Siirt’ten Ankara’ya uzanan yol…

Siirt il başkanlığından Parti Meclisine seçilen Nevaf Bilek Yeni Soluk’tan Münevver Metin’e konuştu. Bilek bir soru üzerine; “Sosyal demokrat bir partinin ön seçimi kaldırılmadı ki. Tüzükte yine ön seçim var. Bana göre sosyal demokrat bir partinin üye yazılımda bir sorun var. Bu daha gerçekçi duruyor. Bugün hala CHP’de aktif ve pasif üye yazılımı ciddi bir şekilde tartışılır. Sağlıklı bir üye yazılımının olmadığı bir partide sağlıklı bir ön seçim olayına ve demokratik olacağına inananlardan değilim. Bundan dolayı CHP’de üyelik sistemini baştan aşağı yenilemek lazım1 ifadelerini kullandı.

Nevaf Bilek ile tüm röportajlarımıza başlama sorusu olan “Siyasete nasıl başladınız?” sorusuyla başlıyoruz:

Ailenin geneli zaten siyasetin içindeydi. Ben 1989 yılında SHP’ye üye olduktan sonra başladım. 1993 yılında yeni demokrasi hareketine ilgi duydum. Söylemleri çok mantıklı ve ülkenin o dönemdeki koşullarına çare bulur durumdaydı. Sonradan bu hareket dağıldı. 2004 yılında CHP Siirt İl Başkanlığı’na atandım. 2007 yılında Siirt 1. Sıra milletvekili adayı oldum. Seçimde başarı sağlamadığımdan dolayı aktif olarak siyaseti bıraktım.  Ancak CHP içinde verilen görevi yapmaya devam ettim. 2010 yılında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra 37. Olağan Kurultaya kadar il başkanlığı ve son olağan kurultayda parti meclisine seçildim.

CHP 37.İktidar Kurultayında Adadolunun temsiliyetiden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasından bahsetti. Güneydoğu da il başkanlığı yapmış bir isim olarak CHP anahtar listesinde adınızı görünce şaşırdınız mı?

Tabiki benim için çok gurur verici bir durum. Partinin en üst kuruluna genel başkan tarafından aday gösteriliyorsunuz Anadolu temsiliyetinde iyi gelişme ayrıca görevde olan bir il başkanı olarak ve örgütten gelen biri Anadoludaki örgütleri bilen birisiniz bana ayrı bir heyecan verdi. İnşallah CHP’ye ve CHPlilere layık olmaya ve ülkeye hizmet yönünde başarılı olurum.

28 Nisan 2015 de genel seçimler sürecinde neden istifa ettiniz?

2015 genel seçimlerinde istifa etmemin sebebi milletvekili aday sıralamasında birinci sıradaki adayımızın partiyle hiçbir alakası olmayan bir şahsın gösterilmesidir. Ondan sonra anladım ki bu bizim istifa etmemiz için yapılmış. Ondan bir hafta sonra alınacağımız belli olmuştu bizim haberimiz yoktu. Bizimle beraber 10’a yakın il Doğuda alındı. Bunların büyük bir kısmı geri döndü ve bu alınanlar hala görevdeler. O dönem bölgeyi dizayn etmek isteyenler, temsil ediyor görünenlerin CHP’yi sağ görüşlü insanlara teslim etme planları vardı. Seçim sonucu fiyasko oldu ve bu proje suya düştü. Ondan sonra da bu tür bir çalışma genel başkanlık tarafından kabul görmedi.

Tüzük Değişikliğe gidilerek, Madde 52’ye ittifaklar hakkında sunuduğunuz önerge de yetki kimlere verildi?

Son tüzük değişikliğinde yaptığımız ya da düşündüğümüz olay ülkenin yüzde 51 barajının artık yasallaştığı bir Türkiye’de ittifakların seçimlerde önümüze çıkacağı belliydi. Biz de o zaman 16 il başkanı ve 92 kurultay delegesinin imzasının bulunduğu tüzüğümüzün 52. Maddesine bir ekleme maiyetinde olası bir ittifakta parti meclisinin kararıyla bazı yerlerde ön seçimsiz yetki vermekti. Nitekim son genel ve yerel seçimlerde bu ihtiyaç hasıl oldu. Kanımca bu önergeyle CHP’ye yönelimi güçlendirdi ve bugün bir millet ittifakı ortaya çıkmışsa yarın daha da büyüyeceğine inanıyorum.

Solyal demokrat bir partide neden milletvekilliğinin ön seçimle olmasına izin verilmiyor?

Sosyal demokrat bir partinin ön seçimi kaldırılmadı ki. Tüzükte yine ön seçim var. Bana göre sosyal demokrat bir partinin üye yazılımda bir sorun var. Bu daha gerçekçi duruyor. Bugün hala CHP’de aktif ve pasif üye yazılımı ciddi bir şekilde tartışılır. Sağlıklı bir üye yazılımının olmadığı bir partide sağlıklı bir ön seçim olayına ve demokratik olacağına inananlardan değilim. Bundan dolayı CHP’de üyelik sistemini baştan aşağı yenilemek lazım.

Doğu ve Güneydoğunun en büyük sorunu nedir?

Doğu ve Güneydoğunun sorunu değil sorunları olarak sormanız daha iyi. Bu sorunlar ekonomi ile beraber kalkınmışlık ve demokrasi. Bu iki temel sorun içinde en önemlisi demokrasi sorunudur. Bunun içini açtığımızda insan hakları ihlalinden tutun insanın yaşam biçimi ve kültürel yaşanmışlıklarının hepsi içine giriyor. Güneydoğu bölgesi 1970ten bu yana sıkıyönetim, olağanüstü hal ve zaman zaman lokal olarak sokağa çıkma yasaklarına kadar 42 yıldır demokratik kurum ve kuruluşlarının olmadığı bir bölge haline getirilmiştir. Bir insanı düşünün 42 yıldır demokratik bir ortamda yaşamamıştır. Bundan dolayıdır ki demokrasinin olmadığı yerde ekonomi de olmaz, Kalkınmışlık olmaz bu bölgeye yatırım yapmak isteyen bölge insanı yatırım yapmaz. Çok yakın zamanda bir hendek olayı yaşadık. Bölgede küçük burjuvazi bu bölgeyi terk etti. Mevcut iktidar bölgeyi gözden çıkarmış durumda ondan dolayı demokratik çözümler için ciddi adımlar atılmalı. Sermaye yeşerdiği yere gider. Demokrasi ve güvenliğin olmadığı bir yere gitmez. Her şeyin başı demokrasi, güven, barış ve huzurdur.