Siz bu satırları okurken bu satırların yazarı cezaevinde olacak!
FETÖ kumpasını yazdığı için 11 Mayıs’ta saldırıya uğrayan Yavuz Selim Demirağ, Cumhurbaşkanı’na hakaretten 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. Demirağ, “Ülkemizde muhalif olmak zor” dedi.
İşte Yavuz Selim Demirağ’ın ‘Mahpus çantası’ başlıklı bugünkü yazısı
“Siz bu satırları okurken ben de kapının arkasında hazır bekleyen çantamı alıp cezaevine girmiş olacağım. Suçum "Cumhurbaşkanına hakaret". Daha önce yazdım. FETÖ'cü polislerin kumpası ile tutulan fezleke, konuşma metninin kaseti bana verilmedi. Montajsız video izletilmedi. Karar gıyabımda verildi. Hakim dinlemedi bile. Talimatla alınan ifadeyi yeterli gördü. İstinaf Mahkemesi de hiç bir işlem yapmadan onayladı. Hasılı 11 ay 20 günlük ceza infaz edilecek. Bu arada devam eden sayısına yetişemediğim başka davalarda var.
250 binden fazla insanımız tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde yatıyor. Aralarında gazeteci arkadaşlarımızda var. Ben biraz daha şanslıyım. Sayılı gün gelip geçer. En azından kısıtlı olmayacağım...Okuyup-yazmaya devam edeceğim. Cezaevlerinin kuralları var. Çantanıza her şeyi doldurup götüremiyorsunuz. Kitaplarınızı bile tek tek kontrol edip "sakıncalı" değilse alabiliyorsunuz. 5 den fazlası da yasak. Maphus çantamın içinde 4 kitap var. Bir de taslak. Birinci kitap Mustafa Kemal Atatürk'ün "Nutuk"u defalarca okumama rağmen kaynak olarak her fırsatta elimin altında olmalı. Bir nevi güvencemdir. İkincisi Hasan İzzettin Dinamo'nun "Kutsal İsyanı" 5 ciltlik bu dev eserin birinci cildini alıyorum yanıma. Haftalık ziyaret esnasında diğer ciltleri de tek tek gelecek. Üçüncü kitap "İmamların Öcü" bu güne kadar 12 baskı yaptı. Düzletmelerini yapıp yeni baskıya hazırlamak için alıyorum yanıma. Aynı şekilde "Fettullah'a Selam Kumpasa Devam-At izi, it izi" isimli kitabımda yeni baskı hazırlığını tamamlamayı planlıyorum. Gelelim taslak kitaba. "Kumpas Mektupları"nı hazırlayalı çok oldu. Yayın için Eylül ayı bekleniyor. Son okumalarını mahpus damında tamamlayıp yayınevine yollayacağım. Bunları bitirince de belki kendi "Hapishane Günlüğü"mü kaleme almaya başlayabilirim.
Mahpus çantamda başka neler mi var? Üç adedi geçemeyen çamaşır. İki gömlek, bir pantalon bir de eşofman. Birer kazak ve hırka... Bir top A-4 kağıt. Üç kalem. Bir çift terlik... Kalp, şeker, tansiyon, kolestrol ilaçlarından oluşan poşetide ekledim. Çantanın fermuarını kapattım.
Birkaç gün kitap tanıtım yazılarımla idare edin. En kısa zamanda içeriden de yazmaya devam edeceğim.
Hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, adalete güvenin tazelenmesi dileğiyle... Sevgi ile kalın...”
Sözcü yazarı saygı öztürk bakın bu durumu nasıl kaleme aldı:
Yavuz Selim Demirağ, eski bir Harbiyeli. Askerlere kurulan “Balyoz” davasında yargılananların çoğu Harp okulundan arkadaşlarıydı. Onların duruşmalarını bir gazeteciden çok arkadaşları olarak izledi. Yeniçağ Gazetesi yazarı, Türkiyem TV'nin yöneticisi Yavuz Selim Demirağ, sessiz sedasız bugün Ankara- Kalecik Cezaevi'ne girecek. Hakkında verilen 11 aylık hapis cezasının bir bölümünü çekecek. Hakkında daha önce verilen hükmün açıklanması geri bırakılan bazı cezaları vedavaları da var.
KONUŞMASI SUÇ SAYILDI
Demirağ, 4 yıl önce Nazilli'de bir konferansa konuşmacı olarak davet edildi. Bir soru dokunulmazlıklarla ilgiliydi. Konuşması sivil iki polis tarafından kameraya alındı. Hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Demirağ, Ankara'da ifade verdi. Gıyabında yargılandı ve Cumhurbaşkanı'na hakaretten 11 ay hapis cezasına çarptırıldı. Demirağ hakkında rapor hazırlayan polislerden birisi FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Diğeri ise meslekten ihraç edildi.A Yavuz Selim Demirağ'a, “Askerlik mi yoksa gazetecilik mi zor” dedim. Karşılığı şöyle oldu: “Elbette gazetecilik zor.
Askerlikte görevini yaparsın. Ama gazetecilikte her şeyi konuşmak zor. Hele muhalif olmak alabildiğine zor. Bakın, yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele vermiş bir gazeteci olarak sırf gözdağı vermek için FETÖ'den gözaltına almışlardı. Yazmaya devam edeceğim. Bu konuda bir gram bile geri adım atmak yok.” 11 Mayıs'ta, Demirağ evinin önünde tanımadığı kişilerin sopalı saldırısına uğradı. Kanlar içinde GATA'ya kaldırıldı. Günlerce tedavi gördü. Demirağ “O saldırı da unutuldu” diyerek şöyle konuştu: “Saldırganlar saat 23.01'de yakalandılar, 01.03 de serbest bırakıldılar. Yani 2 saat 2 dakika. Kaburgam kırılmış, kafam kırılmış, dikişler atılmış hiçbir önemi yok. Ben şimdi cezaevine giderken onlar da beni dövdükleri için kahraman edasıyla dolaşıyorlar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu linç etmeye çalışan kişi serbest bırakıldıktan sonra elini öperken fotoğraf çektiren AKP adayları oldu. Yumruk atana kahraman muamelesi yapılıyor. O olaydan güç alanlar yazarlara da saldırıyor. Cana kast edenlerin talimatla serbest bırakıldığını düşünüyorsunuz. Çok üzücü bir durum
Yavuz Selim Demirağ, yazdığı ve konuştuğu için evinin önünde saldırıya uğramıştı.
‘CAN GÜVENLİĞİ YOK'
Gazeteciler adliyelerde yalnız insandır. Demirağ, yapılan saldırıları, açılan davaları şöyle yorumladı: “İsteniyor ki basın gerçekleri yazmasın. Asla iktidarı eleştirmesin. Eleştirenler susturulmak isteniyor. Ceza, tazminat davaları eksik olmuyor. Böyle devam edildikçe gazetecileri cezaevleri bekliyor. İşten çıkarmalar, baskılar, dövülmeler yaşanacak. Yazarın can güvenliği de olmayacak. Bugün cezaevine girdiğimde oradan da yazmaya devam edeceğim. Haksızlığa uğrayıp cezaevine girenlerin sesi oldum. Oradan da doğruları yazacağım. Susmayacağım.”
Yeni Soluk
Yorum Yap