Toprak: “Adalet Yürüyüşünü ilk seçimde halkın oylarıyla sonlandıracağız"

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte 25 gün yürüyen İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Bu yürüyüş hukuksuzluk döneminin kırılma noktasıydı, meşale yakıldı ve adaleti kaybeden herkese ümit verdi” dedi.

Toprak, “Bir sonraki seçimde iktidar Anayasa'yı tek başına değiştirecek çoğunluğu kaybetti. Yerel seçimlerde ise büyük şehirler iktidardan alındı. Bu sonuçlar adaleti yok edenlere, adaleti arayanların tepkisidir. İlk seçimde ise Türkiye hem dünya hem de 83 milyon ile barışacak. 2017'de başlayan yürüyüşe son nokta konulacak'' ifadelerini kullandı.

Yeni Soluk

Adalet Yürüyüşü, adaletsizliklerin ulaştığı boyutlara dikkat çekme eylemi, partili kimliğin dışında en geniş kesimleri, en insani bir taleple buluşturan kitlesel bir eylemdi.

Adalet Yürüyüşü ile ilgili ilk söyleşimizin konuğu CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul 3. Bölge Milletvekili Erdoğan Toprak. Adalet yürüyüşünün yıldönümü dolaysıyla gündeme dair soruları yanıtlayan Toprak, o gün gündemde olan Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tutuklanacağı iddialarına, KHK’lardan tek adam yönetimine, İç politikada dış politikaya kadar birçok konuda gündeme dair çarpıcı değerlendirmede bulundu.

-Öncelikle adında ‘adalet’ olan belki de dünyanın gelmiş geçmiş en kitlesel yürüyüş eylemi denilebilecek bu duruma nasıl gelindi? İsterseniz hemen peşinden yapılan Adalet Kurultayı ile birlikte değerlendirelim.

Adalet Yürüyüşü, adaletsizliklerin ulaştığı boyutlara dikkat çekme eylemi, partisel kimliğin dışında en geniş kesimleri en insani bir taleple buluşturan bir adımdı. Adalet Kurultayı, bu toplumsal arayış çığlığının “ete kemiğe büründürülmesi” aşaması. Toplumsal yaşamın her alanına sirayet eden hukuksuzlukların, herkes tarafından hiçbir kısıt olmaksızın dillendirildiği, özgür bir forum, ortak akıl ve çıkış arayışı. Eğitimden spora, tarımdan iş ve çalışma yaşamına, toplumsal hakların, özgürlüklerin gaspından, siyasallaştığı apaçık ortada olan yargı kararlarının yarattığı mağduriyetlere varana kadar çok geniş bir yelpazedeki adaletsizlikler ortaya konuluyor.

ERDOĞAN GÜNLERCE TOPLUMDA BİR KARŞITLIK YARATMAK İÇİN ÇABALADI.

-Adalet Yürüyüşü ile başlayıp Kurultay ile devam eden sürecin, hukuka, insan hakları algısına yansımasını, karşılığını nasıl gözlemliyorsunuz? Hedeflediğiniz etkiyi yarattığınızı düşünüyor musunuz?

Tabii ki, yurt içinde ve yurt dışında çok ciddi yansımalar oldu. Giderek bu yansımalar ve etkileşimler daha güçlü dalgalara dönüşüyor. En başta Cumhurbaşkanı ve AKP sözcülerinin söylemlerinde bu yansımanın tedirginliğini gözlemek olanaklı. Adalet Yürüyüşü sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan günlerce toplumda bir karşıtlık yaratmak için çabaladı. Hiç birisinde beklediğini bulamadı. Aksine yürüyüş boyunca toplumsal destek çığ gibi büyüdü. Daha sonra benzer tavır Adalet Kurultayı için sergilendi ama bu kez inanç ve destek daha büyük oldu, beklentiler daha somutlaşmıştı. Adalet Yürüyüşü, 16 Nisan’daki referandum kampanyamız ve peşinden Adalet Kurultayı, bu getirilmek istenen yeni sistemin haksızlıkları, adaletsizlikleri daha da sistematik hale getireceğini, insanları köleleştireceğini gösterdi herkese.

-Uzunca bir zamandır Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehditkâr yaklaşımlar hatta saldırılar yaşandığına tanık olduk. Buradaki amaç nedir? Sonuç ne olur?

Sayın Genel Başkanımıza yönelik bu yaklaşımlar, Cumhurbaşkanının, hükümet medyasının tavrı, korkunun dağları sardığının işareti. Sayın Genel Başkanın tutuklanabileceğini ima eden haber ve yorumlarla, yazılarla yandaş medyada bir süreç başlatılmış ve akabinde Cumhurbaşkanı Antalya’daki AKP teşkilat toplantısında bunu bizzat dillendirmişti.

Bu iktidarın samimiyetsizliğini buradan anlayın. FETÖ’yü devlete musallat eden, kendileri. Son KHK ile de Cumhurbaşkanı, zamanın “Sır Küpü” MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı kendi himayesine aldı. Kendisine bağladı. Şimdi görüyoruz ki, yargı kendi kontrollerinde olunca, özel yetkili savcı ve mahkeme işi aslında AKP’nin çok sevdiği bir işmiş. Çıkartılan KHK’larda da bunu görmek olanaklı. Ankara’da özel yetkili Cumhuriyet Başsavcısı ve Özel Mahkeme görevlendirerek, muhalefet milletvekillerine, gözaltı, tutuklama, hapse atma gözdağı verildi. Cumhurbaşkanı ve başında olduğu AKP, tek partili sistem ve parti devleti peşinde koştu durdu. Muhalefetin siyaset alanını daraltmak için her şeyi yaptı. Milletvekili dokunulmazlığı, milletvekillerinin yargılanması usulleri, Anayasa’da, yasalarda, TBMM içtüzüğünde düzenlenmiş. Çıkarttıkları KHK’ların tümü anayasaya aykırı. Ama bunu söyleyecek Anayasa Mahkemesi nerde?

“YOLA ÇIKTIKLARIYLA DEĞİL, YOLDA BULDUKLARIYLA DEVAM EDİYORLAR”

-Siz, zamanla bu adalet talebine kamuoyunun katılacağına inanıyor musunuz? Bir planınız programınız var mı?

Gerek yürüyüşte gerekse Adalet Kurultayı’nda STK’lardan geniş bir katılım ve destek söz konusu oldu. AKP’nin kendi yaptırdığı anketlerde, Adalet Yürüyüşü’nün haklılığını gören geniş bir kitlenin varlığı ortaya çıkmıştı. Sürekli ayrıştırıcı tavır ve söylem artık AKP’lilere de inandırıcı gelmiyor. Bir zaman mağduriyet edebiyatıyla yola çıkan ama şimdi “Rabbena hep bana noktasına” gelen bir Erdoğan ve AKP üst yönetimi söz konusu. Kendi deyişleriyle, “yola çıktıklarıyla değil, yolda bulduklarıyla” devam ediyorlar.

Adalet Yürüyüşü ile başlayan adalet talebi, kurultayla devam etti…

En acil ihtiyaç adaletti, onunla başladık. Ardından ekonomi var, esnafın, işçinin, emeklinin yoksullaşması var. Milyonlarca taşeron işçiye verilen ama tutulmayan sözler var. İşadamlarının, yatırımcının güven sorunu var. Üniversite gençliğinin, ilk ve ortaöğrenim öğrencilerinin sorunları var. Üretemez hale gelen çiftçinin, besicinin sorunları var. Kadınlarımızın sosyal yaşamdan, iş hayatından dışlanması, şiddetle baş başa bırakılması sorunu var. Çocuklarımızın mağduriyeti, taciz ve tecavüzlerle sahipsiz bırakılması sorunu var. Yaklaşık 1,5 milyonu genç ve eğitimsiz, dil bilmeyen, 3,5 milyonu aşan Suriyeli sığınmacı ve ülkemizin geleceğine yönelik yaratacağı sorunlar var. Pandemi ve pandeminin getirdiği ekonomi durum var. Çevreye verilen zararlar var. Son örneğini denizlerimizde gördüğümüz müsilaj sorunu var. Füze sorunu var, NATO sorunu var. ABD’nin yeni seçilen Başkanı Biden ile sorunlar var. Kısacası var da var!  AKP sürekli başka gündemler yaratarak, bu sorunları örtmeye, gündeme gelmesini önlemeye çalışıyor. Oysa halkın gerçek gündemi bunlar.

https://yenisoluk.com/uploads/2021/06/22 (1)

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN RÖNESANSI”

Umutlu musunuz?

Adalet Yürüyüşüyle başlayan ve Adalet Kurultayı ile yeni bir aşamaya gelen bu süreci, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Rönesansı” olarak nitelendiriyorum. Cumhurbaşkanı ‘Parlamenter demokratik sistem bitmiştir’ dese de arzu ettiğini, aklındaki hayalini söylüyor. Bu millet tercihini, Cumhuriyetten, demokrasiden, çağdaş uygarlıktan, parlamenter demokratik sistemden yana olduğunu yerel seçimlerde 11 Büyükşehir’in yanı sıra yüzlerce belediyeyi CHP’nin yönetimine verdi. Bu ülke insanı kaç askeri ihtilal yaşadı bu hedeften bir adım dahi geri adım atmadı. Türkiye Cumhuriyeti Rönesansı ile kast ettiğim, Parlamenter Demokratik Sistemin geliştirilip, güçlendirilmesi, rönesansa tabi tutulması. Ortak akıl ve en geniş toplumsal uzlaşıyla bir Cumhuriyet Rönesansı Anayasası’nın yazılması. Şeffaf, insan haklarına saygılı ve onları anayasal güvence altına alan, Milletin Meclisinin millet adına egemenliği tecelli ettirdiği, yargısı tarafsız ve bağımsız, insanları mutlu ve gelecekten umutlu, herkesin birbirinin yaşam tarzına saygı duyduğu, inançların, kimliklerin, yaşam tarzlarının ve eşit yurttaşlığın, kimliklerin, anayasal güvence altında olduğu, bir Türkiye Cumhuriyeti Rönesansı. Temelinde adalet ve hukuk devleti üzerinde yükselen, sosyal devletin tüm kurum ve kurallarıyla yurttaşların hizmetinde olduğu, laikliğin, inanç ve ibadet özgürlüğünün en temel hakların başında ve anayasanın teminatı altında olduğu, insanları, kurumları dünyada itibarlı bir Türkiye Cumhuriyeti Rönesansı bu yeni aşamanın temel hedefi.

https://yenisoluk.com/uploads/2021/06/33 (1)

ÖNERGELERİ VERİYORUZ. İKTİDAR İTTİFAKININ OY BİRLİĞİ İLE ENGELLENİYOR, REDDEDİLİYOR

Son zamanlarda Mafya siyaset ilişkisi gündemden düşmüyor bu konuda sanırım Adalet Yürüyüşünde çokça dile getirilen bir konuydu?

Evet, artık Yeni Türkiye’de mafya konuşuyor, iktidar susuyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan, mafya elebaşının yaptığı suçlamalar ve kirli bağlantılar için ikinci suskunluk döneminden sonra, ‘Dış Güçler ve Muhalefet’ iş birliği ile bir organizasyon yapıldığını öne sürdü. Organize suç örgütü elebaşının CHP bağlantılı olduğu yalanına sarıldı. Bu arada Mafya Lideri’nin yakalandığına dair farklı iddialar gündeme getiriliyor!

Organize suç örgütü elebaşının itham ve suçlamaları, kirli bağlantıları teşhir eden ifşaatları karşısında önce birinci suskunluk döneminde 25 gün sonra konuşan Erdoğan, yayınlanmaya devam eden videolardaki vahim iddialar üzerine ikinci suskunluk dönemini geçen hafta partisinin grup toplantısındaki konuşmasıyla geçiştirdi. Bu süreçte kendilerine yakın medya ve köşe yazarlarına sızdırılan bilgilere bakılırsa, parti yöneticilerine, vekillerine ‘kimse konuşmasın’ talimatı vermiş.

Erdoğan, ortalığa saçılan kirin, çamurun, ayyuka çıkan kirli bağlantıların sorumlusunun muhalefet olduğu iddiasıyla yeni yalanlara sarıldı. Dış güçlerin ve muhalefetin mafya organizasyonunda kendisine ve partisine, iktidarına karşı işbirliği yaptığını öne sürdü.

Bizler bu iddiaların araştırılmasını devlet içindeki, devletle mafya arasındaki, siyasilerle organize suç örgütleri arasındaki var olduğu iddia edilen iş birliklerinin açığa çıkarılarak ülkenin ve devletin bundan arındırılması çerçevesinde araştırma önergeleri veriyoruz. İktidar ittifakının oy birliği ile engelleniyor, reddediliyor.

https://yenisoluk.com/uploads/2021/06/1 (9)

Son soru olarak; Adalet Yürüyüşü sırasında verilen bir mola sırasında sizin de içinde olduğunuz bir grup CHP’li vekili zeytin ekmek yerken fotoğraflamıştım. Size, “Birkaç çeşit sıcak yemek var, neden yemiyorsunuz da zeytin ekmek yiyorsunuz” diye sorduğumda, sizin bana cevabınız; “katılımcı konuklarımız var, bu sıcak yemek onlar için. Buradan bir kişi aç kalkarsa biz vicdanen rahat olamayız” demiştiniz.

Ben halen oradayım. Biz milletin vekiliyiz. Millet bizi Meclise onları temsil etmemiz için yolladı. O yürüyüşte de biz vekildik, yürüyüşün asilleri milletti Genel Başkanımız milletin ihtiyacını görüp bu yürüyüşü başlatmıştı. Bizimde görevimiz milletin bize verdiği yetki ile genel Başkanımızın yanında olmaktı, işte biz onu yaptık ve yapıyoruz. Aslolan bize yetki veren millettir. Önce onlar doyacak ki bizde işimiz yapmış olalım.

Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.