Suudi Arabistan her zamankinden çok daha cüretkâr

Suudi Arabistan, Türkiye’yi insanların bir konsolosluğun önünden öylece kaçırılabildiği bir ülke gibi gösterme fırsatı elde etmiş oluyor

Courtney Freer

Başarılı Suudi yorumcu Cemal Kaşıkçı Salı günü saat 1’de İstanbul’daki Suudi konsolosluğuna girdi. Yaklaşan evliliği için bazı evrak işlerini halletmesi gerekiyordu. O günden bu yana bir daha görülmedi.

Birgün‘ün aktardığı habere göre; Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın Çarşamba günü verdiği demece göre Kaşıkçı hala konsolosluktaydı. O esnada Reuters’da çıkan haberlere göre, Suudi yetkililer “Kaşıkçı’nın konsoloslukta olmadığını, gözaltına da alınmadığını” söylüyorlardı.

Kaşıkçı’nın durumuyla ilgili endişeler artarken Suudi basınında çıkan haberler, “İstanbul’daki konsolosluk Türkiyeli yetkililer ile işbirliği içinde çalışıyor ve Kaşıkçı’nın konsolosluktan ayrıldıktan sonra kayboluşunun detaylarını aydınlatmaya çalışıyordu.”

ABD Dışişleri Bakanlığından bir temsilci de olayları takip ettiklerini ifade etti. Kaşıkçı Eylül 2017’den beri ABD’de yaşıyordu ve Washington Post’daki yazılarıyla tanınan bir figür haline gelmişti.

Kaşıkçı’nın kaybolması pek de şaşırtıcı sayılmaz. İsim yapmış Suudi muhaliflerin tutuklanması duyulmamış şey değil. Kaşıkçı’nın yazılarında bizzat dile getirdiği üzere, Suudi Arabistan’da kalsaydı tutuklanması muhtemeldi.

Şaşırtıcı olan Suudilerin verdiği tepki: Tutuklamayı savunmaktan ziyade, suçu Türkiyeli yetkililere atma niyetindeler.
Yurtdışında tutuklanıp ülkeye götürülen başkaları da oldu ve geçmiş vakalar çok daha göz önündeydi. Örneğin, ünlü Suudi akademisyen ve eleştirmen Madawi Rasheed’in kuzeni Katarlı Nawaf Talal Rasheed Kuveyt’te tutuklanarak “Kuveyt ve Riyad arasındaki güvenlik anlaşmaları kapsamında” Suudi yetkililere teslim edilmişti.

Suudi aktivist Loujain El Hathloul da bu senenin başında benzer şekilde Birleşik Arap Emirlikleri’nde tutuklanmış ve Suudi Arabistan’a iade edilmişti. Ancak Kaşıkçı’nın tutuklanması, Körfez komşularından ya da müttefiklerden olmayan bir ülkede yapılan ilk tutuklama niteliğinde.

Yaşanan hadisenin Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki gerilimi tırmandırması muhtemel… Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ne dair anlaşmazlıklarda Türkiye ısrarla Katar’ın yanında saf tuttu. Ticari ilişkilerini geliştirdi ve abluka altında bulunan Katar ile askeri işbirliğini de kuvvetlendirdi.

Suudi yetkililerin Kaşıkçı’yı ilişkilerin hâlihazırda gerildiği bir ülkedeki Suudi konsolosluğunda tutuklayarak risk almış olması, Kaşıkçı’nın Riyad için gerçekten ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Kaşıkçı’nın Twitter’da 1,6 milyon takipçisi var ve geçmişte hem iktidardaki aile ile hem de Usame bin Ladin ile yakın ilişkiler kurmuştu.

Amerika’da da iyi tanınıyor – yani tutuklanmasının ABD-Suudi ilişkileri açısından da sorun yaratma ihtimali var. Tabii Trump yönetiminin Suudi müttefikine “insan hakları endişeleriyle” uzun süre baskı yapması pek olası değil.
Kaşıkçı’nın Washington Post’ta yayınlanan son yazısı Suudi Arabistan’da büyük hassasiyet taşıyan konulara yoğunlaşıyor: Yemen’deki savaşın bitirilmesi, Müslüman Kardeşler’in ılımlı profili, kadınların araba kullanmasına izin vermenin ötesinde siyasi reformlara duyulan ihtiyaç.

Üstelik son yazıları Arapçaya da çevrildi. Ali Şihabi’nin Kanada-Suudi Arabistan gerilimlerine dair yazısında yazdığına göre bu durum bilhassa tartışma konusu.

Kaşıkçı’nın tutuklandığı iddiası Suudi politikalarıyla bir bakıma uyuşuyor ve isim yapmış, uluslar arası camiada tanınan muhaliflerin bile güvende olmadıklarını, Suudi hükümetinin insafına kaldıklarını, dolayısıyla korunmaları gerektiğini gösteriyor.

Suudi devletinin Kaşıkçı’nın tutuklandığını kabul etmemesi, bunun yerine “üçüncü bir tarafın” sorumlu olduğundan söz etmesi gösteriyor ki, Suudiler önceki tutuklamalarda edindikleri kötü şöhretin en azından bir ölçüde farkına vardılar.
Tabii şu da çok önemli; Suudi Arabistan, Türkiye’yi insanların bir konsolosluğun önünden öylece kaçırılabildiği bir ülke gibi gösterme fırsatı elde etmiş oluyor.

Suudi yetkililerin önümüzdeki günlerde yapacakları açıklamalar, Kaşıkçı’ya ne olduğunu anlamamız açısından ve Suudilerin “yurtdışındaki muhalifleri” tutuklama politikasının hangi yöne gideceğini görmemiz açından büyük önem taşıyacak.

Çeviren: Fatih Kıyman
Kaynak: The New Arab
https://bit.ly/2BZrsbQ