Toprak: “AİHM kararlarını uyulmaması Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına varabilir!”

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarını uygulamadığı için Türkiye hakkında ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) İhlâl’ süreci başlatılacağı uyarısında bulundu. AİHM’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki ‘hak ihlali ve tahliye’ kararlarının derhal uygulanması çağrısını yineleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin böyle bir süreci başlatması Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasına kadar varabilir!” dedi.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi daha önce yaptığı toplantılarda Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın yargı kararlarına rağmen keyfi olarak tutukluluklarının devam etmesi halinde Türkiye için bazı hukuki yaptırımların söz konusu olacağı uyarısında bulunmuştu” ifadesini kullandı.

Toprak yaptığı açıklamada şunlara değindi:

"AİHM kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM tarafından 10 Aralık 2019 tarihinde açıklanan ve bu yıl Mayıs ayında kesinleşen Osman Kavala kararının (hak ihlali, keyfi tutukluluk ve derhal tahliye) uygulanmadığına dikkat çekti. Benzer durumun Demirtaş hakkındaki AİHM kararı için de söz konusu olduğu vurgulanırken, AİHS’nin 46. Maddesindeki prosedürün işletilmeye başlanacağını bildirdi. AİHS'nin 46'ıncı maddesi, sözleşmeye taraf olan ülkelerin AİHM kararlarını uygulama taahhütlerini ve kendilerini bu yargı kararıyla bağlı sayma sözünü içeriyor.

Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi üyesi bir devletin bir AİHM kararını yerine getirmemekte direnmesi halinde, AİHS'nin 46'ncı maddesinin 4'üncü paragrafı temelinde ve 3'te 2 çoğunlukla (47 devletten en az 32'si) o devleti AİHM'ye topluca şikâyet edebiliyor.

- AİHM de aynı maddenin 5'inci paragrafı temelinde bu başvuruyu inceliyor ve karara bağlıyor. İhlal tespitinde bulunursa, o ülkeyi mahkûm ediyor ve o ülkeye karşı alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı Bakanlar Komitesine gönderiyor."

KOMİTE, ANKARA'YA ÖNLEM ALMA ÇAĞRISI YAPTI

"Bakanlar Komitesi toplantısı ardından yapılan açıklamada Türkiye'de Nisan sonunda yürürlüğe giren İnsan Hakları Eylem Planı'na da işaret edilerek, yargı bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefleyen planın genel olarak olumlu bir etkisinin görüldüğü, ancak yargıyı yürütme organının aşırı etkisinden korumaktan uzak olduğu ifade edildi. Komite, Ankara'yı özellikle Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun yapısal bağımsızlığını Avrupa Konseyi standartlarına uygun hale getirmek için önlem alma çağrısı yaptı.

AİHM, yaklaşık dört yıldır cezaevinde bulunan Osman Kavala tarafından açılan davada, Osman Kavala hakkındaki suçlamaları kanıtlayamayan Türk hükümetine Kavala'nın "derhal serbest bırakılması" çağrısında bulunmuştu.

- Türkiye'nin AİHM'nin 5. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 18. Maddesini ihlal ettiğine hükmeden mahkeme, Kavala'nın makul şüphe olmadan siyasi sebeplerle tutuklanması ve Anayasa Mahkemesi'nin başvuruyu makul bir sürede incelememesi nedeniyle AİHS’nin ihlal edildiğine karar vermişti."

“KAVALA İÇİN DENETİM SÜRECİ BAŞLATTI, DEMİRTAŞ DOSYALARINI DAİMİ GÜNDEMİNE DAHİL ETTİ”

Toprak açıklamasına şöyle devam etti:

"AİHM kararının kesinleşmesine rağmen Kavala'nın serbest bırakılmaması üzerine, Kavala dosyası AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderildi. Bakanlar Komitesi, Kavala kararı için denetim süreci başlattı ve Demirtaş dosyalarını daimi gündemine dahil etti.

Türkiye mahkum olursa, Avrupa Konseyi’nden ihraç edilmek de dahil bir dizi hukuki, siyasi, mali, insani, yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Türkiye’nin AİHM’de mahkûm edilmesi uluslararası alanda saygınlık kaybı yanında, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı olmayan, temel hak ve özgürlüklerin olmadığı, insan haklarına riayet edilmediği, antidemokratik bir ülke sıfatını taşımakla karşı karşıya kalabilir. Bu da ülkemiz açısından çok ciddi anlamda onur kırıcı, dışlayıcı bir konum olacaktır!"