Süleyman Çelebi’nin kaleminden Ahmet İsvan

Türkiye işçi sınıfı ve DİSK, bundan 4 yıl önce, demokratik yerel yönetim anlayışının İstanbul gibi bir metropol de yaşama geçirildiği halkçı bir belediye başkanını kaybetti. İsvan başkan unutulmadı, unutulmaz, unutulmayacak!

Tarihin veya hayatın öyle bir cilvesi ki bu, Ahmet Başkan 1977 1 Mayıs’ından tam 40 yıl sonra, 2017’nin 1 Mayıs’ında hayata gözlerini yumdu.  

Onun gerek siyaseten gerek yerel yönetimlerde ve gerekse bir insan olarak bıraktığı büyük boşluk yüreklerimizde dinmeyecek bir sızı olarak duruyor.

Türkiye’nin yakın tarihinin canlı tanıklarından ve iddia ediyorum ki tarihi yazan insanlardan biriydi Ahmet İsvan. 

94 yıllık bir ömre, bir değil birçok yaşamı sığdırabilmeyi başarmış, en zor zamanlarda bile gücümüze güç katmış, gerektiğinde nefes alamayacak kadar yoğun olduğu günlerde bile eylem alanlarında bizlere omuz vermiş bir büyüğümüzdü.

Ahmet İsvan bir Cumhuriyet çocuğuydu demeyeceğim, zira yaşıtıydı Cumhuriyetin. Akranıydı. Demokratik bir Cumhuriyetçiydi Başkan.

Ahmet İsvan bir görev insanıydı. Aldığı sorumluluğu zorluğu ne olursa olsun cesaretle, akılla, büyük bir beceriyle yerine getirirdi. İşte bu nedenle en zorlu görevlerde hep onun adı, damgası vardı.

CHP adayı olarak katıldığı 1973 seçimlerinde Adalet Partisi adayı Fahri Atabey'e karşı iki katından fazla oy alarak tarihi bir oranla (yüzde 63.6) İstanbul Belediye Başkanlığı’na seçildi. 

  • 1977 yılında fırıncıların fiyat tekelini kırarak halka ucuz, sağlıklı ekmek sağlamak amacıyla halk ekmek fabrikasını kuran da Ahmet İsvan’dı; 
  • 1 Mayıs 1977 katliamı esnasında gözünü kırpmadan polislerin arasına dalan ve coplanan, Taksim alanında tüm soğukkanlılığını koruyarak kitleleri toparlamaya çalışanlardan biri de İsvan’dı; 
  • 12 Eylül faşizminin zindanlarında Kasım 1980'den Ocak 1983'e kadar yaklaşık 27 ay hapiste yatan da yine Ahmet İsvan’dı.

Ahmet İsvan DİSK davasının tutuklularından biriydi. Evet bizlerle, yani dönemin DİSK yöneticileriyle “cürümdü”. 1 Mayıs 1977 katliamında olaylara adı karıştığı savıyla sıkıyönetim mahkemesindeki DİSK davasında yargılandı. Ve bu süreçte kendisiyle aynı davada yargılanma ve aynı koğuşta kalma, aynı komünde yer alma onuruna eriştim.

DİSK/Tekstil Sendikası’nın Genel Başkan Vekili ve DİSK Örgütlenme Daire Başkanıyken cezaevine düştüğümde hem birinci koğuşun hem de tüm 5 koğuşun da genel sorumlusu oldum. 

Nöbet çizelgesini ben hazırlardım. Her gün bir kişi koğuşu paspaslayacak, karavanayı getirip boşunu götürecek, çöp bidonunu koğuşun kapısına getirecekti. Aynı koğuşta yattığı halde bu listeye hiçbir zaman İsvan Başkan’ın ismini yazmamıştım. Bunu farketmiş olacaktı ki bir gün yanıma gelip kendisinin ne zaman nöbet tutacağını sordu. 

Onu şunu söylemiştim: “Başkanım DİSK sana nöbet tutturmaz!”

Çünkü O zaten demokrasi mücadelesine yıllarını vermiş bir demokrasi nöbetçisiydi…

Sevgili Dostlar

İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun, Ahmet İsvan’ın anısına bir sergi açması tarihsel bir “yüzleşme” olduğu kadar çok önemli bir vefa örneğidir de. 

40 yıl önce Ahmet İsvan’a zulmeden siyasi iktidarın bugünkü mirasçıları da Ahmet İsvan’ın bayrağını yere düşürmeyen bugünkü Başkanımıza katmerli zulmetmektedir. Öyle bir zulümdür ki bu, kendi koydukları yasalar dahi kendilerince çiğnenmekte, adalet adına adalet, hukuk adına hukuk, insanlık adına insanlık katledilmektedir… İnsanca bir yaşamı örmeye çalışan yerel yönetimlere yönelik yapılan şeytanın aklına dahi gelmeyecek oyunlarla İstanbul halkı da cezalandırılmaktadır.

Son olarak sevgili dostlar şunu vurgulamadan geçemeyeceğim.

Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemlerde Sayın Ekrem İmamoğlu ve benim koordinatörlüğümde Türkiye çapındaki ilk vefa ödülünü Ahmet İsvan’a biz vermiştik. O nedenle bugün açılan bu sergi aslında halkçı belediyeciliğin karanlığa karşı bir yüzleşmesidir de.

Süleyman Çelebi