Süleyman Çelebi İstanbul İl Başkanlığı adaylığı için ne dedi?

Eski DİSK Genel Başkanı ve 24. dönem CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Yeni Soluk Yayın Kurulu Başkanı Hasan Hınıslı’ya konuştu.

YENİ SOLUK ÖZEL

24. dönem CHP İstanbul milletvekili ve eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Yeni Soluk Yayın Kurulu Başkanı Hasan Hınıslı ile İstanbul İl Başkanı adaylık sürecini konuştu ve açıkca ‘Adayım’ dedi. Çelebi, CHP’nin geçmişte yaptığı hataları ve bugün ne yapması gerektiğini dobra dobra anlattı, 2 yılda 4 yıllık çalışma yapacaklarını ifade etti.

İşte Süleyman Çelebi’nin çarpıcı açıklamaları:

“İstanbul alınırsa Türkiye alınır” bu klasik bir söylem bunu herkes söylüyor. Önemli olan İstanbul nasıl alınır, nasıl bir projeyle alınır. Kongreye bir hafta bile yok. İlk başkanı daha öncesinden kendini ve projelerini anlatmalıydı, ilçe ilçe dolaşmalıydı. Eskiden böyledi, il başkanları örgütü dolaşarak projelerini anlatarak neredeyse mini bir referandum yapıp adaylığını açıklardı. Şuanda ne yazıkki partide kapalı bir devredeyiz. İstanbul, İzmir ve Ankara ile ilgili bazı iradeler ortaya çıktı. Ankara protokol merkezi, İstanbul şehir merkezi dolayısıyla bu şehirlere bakılınca genel başkan ile uyumlu çalışma durumu ortaya çıkıyor.

“GENEL BAŞKANLA GÖRÜŞTÜM”

Ben de genel başkanla görüşenlerden bir tanesiyim. Neden bu sürece kendiliğimden katıldığıma dair bir değerlendirme yaptık. CHP için İstanbul önemli dolayısıyla Türkiye önemli gibi klasik bir söylemle Türkiye’nin önemini geçiştiremeyiz. İstanbul alınmadan Türkiye alınmaz bu çok net!

“İSTANBUL NASIL ALINIR?”

İstanbul nasıl alınır? Bu işleri sloganla aşamayız. İstanbul şöyle alınır; mekik gibi bir çalışma neticesinde alınır ve ben bunun izdüşümlerini görüyorum. Genel başkana İstanbul İl Başkanlığı sürecini nasıl yöneteceğimi anlattım. İstanbul’da bir ‘Hayır’ iradesi var ve bu iradeyi Türkiye toparlayacak birkaç insandan birisiyim, bu konuda mütevazı değilim. Hayır iradesine daha çok ivme kazandıracak, daha geliştirecek, AK Parti seçmenlerini de sürece dahil edecek ve onların oyunu da alacak şekilde bir vizyonla çıkmamız lazım.

“İSTANBUL EMEĞİN BAŞKENTİ”

Bazıları unutsa da, bazıları terketse de, kim ne derse dedin İstanbul emeğin başkenti. Emeğin başkentinde bir emekçi olarak bu sürece dahil oldum. Benim bundan sonra kariyer yapma hesabım yok. Ben gençlik kollarından başladım, PM üyelikleri ve milletvekilliği yaptım, partide gelmem gereken her yere geldim. Benim için en onurlu olan; DİSK genel başkanlığı yaptım. Buradaki iddiam şurdan geliyor; herkes Taksim konuşuyor ama Taksim öyle birden gelişmedi. Taksime yeniden çıkarken, yeniden elde ederken, bir mücadele sonucu hedefler koyduk ve dedik ki biz Taksim’de olacağız! Ben bunu DİSK genel başkanı olarak seçildiğimde 2007′ yılında dedim. Ve orayı yeniden kazandık, 2007 yılından beri Taksim’deyiz.

“2 YILDA 4 YILLIK ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

İstanbul için de bir hedefim var ve bu hedef için 4 yıllık çalışmaya ihtiyacımız var. Diyeceksiniz seçimlere 2 yıl varken nasıl 4 yıllık bir çalışma; gecemizi gündüzümüze katarak 2 yılda 4 yıllık çalışma yapmalıyız.. Yeniden çizmelerimizi giydiğimiz bir mücadele hattını buradan örmeye ihtiyacımız var. AK Partiye oy veren, diğer partilere oy veren emekçilere doğru ve samimi mesajı verirmeliyiz, emekçilere ihtiyacımız var. Yetmez. Benim her kesimle; sanatçı, aydın, bu ülkenin mağdurlarıyla iyi bir diyaloğum var. Milletvekilliği dönemimde de hepsinin kendimce sesi oldum. O gün anlattıklarımın hepsi bugün tek tek ortaya çıkıyor.

“YÖNETİCİLER BU MEVKİYİ SİYASİ KARİYER BASAMAĞI OLARAK GÖRMEMELİ”

İlde görev alacak il başkanı ve il yöneticileri bu mevkiyi siyasi kariyer basamağı olarak görmemeli. Benim il başkanlığı sürecim başlarsa bu 2 yıllık dönemde il yönetiminde olan kimse ne belediye meclis üyeliğine ne de milletvekilliğine aday olmayacak. Süreçte odaklandığımız nokta tamamen örgüt ve alan çalışması olacak. İlçe başkanları ile bir uzlaşı sağlanırsa onlardan şunu isteyeceğim; TÜRK-İŞ’den, DİSK’den, KESK’den, TMMOB’dan, Barolar Birliği’nden, bir arkadaşımızı isteyeceğim ve dolayısıyla bütün toplumsal kesimleri kucaklayan bir il yönetim yapımız olacak. Demokratik kitle örgütleriyle ilişkisi olan bir yapı kurmaya ihtiyacımız var. Bu fotoğrafın ilk parçası ancak bunun devamı da olacak, bu bütün demokratik kitle örgütlerini kapsayacak şekilde olacak. Bu arkadaşlarımızın hepsi zaten partili, bunlar uzaydan gelen insanlar değil bu partiye emek vermiş insanlar. Örgütümüzün içinden çıkan yapılar olacak.

Örgütün bütün yapılarını, ilçelerini harekete geçirmeye ihtiyacımız var. Kadın kolları, gençlik kolları, ilçe yönetimi için sürekli yarışanlar sahaya çıkınca yüzde 10 düzeyinde bile olmuyor. Eğer bir örgütsek ve bir örgüt disiplini içinde davranacaksak benim eylemimde, ilin ortaya koyacağı eylemlerde bu kadroların tamamını göremiyorsam, onlara ilişkin elbet yaptırımlarımız olacak. Net söylüyorum, burası tribünden seyretme, camdan seyretme, makam mevki yeri değil! Burası mücadelenin hakkını verme yeridir. Eğer mücadele hakkına katılmayacaklarsa kenara çekilsinler başkaları katılsın.

ÜYELERİMİZİ HAREKETE GEÇİRECEĞİZ

3 bin üyesi olan ilçemizde kongre 67 kadınla yapılıyor. Bunları görmeden işler çok iyi gidiyor diyorsak devam edilmeli. Ben yaşamım boyunca mücadele ettim, bedel ödedim ve yeni bir bedele kendimi hazırlıyorum. Baktığın zaman rahatım, rahatımı bozacağım, 24 saat çalışacağım değil, 6-24 çalışacağım. İşe 6’de başlayıp saat 24’de bırakacağım. Bazen 1’i bulur bazen sabahın 3’ünde bir iş çıkar bir eylem gerekirse bunları yaptım, yaparım. Kamuoyunun oluşacağı her sürece dahil olurum. Doğru yöneteceğime inanıyorum.

SAYINLARI BIRAKMALIYIZ

Bu partide sevgi sorunu var. Artık sayınları bırakmalıyız. Sayın genel başkan, sayın il başkanı olmamalı; sevgili başkan, sevgili parti yöneticileri olmalı. Sevgiye ihtiyacımız var. İl başkanı olursam ilk yapacağım icraat sevgi çemberini kurmak olacak. Sevgiyi kurmadan bu partiyi harekete geçiremeyiz.

BEN ADAYIM

Ben adayım, aday olmamın gereklerini çok net bir şekilde ifade ettim. Ama bu yetmez, adaylığımın arkasında örgütün durması halinde adayım. Örgüt o imzayı getirip evet senle yürümeliyiz diyorsa ben adayım. Örgüt istemiyorsa birbirimizi yormaya gerek yok. Son kez bir yere talibim, son kez bunu söylüyorum. Bundan sonra hiçbir göreve talip olmayacağım parti bana ne görev verirse yapacağım. Son kez bir sorumluluk ihtiyacı duyarak bu sürece kendimi dahil etmek istedim. Son kez burdan bir başarı çıkaracağıma inandığım için aday olmak istedim. Bu örgüt bu süreci haketmiyor, Türkiye; “Cumhuriyet’le, Atatürk devrimleriyle, Adalet’le” olan rövanşı geri almalı ve geri almanın yolu İstanbul’dan geçiyor.