Sosyal Medyada "Empati" Tartışması: Biricik Suden'den saldırıların ardından dalga geçer gibi paylaşım!

Türkiye’nin ortak acılarla sarsıldığı dönemlerde ünlü isimlerin tavırları büyüteç altına alınmaya devam ediyor. Mazhar Alanson’un eşi Biricik Suden, geçtiğimiz süreçte paylaştığı bir mesajla sosyal medyada adeta bir "duyarlılık" tartışmasının fitilini ateşlemişti.

"Kas Gelişimimi Riske Atamam!"

Toplumu yasa boğan olayların ardından neden sessiz kaldığına dair gelen eleştirilere alışılagelmişin dışında bir yanıt veren Suden, şu ifadeleri kullanmıştı:"Neden reaksiyonsuzsun sorusuna cevap vereyim: Kortizol seviyemi ve kas gelişimimi riske atamam! Negatif enerjiyle beslenmek yerine enerjimi daha yapıcı şeylere saklıyorum."

Bilimsel Gerçek mi, Duygusal Kopukluk mu?

Suden’in bu açıklaması, sosyal medya kullanıcılarını ikiye böldü. Bir kesim, yoğun stresin vücuda verdiği zarara (Kortizol hormonu artışı) dikkat çekmesini "dürüst ve rasyonel" bir yaklaşım olarak değerlendirirken; büyük bir kesim ise bu sözleri "toplumsal acıya karşı büyük bir duyarsızlık" olarak yorumladı.

Özellikle deprem gibi milli yas dönemlerinde halkın ünlü figürlerden beklentisi "bilimsel veriler" değil, "ortak bir dertleşme" oluyor. Suden’in bireysel sağlığını ön plana çıkaran bu tavrı, dijital çağda "aşırı bireyselcilik" ve "toplumsal empati" arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Tepkiler Dinmiyor

Haberin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte kullanıcılar; "Acının kortizolü mü olur?", "Spor salonundan dünyayı izlemek kolay" gibi yorumlarla tepkilerini dile getirmeye devam ediyor. Görünen o ki; Biricik Suden’in "yapıcı enerji" savunması, toplumun kolektif yas süreciyle pek uyuşmuyor.

https://yenisoluk.com/uploads/2026/04/00000

Biricik Suden’in "kortizol" çıkışı sadece bir sosyal medya tartışması olarak kalmadı; aynı zamanda modern dünyada "ünlü-toplum ilişkisi" üzerine yeni bir tartışma başlattı. İşte krizin perde arkasındaki diğer başlıklar:

Sosyal Medya İkiye Bölündü: "Dürüstlük mü, Kibiri mi?"

Suden’in açıklaması sonrası dijital platformlar adeta bir muharebe alanına döndü. Tartışmanın iki ana cephesi oluştu:

"Herkes sahte gözyaşı dökmek zorunda değil. En azından dürüst davranmış ve kendi sağlığını koruyor. Sosyal medyada yas tutmak bir zorunluluk olmamalı."

"Mesele yas tutmak değil, üslup. İnsanlar canıyla uğraşırken 'kas gelişimim bozulur' demek, fildişi kuleden halka bakmaktır. Bu bir dürüstlük değil, empati yoksunluğudur."

Uzmanlar Ne Diyor? "Kortizol Bahanedir, Empati Şahane"

Psikologlar ve sosyologlar, bu tarz açıklamaların toplumsal travma dönemlerinde neden bu kadar büyük öfke yarattığını analiz etti. Uzmanlara göre; toplum büyük bir acı yaşarken, bir "kanaat önderinin" veya tanınmış ismin sadece kendi fiziksel konforundan bahsetmesi, "ikincil travma" etkisi yaratıyor. Yani kişi, yalnız bırakıldığını ve acısının küçümsendiğini hissediyor.

Mazhar Alanson Sessizliğini Koruyor

Gözler Biricik Suden’in eşi usta sanatçı Mazhar Alanson’a çevrilmiş durumda. Toplumsal hassasiyetleri yüksek şarkılarıyla bilinen Alanson’un, eşinin bu "bilimsel" savunması hakkında ne düşündüğü merak konusu. Ancak usta sanatçı, tartışmaların odağındaki eşine dair henüz bir açıklama yapmadı.

"Linç Kültürü" mü, "Haklı Tepki" mi?

Bu olay, sosyal medyadaki "iptal kültürü" (cancel culture) kavramını da tekrar gündeme getirdi. Bir kesim Suden’in fikir özgürlüğünü savunurken, diğer kesim toplumdan beslenen isimlerin, topluma borçlu olduğu duyarlılığı göstermesi gerektiğini savunuyor.