Tarih yargılamadan Şeyh Bedreddin’e sahip çıkmak
“Kanı helaldir, ama malı haramdır” fetvasının ardından18 Aralık 1416 tarihinde Serez Çarşısı’nda asılan Şeyh Bedreddin’i unutmak suçtur; hatırlamak ise “eğitim.” Derviş Kemal’e kulak verelim: “Bir kişi çarmıha diri çakılsa,/ Bir fidan kesilip yere yıkılsa,/Bir eğri ağaca urgan takılsa,/ Bedreddin’i hatırlayıp ağlarım.”
1400’lerinbaşında, Anadolu’da/Trakya’da/Balkanlar’da, feodal bir devletin egemenliği altındaki coğrafyada, temel üretim zemininde, belirleyici üretici güçler durumunda bulunan köylüler-çobanlar-zanaatkârlar Şeyh Bedreddin’in önderliğinde “isyan” ettiler. İsa-Musa-Muhammet şeriatına, bu şeriatı ideoloji edinen devlete/ devletin kurumlarına başkaldırdılar. “İlksel eşitlikçe toplum değerlerini” yeni bir yorumla yaşama geçirerek, tarihte “ilk kez” kapitalizmi ve sosyalizmi de “öteleyen” ve insanlığa kesin kurtuluş getirecek olan, özel mülkiyetin, sınıfların ve devletin olmamasıyla belirgin “kâmil toplumun” kurulmasına “cüret” ettiler.
Bizler Şeyh Bedreddin’i Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı”ndan öğrendik: Nazım Hikmet, isyanın geçtiği tarih kesitine, koğuşun demir parmaklıklarına yanaşan ve Tornacı Şefik’in gömleğini giyen Börklüce Mustafa’nın dervişlerinden birinin “ruhu” ile yolculuk etmişti. Biz ise Bedreddin’in kavga/düşünce dünyasına, “yaşamın sonuncu kaynağı olduğuna inanılan ve canı taşıdığı kabul edilen”, ondan bize ulaşan tek “kanıt” durumunda bulunan “kemikleri” ile seyahat edeceğiz. Kemiklerden oluşan “iskelet”, geriye taşındığında “bin bir can edinir, bin bir dona bürünür”; geçmişin orasında-burasında “bedensiz dolaşan ve beden beden” diye çığrışan Bedreddin müridlerini “uçurup” aramıza taşıyıverir. Bu aslında “söze gelmek/ sözle gelmek”, yeni bedenlerde “yorumlanmak”, yani “davranışa dönüşmek”, bu yolla geleceğe taşınıp “ölümsüzleşmek/ ölmeden evvel ölmek” ya da “yaşarken dirilmek” demektir.
Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı’nın sonuna eklediği Ahmed’in öyküsü, bu tasarıma çarpıcı bir örnektir. Ahmed’in dedesi ile muhabbet eden erenler, tok ve kararlı bir sesle şöyle der:
-İsa peygamberin ölüsü etiyle, kemiğiyle, sakalıyla dirilecekmiş. Bu yalandır. Bedreddin’in ölüsü, kemiksiz, sakalsız, bıyıksız, gözün bakışı, dilin sözü, göğsün soluğu gibi dirilecek. Bunu bilirim işte….. Bedreddin yine gelecek diyorsak, sözü, bakışı, soluğu bizim aramızdan çıkıp gelecektir, diyoruz..”
Tarih üzerine düşünmek, ölmüş-gitmiş olanlarımızı yeniden aramıza “taşıma” işidir. Bu yolla tarihe “sahip” çıkma girişimidir. Bunu sağlıklı yapamazsak ölmüş-gitmiş kimi alçakların “oyuncağı” olabiliriz; çünkü tarih, yalnızca “dürüstlerin” değil, “alçakların” da tarihidir.
Öyleyse durmayalım: Bedreddin’in bilincine-inancına “sahip” çıkalım, O’na “yeni beden” olalım ve O’nu aramıza “taşıyalım”; bize “rehberlik” etmesine olanak sağlayalım. Boşuna dememişler; “Yaşam, yaşayanlardan çok ölenlerden ibarettir”, diye.
Suskunluğumuz, ilgisizliğimiz “utanca”, giderek “suçluluğa” dönüşmeden Şeyh Bedreddin’i layık olduğu yere oturtmak, onu anlatmak; insanımıza, insanlığa tanıtmak, “temel yükümlülüğümüz” olmalıdır, diyoruz. Yükümlülüklerimizi yerine getirirken artık sözlerimize “susturucu” takmayacağız, çığlığımızı “yutmayacağız”, yaşamın içinde “ırmak” olup akacağız.
Kendisine bağlanan, “Yarin dudağından gayri her şey her yerde ortak olmak için” ileri haykırışıyla ütopyamız Rıza Kenti’ne çağrı çıkaran Şeyh Bedreddin’i anıyoruz ve Kızılbaş canlarımızı, devrimci yoldaşlarımızı 14 Aralık 2014 günü, birinci ayağını Cağaloğlu/ II. Mahmut Türbesi bahçesinde bulunan mezarı başında başlatacağımız, ikinci ayağını 21 Şubat 2015 Cumartesi günü idam edildiği Yunanistan/ Serez’de, üçüncü ayağını ise 22 Şubat 2015 Pazar günü Silivri’de gerçekleştireceğimiz etkinliğimize çağırıyoruz.
Serez Belediye Başkanlığı
Serez Tarih Vakfı
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
Silivri Belediye Başkanlığı
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı
Alevi Kültür Dernekleri
Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
İngiltere Alevi Birlikleri Federasyonu
Lozan Mübadilleri Vakfı
Şeyh Bedreddini gönüllüleri
Esat Korkmaz(Yazar-Araştırmacı)
Yeni Soluk
Yorum Yap