari kredi kullanmasına yasak getiren BDDK, içeride döviz varlıklarını bozdurma baskısını artırdı!” dedi.  

‘SINIRI AŞMAMA TAAHHÜDÜ’

CHP İstanbul Milletvekili Toprak, “BDDK tarafından alınan yeni bir kararla, sermaye kontrolü yönünde bir adım daha atılarak, şirketlere sahip oldukları döviz varlıkları üzerinden getirilen limitlerle, TL ticari kredi kullanma yasağı devreye sokuldu. Ekonomide ani duruş ve çarkların durması riskini artıran bu yeni adım, şirketleri tümüyle önlerini göremez konuma getirirken, ihracatta sert düşüşlere zemin hazırlayacak. Şirketler TL kredi ticari kullanmak istiyorlarsa BDDK’nın getirdiği sınır kadar döviz varlığı olmak zorunda. Sınır ise şirketlerin döviz varlıklarının 15 milyon TL’yi aşmaması. Eğer 15 milyon TL’yi aşıyor veya şirketin cirosu ile aktif büyüklüğünün yüzde 10’undan fazla dövizi varsa bu şirketler TL kredi kullanamayacak. Nakit döviz varlığının TL karşılığının tutarı 15 milyon TL’yi aşmayan şirketler ise ‘sınırı aşmama taahhüdü’ vererek TL kredi kullanabilecek” ifadelerini kullandı. 

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak açıklamasına şöyle devam etti:

BDDK aldığı bu son kararla işletme ihtiyaçları ve işlerini yürütebilmek için TL kredi kullanmak isteyen, ihracata veya iç pazara dönük üretim yapmakla birlikte bu üretim için ithal girdi kullanmak zorunda olan şirketleri döviz varlıklarını satmaya veya bozdurmaya zorluyor. Bu koşul sanayiciye, ihracatçıya, imalatçıya dayatılırken, 15 milyon TL kriterinin hangi ölçüye dayandığı belirsiz. Şirketlerin krediye erişimini zorlaştıran bu adımlar, ekonomik aktiviteyi, üretimi, iç talep ve istihdamı olumsuz yönde etkileyerek her alanda zincirleme olarak negatif süreçleri tetikleyecektir.

17,55’TEN DÖVİZ BOZDURUP DÜŞÜNCE YENİDEN ALDILAR!

Geçtiğimiz yıl 21 Aralık’ta 18,50 TL’ye yükselen dolar kuru ardından alınan KKM hesabı kararına benzer bir operasyon yeniden devreye sokulurken, karar sonrası gelen satışlarla dolar/TL kuru 17,55’ten 16,50’ye geriledi. Yeni bir ‘içeriden bilgi ticaretiinsider trading’ sürecinin yaşanmış olması kuvvetle muhtemel. BDDK kararını önceden öğrenen bazı kesimlerin 17,55’ten döviz bozdurup, birkaç saat içinde daha düşük kurdan daha yüklü miktarlarda dolar alımına gittikleri dile getiriliyor. 

Hatırlanacağı gibi 21 Aralık KKM operasyonu öncesinde kamu bankalarının arka kapı yöntemiyle saatler içinde 6,5-7 milyar dolar satmaları sonrası dolar/TL 18,50’den 11,50’ye düşmüştü. KKM planını önceden bilenler açısından 18,50’den doları bozdurup, 11,50’den geri alma olanağıyla saatler içinde milyarlarca dolar haksız kazanç elde etme yolu açılmıştı.  

Kur Korumalı Mevduatın (KKM) kur üzerindeki etkisinin giderek azaldığı, kurları düşürmek için iktidarın umut bağladığı GES’te (Gelire Endeksli Senet) ise talebin 89 bin kişide ve 6,6 milyar TL’de (350 milyon dolar) kalması, döviz arzı sıkıntısını had safhaya çıkartarak kur artışlarının hızlanması ihtimalini güçlendirdi!

YOLUN SONUNA YAKLAŞTIĞINI VE ÇARESİZLİK İÇİNDE OLDUĞUNU GÖSTERİYOR! 

BDDK’nın döviz varlığını bozdurmayan şirketlere TL ticari kredi yasağı getirmesi yabancı yatırımcıyı iyice ürkütecek, Türkiye’den döviz ve sermaye kaçışını hızlandıracaktır. BDDK’nın aldığı bu karar; iktidarın iyice tıkandığını, para-döviz-faiz politikalarında yolun sonuna yaklaştığını ve çaresizlik içinde olduğunu gösteriyor! 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aldığı yeni kararla dövizin sistem dışına çıkmaya yönelmesi, bankalardaki döviz hesaplarından çekişlerin hızlanmaya başlaması, kaçınılmaz olacaktır. Böyle bir süreç bankacılık sektörü üzerindeki sarsıntıları da şiddetlendirecektir. 

HESAPLAR YİNE KISA SÜRELİ OLACAKTIR

İktidar, ekonomide bozulan dengeleri düzeltmekten kaçınarak zorlayıcı kararlarla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Hesapsız, öngörüsüz alelacele çıkartılan bu düzenlemelerin reel sektöre, sanayiye, ihracata dönük üretim yapan şirketlere ağır hasar vermesini ve mali tablolarına darbe indirmesi ihtimalini göz ardı ediyor!

BDDK’nın bu son kararıyla kurların düşürülmesi, TL’ye değer kazandırılması yönündeki hesaplar yine kısa süreli olacaktır. 

Kurlardaki gerilemenin kalıcı olması veya daha aşağı inmesi oldukça güç görünürken, MB rezervlerinin swap hariç eksi 62 milyar dolara düşmüş olması da bu güçlüğü artıran etkenlerin başında geliyor. 

Kurları kontrol etmek için satılan milyarlarca dolarlık rezerv yerine konulamadığı için iktidar, şirketlerin banka hesaplarında tutulan döviz varlıklarına göz dikerek, ciddi tehlikelere neden olacak bir yola girdi.

En az 6 ay vadeli KKM hesabında dövizini bozdurarak tutan şirketlere sağlanan Kurumlar Vergisi muafiyetinde KKM’lerin vadesi ay sonunda doluyor. 

BDDK’nın şirketlerin KKM’den çıkarak dövize yönelmelerini engellemeyi de amaçlayan bu adımı, TL ticari kredi yasağını devreye sokması, içeride can havliyle girişilen döviz yaratma çabası giderek panik ve endişeyi artırarak gerek bireylerin gerekse şirketlerin döviz hesaplarını boşaltarak sistem dışına, kayıt dışına çıkmalarını hızlandıracaktır.

BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN RİSKLERİNİ ARTIRACAK

Tıpkı ihracatçılara TL reeskont kredisi için yüzde 30 döviz bozdurma ve bir ay döviz satın almama koşulunun getirilmesi gibi, 15 milyon TL karşılığı üzerinde döviz varlığı bulunan şirketlere TL Ticari Kredi kullanma yasağı getirilmesi de yanlış, çok riskli ve hızla geri dönülmesi gereken bir adımdır. İktidarın daha büyük döviz ve kur krizine sürükleyecek bu yanlıştan süratle dönmesi ülke çıkarlarına uygun olandır.

Yurtiçi yerleşiklere ait bireysel ve kurumsal döviz varlıklarına göz diken iktidarın bu adımı döviz varlıklarının sistem dışına çıkmasına, sermayenin yurt dışına kaçmasına zemin hazırlayarak bankacılık sektörünün risklerini artıracaktır!

FAİZ İNDİRİMLERİ SONRASI DOLAR KURU 8,50’DEN 18,50 TL’YE ENFLASYON YÜZDE 19’DAN YÜZDE 34’E YÜKSELDİ

Hazine ve Maliye Bakanının mayıs ayında bütçe fazlası verildiğini ve performansın çok iyi olduğunu söylemesinden beş gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM’ye EK BÜTÇE tasarısı gönderdi. Gelinen noktada iktidarın bir bütçe yapma becerisinden bile yoksun olduğu, 6 ay sonrasını öngöremediği tescillendi!

İktidarın tüm uyarılarımıza rağmen TBMM’den geçirdiği 2022 bütçesi 6 ayda iflas etti! Geçen yıl meclise sunulan 1 trilyon 751 liralık 2022 bütçesi daha genel kurulda görüşülürken, CB Erdoğan talimatıyla yapılan faiz indirimleri sonrası dolar kuru 8,50’den 18,50 TL’ye enflasyon yüzde 19’dan yüzde 34’e yükselmişti. Oysa iktidarın 2022 bütçesinde öngördüğü enflasyon Orta Vadeli Program çerçevesinde yüzde 9,8, ortalama dolar kuru öngörüsü 9,20 TL idi. Tüm bütçe hesapları buna göre yapılmış, ödenekler buna göre belirlenmişti. Dolayısıyla daha bütçe yürürlüğe girmeden tüm hedefleri, hesapları sapmış, geçersiz ve boş bir belgeye dönüşmüştü.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda geçen hafta iktidar ittifakının kabul ettiği ek bütçeyle eklenen toplam ödenek 1 trilyon 80 milyar 515 milyon lira. Diğer deyişle bir yıl için 1 trilyon 751 milyar TL’lik 2022 bütçesinin yüzde 73’ü tutarında. Böylesine büyük bir hesap hatası, bu kadar yüksek bir sapma, dünyanın en geri kalmış ekonomilerinde bile makul görülemez. Sonbaharda yeni bir ek bütçe ya da ek borçlanma talebiyle TBMM önüne gelmeleri hiç de şaşırtıcı olmaz!

FAİZE AYRILAN TUTAR 369 MİLYAR TL

Ek bütçede mal ve hizmet alımı giderlerine 86,7 milyar, 240 milyarlık faiz giderleri ödeneğine 89 milyar ilave yapılıyor. CB Erdoğan’ın faiz indirimi ısrarı ve ‘faizleri daha da düşüreceğiz’ iddiasına karşılık, ek bütçeyle birlikte faize ayrılan para 329 milyara yükseltiliyor. 

Gerçekte Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesap sahiplerine ‘kur farkı’ adı altında yapılan faiz ödemeleri için ek bütçeye 40 milyar TL ödenek konulduğu dikkate alındığında, faize ayrılan tutar 369 milyar TL’ye ulaşıyor. Üç aylık ilk vadelerin mart ayında dolmasından bu yana mart, nisan, mayıs aylarında KKM hesaplarına bütçede karşılığı olmaksızın yapılan ödeme tutarı 21,1 milyara ulaştı. 

İktidar ek bütçeye KKM kur farkı ödemeleri için 40 milyar TL ödenek koyarak, bugüne kadar yapılan kur farkı ödemelerinin hukuksuz, bütçe yasasına aykırı ANAYASA SUÇU olduğunu kabul ve itiraf etti.  Halkın vergileriyle oluşan bütçeden yasa dışı harcama ve ödeme yapmanın paniğiyle ek bütçeye kur farkı ödeneği koyarak kendini kurtarma, kılıf uydurma derdine düştü.

İktidarın ek bütçe ve maaş zamlarıyla bir seçim tahkimatı yapmaya yöneldiğini öngörmekteyim. İktidar, ek bütçe ve maaş zamlarının yanı sıra bedelli askerlik affı, üniversite affı vb. düzenlemelerle de seçim hazırlıklarında gençlerin gözünü boyayıp yanına çekmeyi planlıyor. 

TALEP TOPLAMA SÜRESİ 22 HAZİRAN’DA DOLDU

Kaynak bulmakta tıkanan iktidar ve ekonomi yönetimi, Gelire Endeksli Senet icadıyla parası-dövizi olanlara yüzde 23 faiz vaat ederek, kamu kurumlarının hazine ve bütçeye aktarmaları gereken kazançlarını satarak para toplamaya çalıştı. Başlatılan talep toplama süresi 22 Haziran’da doldu. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın taze kaynak tıkanıklığını aşmak ve döviz kurlarının yükselişini frenlemek için faiz + kur farkı ödeme garantili Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabından sonra piyasaya sürdüğü yeni icadı Gelire Endeksli Senet (GES) satışı da fiyaskoyla sonuçlandı. 

Gerçek kişilere satılacağı açıklanan GES’le döviz mevduatı, altını olanların bunları bozdurması, TL mevduatı olanların GES’i tercih etmesi umuluyordu. 

Üç aylık dönem kazancının yüzde 5,32, yıllık bileşik faiz kazancının yüzde 23,04 oranında garanti edildiği GES için 15-22 Haziran arasında yürütülen talep toplama süreci geçen hafta sona erdi. 

Hazine ve Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada 24 Haziran 2022 valörlü, 23 Aralık 2022 itfa tarihli, 6 ay vadeli GES ihracında 83 bin 816 bireysel yatırımcının talep toplamının 6 milyar 556 milyon TL olduğu belirtildi.

EK BÜTÇEYE KONULAN 40 MİLYAR LİRALIK ÖDENEK AŞILACAK

Aralık ayından bu yana 1 trilyon TL’ye yaklaşan KKM hesaplarına karşılık GES ihracının 6,6 milyar TL’de kalması iktidar ve ekonomi yönetimi adına gerçek anlamda bir ekonomik-mali bozgun. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin CB Erdoğan’a GES satışları sonrasında döviz kurlarının en az 5-6 TL düşeceğini ilettiği şeklindeki haberler iktidar medyasında yer almasına karşılık fiyaskoyla sonuçlanan GES ihracı sürecinde aksine kurlar yükselişine devam etti. Kaldı ki, kur farkı ve faiz garantisiyle uygulamaya konulan KKM hesaplarında bile hesap açtıranların sayısının 1 milyona, hesaplardaki tutarın 1 trilyon TL’ye ulaşmasına karşılık döviz kurları ancak üç ay tutulabildi. Üç ay boyunca MB ve kamu bankalarının milyarlarca dolarlık döviz satışlarıyla 14,50 TL’de tutulmaya çalışılan dolar/TL yeniden tırmanışa geçerek mayıs ortasından bu yana 17,50 TL’ye yükseldi. Resmi enflasyonun TÜİK’in verileriyle yüzde 73,3 olduğu bir ekonomik ortamda yıllık yüzde 23 faizle parası-dövizi olanların GES almaya koşacağı, döviz kurlarının 5-6 lira düşeceği hayalini öne süren iktidar ve ekonomi yönetimi, bir kez daha ne kadar çaresiz olduğunu gösterdi. KKM’nin hazine üzerindeki yükü giderek artarken, ek bütçeye konulan 40 milyar liralık ödeneğin de aşılacağı açık. 

Hazinenin bir haftada 10-16 milyar TL borçlandığı dikkate alındığında, KKM’den sonra GES de fiyaskoyla sonuçlandı. Resmi enflasyonun yüzde 73 olduğu bir ortamda ‘getiri’ adı altında MB faizinin yaklaşık iki katı faiz vaadini parasıdöviz olanlar ciddiye almadı!