ABD-İran ateşkesi çatırdıyor: Körfez’de yeniden savaş alarmı
“Sümeyye Erdoğan’a Suikast” haberi hakkında bir karar daha
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ı, CHP kurumsal kimliğini ve CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’yi hedef alan “Sümeyye Erdoğan’a Suikast” haberine önemli bir mahkeme kararı daha verildi. T.C.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, o dönem Ethem Sancak’a ait olan Akşam Gazetesinin sorumlu müdürü hakkında verilen beraat kararını bozdu!
2015 Genel Seçimlerinden hemen önce, yandaş gazetelerin manşetlerinden: “Fuat Avni’den CHP’li Oran’a hem tehdit hem açık çek. Devleti dinliyoruz. Sızarsa ölürsünüz.”, “Paralel Örgütten CHP’ye Seçim Harçlığı”, “Sümeyye Erdoğan’a Suikast” gibi uydurma haberlerle “tetikçiliğe soyunan” yandaşlar aleyhine Umut Oran onlarca dava açmış ve komplonun açığa çıkarılması için hukuk mücadelesi vermeye başlamıştı.
‘İDDİA EDİLEN OLAYA’ DAİR HİÇBİR SOMUT DELİL YOK
Yıllar süren hukuksuzlukla ilgili olarak yandaş gazeteler defalarca tazminat ödemeye mahkum olmuş ve müfteri oldukları ispatlanmıştı. En son, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da “Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar vererek, Umut Oran’ı hedef alan kumpası ortaya çıkarmış ve yazışmaların sahte, haberlerin de yalan olduğunu karara bağlamıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı verdiği kararda: “Umut Oran’ı ‘suikast’ kelimesiyle aynı cümlede kullanan tüm yalan haberlerin ve sözde haber içeriklerinin gerçek dışı olduğunu, ‘var denilen’ Twitter yazışmalarının uydurulduğunu, ‘MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, TEM Daire Başkanlığı, İstihbarat Daire Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ raporlarına göre ‘iddia edilen olaya’ dair hiçbir somut delilin ve olası şüphelinin olmadığını tespit ederek ‘kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına’ karar vermişti.”
GAZETECİLER İSNATLARIN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRMAK ZORUNDADIR
CHP’li Umut Oran’ı hedef alan “iftiralarla” ilgili devam eden bir davada, o dönem Ethem Sancak’a ait olan Akşam’da “sorumlu müdür” olarak görev yapan gazeteci hakkında ise “beraat” kararı verilmişti. Kararı İstinaf Mahkemesine götüren Umut Oran ve avukatları: “Gazetecilerin ‘doğru ve güvenilir’ bilgileri sunma zorunluluğundan hareketle, hiçbir somut bilgiye dayanmadan, masa başında üretilen komploların “haber” olarak kabul edilemeyeceğini öne sürmüşlerdi. Mahkeme verdiği bozma kararında: “İfade özgürlüğünü kullanan gazetecilerin bu özgürlüğü kullanırken ‘Görev ve Sorumlulukları’ da vardır. İfade özgürlüğünün gazetecilere tanıdığı güvence, gazetecilerin gazeteci deontolojisine saygı içinde ‘doğru ve güvenilir’ bilgileri sunmaları anlamında, iyi niyetle hareket etmeleri koşuluna bağlıdır. Basının üçüncü kişiler hakkında ileri sürdüğü şeref ve itibarını zedeleyici nitelikteki olgusal isnatların doğruluğunu araştırma yükümlülüğü vardır. İfadelerin suç isnadı içermesi halinde yarışan değerler arasında dengeleme yapılırken masumiyet karinesinin de dikkate alınması gerekir. Temelden yoksun iftira niteliğindeki suçlamalara karşı cezai müeyyidelerin kabul edilmesi mümkündür.” diyerek gazeteci kisvesi altında, hiçbir somut veriye dayanmayan iftiraların hukuken koruma görmeyeceği ortaya konulmuş oldu.
ORAN: “TETİKÇİLİĞE SOYUNAN SÖZDE GAZETECİLER HESAP VERECEK”
Konuyla ilgili açıklama yapan Umut Oran: “Tam 2015 Genel Seçimlerinin öncesinde, Türk siyasi tarihinin en büyük komplolarından olan ve beni yıllarca hedef haline getiren kumpas, 7 yılın sonunda çöktü. Şimdi de gazetecilik kisvesi altında tetikçiliğe soyunan sözde gazetecilerin hukuk karşısında hesap verme dönemi başladı. Ancak bu mesele, komplonun arkasındaki gerçek güçler ve amaçları ortaya çıkana kadar kapanmamalı. Zira masa başında oturup, tamamen hayali ifadelerle ve sahte delil üretme girişimleriyle Türk milletini kandırmanın bir bedelinin olduğu görülmeli. Beni ve partimi hedef alan bu alçakça kumpasın bir benzerinin daha imal edilmemesi için konu tüm yönleriyle araştırılarak suçlular cezalandırılmalı.” dedi.
Bozma kararının aynı zamanda “gazetecilik, hiçbir somut delile dayanmadan iftira atmak değildir” anlamı taşıdığına işaret eden Oran, tüm gerçek gazetecilerin bu kumpas davasına ve 7 yılda yaşananlara taraf olması gerektiğini ifade ederek: “Gerçek gazeteciler, bu davaları dikkatle takip etmeli ve gazetecilik kisvesi altında ‘mesleğin etik ilkelerini” ayaklar altına alan bu sözde gazetecileri teşhir etmelidir. ‘Tetikçi gazetecilik’ diye bir gazetecilik türünün olamayacağını ve tetikçiliğe soyunan kişilere de gazeteci denilemeyeceğini en çok gerçek gazeteciler savunmalıdır. Aksi halde, Gazeteciliğin onuru korunamaz!” dedi.
“MÜCADELEM DEVAM EDECEK, GERÇEKLER TAMAMEN ORTAYA ÇIKACAK”
Umut Oran, “Ben, Türk milletinin bu davayı en başından beri ‘kumpas’ olarak gördüğünü biliyorum. Bana gittiğim her yerde gösterdikleri sevgiyi, güveni ve desteği asla unutmayacağım. Bu yüzden Türk milletine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bütün çabam, milletimin daha gelişmiş bir ülkede, huzur ve refah içinde yaşaması çabasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. Umut Oran, “Mücadelem, devam edecek. Gerçekler tamamen ortaya çıkacak.” dedi.
Yeni Soluk
Yorum Yap